Haber Detayı

Para egemenliği için döviz yasağı
Serhat latifoğlu aydinlik.com.tr
20/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Para egemenliği için döviz yasağı

Para egemenliği için döviz yasağı

Geçen hafta içinde TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın deflasyon süreci ile ilgili açıklamalarında yastık altı tasarruflar gündeme geldi.

Sayın Karahan yastık altında 600 milyar dolar altın bulunduğunu açıkladı.

Türkiye ekonomisinin son 37 yılı, finansal liberalizasyonun yarattığı yapısal kırılganlıkların somut bir laboratuvarı niteliğindedir. 1989 yılında alınan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karar ile sermaye hareketlerinin serbest bırakılması, Türkiye’yi küresel finansal sisteme entegre etmiştir.

Uzun süre bu kanunun meşrulaştırılması için propaganda yapılmıştır.

Bu yasayla sözde sağlanan serbestlik ‘Türkiye’yi dışa açacak’, tasarrufların kayıt dışına çıkmasını engelleyecek ve yatırımlara dönüşmesini sağlayacak, büyük miktarda doğrudan yabancı sermayenin önünü açacaktı.

NEOLİBERAL AÇILIM SORUNLARI DERİNLEŞTİRDİ Ancak 37 yıllık tecrübe sonucunda 600 milyar dolar altın, 350 milyar dolar döviz 500 milyar dolar yurt dışı tasarruflar olarak toplamda neredeyse Türkiye GSYİH’si kadar sistem dışına çıkan bir tasarrufla karşı karşıyayız.

Ayrıca ‘serbest sermaye hareketleri ile’ Türkiye, kronik cari açık, yüksek enflasyon, kur oynaklığı, devalüasyon ve tekrarlayan finansal krizler sarmalına girmiştir.

Bu bağlamda, döviz tasarruflarının yaygınlaşması ve finansal sistem dışındaki varlık birikimi (yastık altı döviz ve altın) sadece bir sonuç değil, aynı zamanda sistemin işleyişini daha da bozan bir faktör haline gelmiştir.

PARA EGEMENLİĞİ VE DOLARİZASYON SORUNU Bir devlet, kendi para birimini ihraç edebildiği sürece finansal olarak kısıtlı değildir.

Ancak bu önermenin kritik bir koşulu vardır: ekonomik aktörlerin söz konusu para birimini fiilen kullanması.

Para egemenliği hukuki ve teknik olarak mevcut olsa da özel sektörün tasarruf ve fiyatlama davranışları bu egemenliği pratikte sınırlayabilir.

Türkiye örneğinde bu koşul önemli ölçüde aşınmış; yerel para birimi ekonomik sistemin merkezinden kısmen uzaklaşmıştır.

DOLARİZASYON = PARA EGEMENLİĞİNİN AŞINMASI Türkiye’de: • Mevduatların önemli kısmı döviz cinsindedir • Büyük ölçekli işlemler döviz referanslıdır • Gayrimenkul ve bazı sektörlerde fiyatlama dövize bağlıdır Dolarizasyon sürecinde devlet TL basabilir ama ekonomi TL kullanmak istemez.

Bu, kritik bir çelişkidir.

Çünkü: • Devlet harcama yapar ➞ TL yaratır • Ama özel sektör ➞ TL tutmak istemez ➞ dövize kaçar Sonuç olarak, TL sürekli değer kaybeder, enflasyon kronik hale gelir.

FİNANSALLAŞMA VE ÜRETİMDEN KOPUŞ Finansal piyasalar ana akım/ortodoks/neoliberal tezlerin iddiasının aksine kendi kendine dengeye gelmez ve devlet aktif rol oynamak durumundadır.

Yüksek döviz tasarrufları şu sonucu doğurur: • Sermaye üretime değil ➞ spekülasyona gider • Bankacılık sistemi ➞ kredi yerine bilanço yönetimine odaklanır Bu da yatırım düşüşü + verimlilik kaybı + büyüme kalitesinin bozulması sonucunu doğurur.

Bu yapı, uzun vadede sanayisizleşme eğilimlerini güçlendirir ve ekonominin reel üretim kapasitesini zayıflatır (Şu anda Batı ekonomisinin geldiği nokta).

Türkiye’de: • 600 milyar dolar yastık altı altın • 350 milyar dolar kayıt dışı döviz • 500 milyar dolar yurt dışına park edilmiş büyük servet bulunuyor.

Yani; finansal sistem, milli tasarrufları mobilize edemiyor.

Bu yalnızca bir finansal problem değil, aynı zamanda kalkınma problemidir.

Çünkü bu büyüklükte bir tasarruf havuzunun sistem dışında kalması, yatırım kapasitesini doğrudan sınırlar.

DÖVİZ NEDEN YASAKLANMALIDIR?

Yüksek dolarizasyon olan bir ekonomide devletin kendi para birimi üzerinden ekonomik yönlendirme kapasitesi zayıflar.

Döviz yasakları: • TL talebini zorunlu kılar • Devletin ekonomiyi yönlendirme kapasitesi artar ENFLASYONUN YAPISAL KAYNAĞINI KESMEK Dövizin yasaklanmasına diğer bir gerekçe ise enflasyonun kontrol altına alınmasıdır.

Türkiye’de enflasyonun temel kaynaklarından birisi döviz geçişkenliğidir.

Yani dövizin enflasyonu yükselten bir etkisi vardır ve bu etki en az 6 ay ila 1,5 yıl olarak hesaplanmıştır.

Döviz talebi azaltılırsa: • Kur oynaklığı düşer • Enflasyon kalıcı olarak geriler Bu, fiyat istikrarı için kritik bir adımdır.

ÇİN MODELİNİN BAŞARISI Çin, sıkı sermaye kontrolleri uygulamasına rağmen satın alma gücü paritesine (SAGP) göre dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmiş, aynı zamanda küresel ticaret ağlarının merkezinde yer alarak çok sayıda ülkenin en önemli ticaret ortağı olmuştur.

Bununla birlikte Çin, küresel ölçekte en fazla doğrudan yabancı sermaye çeken ülkelerden biri olmayı da sürdürmektedir.

Bu durum, sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesinin yabancı yatırım çekmenin ön koşulu olduğu yönündeki ana akım/ortodoks/neoliberal tezi açık biçimde çürütmektedir.

Aksine Çin deneyimi, sermaye kontrolleri altında dahi yüksek büyüme, derin üretim kapasitesi ve güçlü dış ticaret performansının mümkün olduğunu göstermektedir.

Elbette bu başarının arkasında sanayi politikaları, devlet kapasitesi ve uzun vadeli planlama gibi tamamlayıcı unsurlar bulunmaktadır; ancak bu durum, sermaye kontrollerinin ekonomik başarının önünde bir engel değil, aksine doğru kurumsal çerçeve içinde stratejik bir araç olabileceğini ortaya koymaktadır.

DÖVİZ YASAĞI SENARYOSU VE SONRASI Döviz yasağı önerisine ana akım/ortodoks/neoliberal iktisat ekolü şu argümanı öne sürecektir; ‘insanlar TL’ye güvenmiyor, yasak koyarsan kaçarlar’.

Oysa güven, sonuçtur; ön koşul değildir.

Ekonomik sistemlerde güven, çoğu zaman başarılı politika uygulamalarının ardından oluşur; başlangıç koşulu değildir.

Döviz yasağı sonrası: • Altına yönelim • Gayrimenkul • Kripto gibi yatırım araçlarına yönelim artacaktır.

Ancak bu yönetilebilir bir sorundur.

Çünkü: • Bu varlıklar döviz kadar sistemik risk yaratmaz • Kur şokları üretmez POLİTİKA TASARIMI; NASIL YAPILMALI?

Döviz yasağı için radikal ama kontrollü bir geçiş gerekir: Aşamalı Yasak • Yeni döviz hesapları yasaklanır, • Mevcut döviz hesapları TL’ye çevrilir.

Dönüşüm Mekanizması • Sabit kurdan dönüş, • Devlet garantili TL enstrümanları.

Sermaye Kontrolleri • Yurt dışına çıkış sınırlanır, • Büyük transferler izne bağlanır.

Altın Entegrasyonu • Altın hesapları bankacılık sistemine çekilir.

RİSKLER VE KARŞI ARGÜMANLAR ‘Kısa Vadeli Şok Yaşanır’ • Kısa vadeli şok ve finansal piyasalarda dalgalanmalar olması kaçınılmazdır. ‘Sistemde Güven Kaybı Olur’ • Mevcut tablo bize finansal sisteme olan güvenin düşük olduğunu gösteriyor. ‘Kaçış Başlar’ • 37 yılda yurt dışına kaçan para ve yastık altındaki tasarruf bize kaçışın çoktan başladığını gösteriyor.

EGEMENLİK Mİ, SERBESTLİK Mİ?

Türkiye’nin önündeki temel tercih: • Ya finansal serbestlik ➞ kronik kriz • Ya kontrollü sistem ➞ istikrar Sonuç olarak, para egemenliği olmadan ekonomik bağımsızlık olmaz.

Bu nedenle döviz tasarruflarının yasaklanması, bir tercih değil gecikmiş bir zorunluluktur.

İlgili Sitenin Haberleri