Haber Detayı

Sümer eşeklerinden mesaj var
Mehmet yuva aydinlik.com.tr
18/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Sümer eşeklerinden mesaj var

Sümer eşeklerinden mesaj var

Vagon, Şellale, Eve Giden Yol, Kaos, Yedi Avlu ve Lal ve daha fazla filmin yazarı ve yönetmeni, Babil’de Yalnızlık filminin yapımcısı, Elif Ana filminin yazarlarından Hataylı, kendi tanımlamasıyla Harbiyeli-Samandağlı Semir Aslanyürek Şam Tıp Fakültesi ve Güzel Sanatlar Akademisinde okuyan ilk Türk öğrencilerindendir.

Buradan Sovyet Rusya’ya intikal etti ve Moskova’da SSCB Devlet Sinema Enstitüsü Film Yönetimi Fakültesinde Eğitim gördü.

Bilal Erdoğan’ı Lenin’e benzetmişler.

Hâlbuki Semir Aslanyürek’in şekli şemalı tipik bir Rus ve Lenin’e daha çok benzemektedir.

Zahmet edip Bilal Erdoğan ile Lenin’i kıyaslamışlar.

Zira bunun magazinsel bir getirimi var.

Zahmet edip yurtdışında ve ülkemizde çok önemli eserlere imza atmış emektarımız Semir Aslanyürek, orijinal, milli ve yerlidir.

Türk sinema kültürüne farklı bir perspektif ve derinlik kazandırmış.

Sinemaya aktarılmamış orijinal bölgesel halk öykülerini Tuncel Kurtiz, Metin Akpınar, Hülya Koçyiğit, Erdal Beşikçioğlu gibi kaliteli yıldız oyuncularla beyaz perdeye kazandırmış, seyirciyi bölgemizin çok az bilinen tarihi olaylarıyla tanıştırmıştır.

Siz bu milli ve yerli, yurtdışında ve ülkemizde önemli kültürel çalışmalar üstlenmiş sinema üstadını televizyonlarımızda gördünüz mü?

TRT’nin büyük bütçelerle finanse ettiği dizi ve film senaryoları arasında Semir Aslanyürek’in eserleri neden olmaz?

MAFYAYI ROMANTİKLEŞTİREN HOLDİNG MEDYASI Tarihimizi Ertuğrul, Osman, Fatih, Abdülhamit gibi müessir Sultanlar ve manevi sahada etkili olmuş şahsiyetler ile sınırlayan, Karadeniz’de köy ve şehir eşkıyaları gibi yaşayan iki feodal ailenin rekabet ve çatışmalarını işleyen dizileri bol keseden besleyen TRT, Urfa’da, Mardin’de benzer “feodal mafya” hikâyeleriyle, İstanbul’da “yetimlerin babası”, “şüpheci Bozok” tiplemeleriyle racon kesen şehirli mafyanın aşk öykülerini, şaşalı hayatlarını, toplum, devlet ve hukuk üstü yaşam tarzlarını romantikleştiren holding medyası, beri tarafta herkesin herkesi aldattığı, mal, mülk, para ve şöhret için tüm habis araçların mubah kabul edildiği dizilerle milleti zehirleyen ve toplumsal krizlere katkıda bulunan programlar, diziler, filmler revaçta.

Buna mukabil Semir Aslanyürek gibi mümbit senarist ve yönetmenlerimizi neden Türk milletine tanıtmaz, teşvik etmez?

Bir teröristin (Gani Samandağ) adını ülkemizin en kaliteli, en misafirperver, en vatanperver ve en çalışkan vilayetlerimizin başında gelen Hatay Samandağ ilçesinin adını “Teşkilat” dizisinde kullanılmasına duyarsız kalan TRT karar mercilerinin Semir Aslanyürek’in Hataylı, Harbiyeli-Samandağlı olmasına garezi mi var diye sorsak haksız mı oluruz? “TRT bölgeselcilik, taraftarlık, yandaşlık ve bir siyasi ideolojiye amigoluk yapıyor” diyenlere TRT “bu doğru değil, haksız bir eleştiri” diyebiliyor mu?

AYDINLIK VE ULUSAL KANAL’DAN BEKLENTİMİZ Peki holding medyasını ve hükümet olmuş partinin propagandasını görev edinmiş başta TRT ve özel görsel, işitsel ve yazılı basın kuruluşlarını geçtik, başta Aydınlık gazetemiz kültür sanat sayfamız, Ulusal Kanalımız ana akım medyanın ilgilenmediği milli ve yerli sanatçımız Semir Aslanyürek’i daha çok tanınmasını sağlar, röportaj yapar, filmlerini gösterime sokar diye ümit ediyoruz.

Yapıcı eleştirilerimiz ve uyarılarımız nazari dikkate alınsın isteriz.

UYGARLIĞIN KURULUŞUNDA EŞEKLERİN ROLÜ Senarist ve yönetmen Aslanyürek, maruf Arap araştırmacı yazar Salim El-Marzuk’un kaleme aldığı “Sümer Diyarı Eşeklerinden Bir Mektup” yazısını gönderdi.

Şöyle diyor; “Tarih araştırmalarım sırasında Sümer diyarının eşeklerini tanıdım.

Sümer uygarlığının kuruluşunda bu eşeklerin rolünü gördüm.

Bu yazı nesneldir.

Biz, bugün ‘Irak’ denen Mezopotamya’nın, Sümer diyarının eşek torunlarıyız.

Bugün Irak’ta bir yetkili görevini yapmadığında, ister Cumhurbaşkanı olsun, ister başbakan, milletvekili, banka müdürü, bakan, yetersiz bir müzisyen, diktatöre yalakalık yapan bir şair ya da sıradan bir yurttaş olsun halk ona ‘Ya Cahş, Ya Eşek’ demektedir.

Bu, onların meselesidir; ancak bu eşeklerin  Sümer eşekleriyle bir ilgisi yoktur.

Sümer halkı bizimle övünür, kralları bize saygı duyar, tanrılar Enlil ve Marduk bile seslerimizin ahengine hayrandı.

Horozların sesi her yere ulaşmadığında biz sabahları insanları ölçülü ama güçlü sesimizle uyandırırdık.

Renklerimiz çeşitlidir: Boz, kara, beyaz, kahverengi.

Irkçılık nedir bilmezdik.

Siyah eşek beyazdan, beyaz kahverengiden rahatsız olmazdı.

Hepimiz Enlil’in ve Marduk’un yaratıklarıydık; Hak ve sorumluluklarda eşittik.

İnsanlar her akşam bedenimizi bataklıkların berrak suyuyla yıkar, kışın suyu ısıtır, yün bezlerle kurulardı.

Dallar serili ahırlarda yatar, güzel rüyalar görürdük.

Dışkımızı kurutup samanla yakıt yaparlardı; ateş gece boyu yanar, bizi ısıtır, sivrisinekleri uzak tutardı.

Sabah yonca, hurma, elma, akşam üzüm verirler; mutlu yaşardık.

Karşılığında yorulmak bilmeden çalışırdık.

Uzak yolları tanırız, yük taşırız, hurma, arpa, buğday ve meyveleri tarladan depoya, oradan uzak diyarlara götürürdük.

Kılavuza gerek duymazdık; Yaşlanır ya da hastalanırsak vasiyet ederiz: Derim yüzülebilir, çünkü Sümerler derimizi en sağlam ve en güzel deri sayardı; Ayakkabı ve sandalet yaparlardı.

Öldüğümüzde bütün Sümer halkı yas tutardı, hüzünlü lir ezgileri çalardı.

Sabırlıydık.

Yük boşaltılana kadar saatlerce beklerdik.

Kimse bizi dövmezdi; Sahibimiz sırtımızı okşar, başımızı severdi, biz de tatlı dilini anlardık.

Sümer uygarlığı bizimle kuruldu.

Dağlardan getirilen taşları heykeltıraşlara biz taşıdık.

Tapınak kapıları, saraylar, aslan ve boğa heykelleri bizim sayemizde yapıldı.

Savaşta askerlerle yürüdük, ganimetleri sırtımızda taşıdık; Bayraklarda bile resmimiz vardır.

Sümer’de tek bir hırsızlık bile olmadı.

Bu yüzden ne yargıç vardı ne avukat.

Lügatimizde “Hırsız” kelimesi yoktur.

Bu kelimeyi kil tabletlerde bulamazsınız.” DEVLET-MİLLET İLİŞKİSİ Ecdadımız Sümerler üretene, milli ve yerli olana, hukuka, eğitime, toplumsal adalete, ekonomik refaha, yetimlere, kimsesizlere, âlime, kadına, çocuklara ve eşeklere önem verdiler.

Farklılıklarda zenginlik gördüler.

Toprağı, üreten insanı ve topluma çözüm ve yenilik katanları baş tacı ettiler.

Bu sayede uygar oldular ve uygarlık inşa ettiler.

Biz de ecdat gibi “milleti yaşat ki devlet, devleti yaşat ki millet yaşasın” tunç yasasına uygun yaşayacağız.

Çiftçimize, köylümüze, sanayicimize, esnafımıza, milli ve yerli sanatçılarımıza, genelde hayvanlarımıza özelde eşeklerimize sahip çıkacağız.

Milletin servetini bizi yozlaştıran, narkozlaştıran, aptallaştırıp şiddete meyilli psikopatlar eden programları, dizileri teşvik etmeyecek mali destekte bulunmayacağız.

Not: Bir sonraki yazımızda “ABD Suriye’deki üslerini boşaltıyor, ABD Suriye’den çekiliyor” iddialarına “ABD SURİYE’DEN ÇEKİLMİYOR, TAHKİM EDİYOR” diye cevap vereceğiz.

İlgili Sitenin Haberleri