Haber Detayı
Münih’te değişen algoritma
Münih’te değişen algoritma
Yaz yaz bitmeyecek bu Epstein vakası..
Neo-liberal iktisat “profesörü”, gittiği ülkeden sanki Epstein olayı Atlantik merkezli Batı hegemonyası sisteminde olmamış gibi habire Asya-Afrika halklarının üretim ve yönetim kültürüne ergen dili ile sayıp sayıştırıyor.
Dünyanın öbür ucundan ucuz muhalefet buradaki ergen zihinliler için pek muteber..
Küreselci algoritmanın bize hediyesi olsa gerek; böyle tuhaf tuhaf onlarca kişilik..
Çoluk çocuğun gözünü “unvan” ve “güzellemeler” ile boyamaktalar.
Her birinin sosyal medyada binlerce takipçisi var.
Sürekli göz önünde ve akışta olduğu için de bu sayı gittikçe artıyor.
Zira, diğer yandan algoritma alternatifleri gizliyor..
Sahi bunun sonu nereye gidecek?
Almanya’dan, Rusya’ya kadar tüm Avrupa’da onlarca haber kanalı, tartışma platformu bu yasağın içinde..
Şimdi endişelendiniz, Erdem hoca acaba anarşi savunan dijital dünyadan mı söz ediyor diye..
Hayır efendim, “topluluk standartları”na aykırılık üzerine yürüyen sitelerden.
Topluluk standardı nedir diye düşününce insanın aklına ilk gelen topluluk standardının ne kadar düşük olduğu..
Zira, topluluğu “zararlı düşüncelerden” korumak için bu kadar çaba harcanıyor.
Peki bu dijital dünyada nasıl koruyacaksın diye soracak olursanız, topluluğun önemli bir kısmı haber kanalı olarak önüne koyduğun konsolide edilmişlerin dışına çıkamaz, kendisi eleştirel düşünceyi zaten yardım olmadan oluşturmaz.
Peki, tüm bunları bir çerçeveye oturttuğunuzda asıl “topluluk standard”ı topluluğu “neo-liberal koyun” yerine koyan bir düşünce şekli deseydim, ne tepki verirdiniz?
Zira bakın topluluk standardı neler yaptı? 2021 ABD seçimlerinde Başkan Trump’ın hesabını askıya aldı..
O kadar uzağa bakmayın..
Mesela Barış Pınarı Harekatında Türkiye’de bir çok vatansever, ulusalcı hesabı da askıya aldı..
Son ABD seçimlerinden önce ekstra yüksek fiyata Musk tarafından satın alınan en geniş izleyici kitlesine sahip bu sosyal medya aracındaki algoritmayı Musk resmen afişe etmişti.
ABD özelinde Cumhuriyetçi hesapların etkileşimlerinin gizlendiği, akışta gösterilmediği, demokratların ve küresel elitlerin çok az etkileşimine rağmen paylaşımların ön plana çıkarıldığını, şirketin sahibi olarak açıklamıştı.
Bir de bu medyanın uluslararası politikada nasıl kullanılabileceği (veya kullanıldığını) düşünün..
İşte küreselci sermayenin dünyayı yönlendirme, sanal bir gerçeklik oluşturma ve o gerçeklik üzerinden halkları sömürme ve son belgelerde ispatlandığı haliyle çocuklarının kanları ile beslenme hedefinde en önemli aracı bu oldu..
Şimdi sormak lazım..
Çin’in yaptığını yapmak çok mu zor?
Yani kötülüğün değil, iyiliğin, yer altı güçlerinin değil, görünen kamusal sorumluların kontrol altında tuttuğu bir dijital medya yaratmak..
Çin bunu üstelik daha renkli daha eğlenceli, daha öğretici şekilde yaptı.
Çocuklarını bu kötülüğe karşı korudu..
Tek bir kural var: Kendimize adil olalım..
En sevdiğimizin değil en iyi yapanın işini öne çıkaralım..
Çok daha iyilerini yaparız, kontrolsüz platformlardan suç öğrenip, çocukların birbirini bıçaklamasına engel oluruz..
MÜNİH’TE NELER OLDU?
Münih’te tarihte hep önemli şeyler oldu.. 1960’lardan beri bu Güvenlik Konferansları ABD-Almanya ekseninde güvenliği sağlama üzerine oluşturan, diğer bir deyişle Almanya’yı Atlantik sisteminin kıtadaki merkezi olarak kurgulayan sistem daha sonra konsept değişikliği yaparak önce tüm Avrupa ve Atlantik, daha sonra da tüm dünyayı yönlendiren bir sürece ev sahipliği yapmaya başladı..
Son toplantı ise işte bu nedenle büyük öneme sahip..
Mutabakat çıkan konulardan en önemlisi dünyayı yöneten temel gücün Atlantik yapısı olduğu yönündeki illüzyon son buldu.
Diğer bir deyişle, tüm uluslararası ilişkilere yön veren bir algı son buldu.
Yeni algoritma yavaş yavaş ifade edilmeye başlandı..
Aydınlık okuyucusunun son yıllarda gayet iyi bildiği ama onun dışındakiler için “sürpriz” olan Atlantik Birliği çöküşü hem NATO hem AB’yi vurdu.
Zira bütün güvenlik paradigmaları ABD’nin sınırsız sonsuz desteği varsayımına dayanan Avrupa Güvenliği modeli sona erdi.
Özellikle Rusya’yı yıpratarak, parçalara bölüp, tüm karşılıksız neo-liberal varlıkları değerlendirme peşinde olan ve sonrasında bunun olmayacağını görüp boşa düşen ekipler şimdi Türkiye’yi ne kadar sevdiğini hatırladı..
YENİ ALGORİTMADA GÜZEL AVRUPA’YA SESLENİŞ Yeni algoritma böyle oluştu: Avrupa Güvenliği Türkiyesiz olmaz..
NATO için Türkiye çok önemli bir katılımcıdır.
Türkiyesiz NATO düşünmek bile istemiyoruz..
Tabi bu sevgi dolu riyakarlıklarla okuyucunun canını daha fazla sıkmadan güzel ve sevgi dolu Avrupa’ya yeni algoritma önerimi şuraya yazayım: Biz de sizi seviyoruz AB ve NATO..
Hatta AB kapısında yarım asır bekleyerek sevgimizi size gösterdik..
Ancak aşk sınır tanımaz.
Siz YPG- SDG’yi, yüzyıllardır Avrupa topraklarında birlikte yaşadığınız bizden daha çok sevdiniz.
Bunu her fırsatta ifade ettiniz.
Türkiye’nin güvenliğini onların güvenliğine feda ettiniz.
Onlar da binlerce yıldır bu coğrafyada ekmeğini bölüştüğü kardeşlerinin kanı pahasına sizi sevdi.
Bize de bu sevgiye saygı duymak düşer.
Sizin Avrupa Güvenlik Mimarisi’nin merkezine oturtmanız gereken biz değiliz, onlar..
Hem onları belki Avrupa Birliği’ne de alırsınız..
Belki işçi haklarını, ailelerin sosyal haklarını, sizi kalkındıran ama sizin hep bir köşeye atmak istediğiniz Türk emekçilerinden daha fazla sağlarlar, onlarla daha fazla kaynaşırsınız.
Zira Münih’te yine onları da en iyi şekilde, hatta bağlı oldukları ülkenin üst bürokrasisinden daha iyi ağırladınız..
Tıpkı yıllar önce Türkiye’deki temsilcilerine de yaptığınız gibi..