Haber Detayı
Neşe Bakay Anadolu’da sanat seferberliği başlattı! Çocuklar türkülerle çiçek açıyor
Van’da açılan son iki sınıfla birlikte toplamda 10 müzik sınıfına ulaşan Bakay, projenin ortaya çıkışını, Anadolu’da karşılaştığı manzaraları ve türkülerle çiçek açan çocukları Aydınlık’a anlattı
Türk Halk müziği sanatçısı Neşe Bakay, “Bir çocuk bile aydınlansa toplum için kârdır.” diyerek çıktığı yolda, köy okullarını enstrümanlarla buluşturuyor.
Van’da açılan son iki sınıfla birlikte toplamda 10 müzik sınıfına ulaşan Bakay, projenin ortaya çıkışını, Anadolu’da karşılaştığı manzaraları ve türkülerle çiçek açan çocukları Aydınlık’a anlattı.
MÜZİK BİR İHTİYAÇ “Köy Okullarına Müzik Sınıfı” projesi ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
Ben bir halk müziği sanatçısıyım.
Kendimi bildim bileli hem türkü söylüyor hem de türkülerin hikayelerini araştırıyorum.
Bu merakım ilkokul yıllarına dayanır. 2002 yılında İzmir’den İstanbul’a geldim.
Uzun süre bir cemevinin gençlik kolları başkanlığını yürüttüm.
Orada gençler için burs, kitap ve kültürel faaliyetler organize ederken müziğe de devam ettim.
Pandemi sonrası ise sanatçı kimliğimle sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdim.
Şu an Uluslararası Eğitimciler Müzisyenler ve Sanatçılar Federasyonu (UMSEF) Tuzla Temsilcisi’yim.
Projeye karar vermemdeki temel etken, koro çalışmaları sırasında yaptığım gözlemler oldu.
Ailelerin maddi durumu olsa bile bazen enstrüman almayı “gerekli” görmediklerini fark ettim.
Oysa çocuklar sanatla, bilimle, sporla ilgilenirse yanlış yollara sapmazlar. “Bir çocuk bile aydınlansa toplum için kârdır” diyerek yola çıktım.
İlk etapta evlerde atıl duran saz, gitar gibi enstrümanları toplayarak işe başladım.
Tamir ettik, onarılamayacak durumda olanları boyayıp dekor yaptık ve sınıflara astık.
HALK OZANLARININ ADI YAŞATILIYOR Bugüne kadar kaç ilde müzik sınıfı kurdunuz?
Şu ana kadar toplamda 10 müzik sınıfını öğrencilerimizle buluşturduk.
İlk sınıfımızı İstanbul Silivri’de Şerife Baldöken Uygulamalı Lisesi’nde “Aşık Veysel Müzik Sınıfı” adıyla açtık.
Ardından Bandırma’da “Neşet Ertaş”, Kastamonu’da “Şerife Bacı” ve Azdavay’da yine “Aşık Veysel” adıyla sınıflar kurduk.
Bu zincir Erzurum, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Tuzla ile devam etti.
Son olarak Van merkezde, sosyal medya üzerinden bana ulaşıp projeye sponsor olmak isteyen PISA EDU Eğitim Kurumları sahibi Vanlı iş insanı Sayın Süleyman Tuncil sayesinde iki müzik sınıfı daha açtık.
Sınıfların çoğuna büyük ozanımız Aşık Veysel’in adını veriyorum. ‘AİLENİN PARÇASI GİBİ KARŞILADILAR’ Şehirlerde ve gittiğiniz köylerde ne tür tepkilerle karşılaşıyorsunuz?
Anadolu’da yaşadığım her anı benim için yeni bir deneyim.
Örneğin Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde, köyde görev yapan bir öğretmenimiz vesilesiyle ilçe milli eğitim müdürü bana ulaştı.
Orada ilk kez düzenlenen ses yarışmasına jüri olarak davet edildim.
Giderken yarışmacı çocuklara saz, gitar, keman götürdük.
O çocukların mutluluğu tarif edilemezdi.
Orada bir çocuğumuz bana, “Öğretmenim ben flüt biliyorum ama flütün farklı renkleri var mı?” diye sordu.
Bu soru karşısında şaşırdım ve duygulandım.
Büyükşehirlerde çocukların elinin altında her imkan varken, flütün rengini merak eden, enstrümanı hiç görmemiş çocuklarımız da var.
Gittiğim her yerde, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da eğitimcilerin ne kadar idealist olduğunu görüyorum.
Çocuklara kendi öz evlatları gibi yaklaşıyorlar.
Beni de bir misafir gibi değil, ailenin bir parçası gibi karşılıyorlar. ‘GENÇLERİN İLGİSİNİ GÖRMEK ÇOK MUTLU EDİYOR’ Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?
Benim kendime şiar edindiğim bir söz var: “Çocuklarınıza türküler dinletin.
Bir bakmışsınız türkülerin ahlâkıyla çiçek açmışlar.” Son zamanlarda Z kuşağının beni takip ettiğini, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin türkülerin hikayelerini merak ettiğini görüyorum.
Gençler sürekli mesaj atıp türkü önerisi istiyorlar.
Günümüzde dezenformasyona uğramış müzikler yerine, gençlerimizin ilgisini kendi özümüze, türkülerimize çekebilmek beni çok mutlu ediyor.