Haber Detayı

ABD Suriye’deki 17 noktadan çekildi
Gündem aydinlik.com.tr
16/02/2026 22:00 (3 saat önce)

ABD Suriye’deki 17 noktadan çekildi

Suriye’de sahadaki askeri varlığını azaltan ABD, Tanf’tan sonra Şeddadi Üssü’nden de çekildi. Öte yandan Münih’te Batı’nın ilgisi ile sarhoş olan PKK/SDG ise yeniden ‘özerklik’ demeye başladı. Suriye Hükümeti ise SDG’ye mart ayına kadar süre koydu

ABD Ordusu’nun Tanf’ın ardından Haseke kırsalındaki Şeddadi Askerî Hava Üssü’nü de boşaltarak Suriye Ordusu’na devretmesi, sahada yeni bir aşamaya işaret etti.

Aynı günlerde Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda Suriye Hükûmeti, ABD ve Avrupa ülkeleri ile PKK/SDG heyetleri arasında yoğun temaslar yaşandı.

Şam Yönetimi “özerklik ya da ademimerkeziyet” taleplerine kapıyı tamamen kapatırken, PKK/SDG Batı’dan yardım dilendi.

ABD SAHADAKİ VARLIĞINI AZALTIYOR ABD, Suriye’de 2014 yılında “DEAŞ’la mücadele” gerekçesiyle başlattığı askerî varlığını son dönemde hızla azaltıyor.

Suriye’nin güneyindeki stratejik Tanf Üssü’nün boşaltılmasının ardından, ABD’nin kuzeydoğudaki en önemli merkezlerinden biri olan Şeddadi Askerî Hava Üssü de Şam’a devredildi.

Suriye Savunma Bakanlığı, resmî haber ajansı SANA aracılığıyla yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin çekildiği Şeddadi Hava Üssü’nün sahadaki koordinasyon süreci kapsamında Suriye Ordusu tarafından teslim alındığını” duyurdu.

ABD Ordusu, savaş sürecinde Suriye genelinde 8’i ana üs, 14’ü farklı amaçlarla kullanılan toplam 22 askerî noktada konuşlanmıştı. 2025 yılı boyunca Deyrezor, Rakka ve Haseke hattındaki çok sayıda konuşlanma noktasını kapatan ABD, Tanf ve Şeddadi’nin devrinin ardından ülkedeki askerî varlığını büyük ölçüde tasfiye etti.

Mevcut tabloda ABD’nin Suriye’deki tek ana üssü Haseke kırsalındaki Kasrak olarak öne çıkarken; Siyah Hapishanesi çevresi, Rumeylan, Harab Cir ve Life Stone noktalarında sınırlı ve geçici konuşlanma sürüyor.

Böylece ABD’nin Suriye’deki askerî varlığı, 22 noktadan 1 ana üs ve 4 konuşlanma noktasına düşmüş oldu.

Pentagon ve ABD’li yetkililer, bu noktaların “konsolide edilmiş ve geçici” nitelik taşıdığını vurgularken, Suriye’deki asker sayısının önceki yıllara kıyasla ciddi biçimde azaltıldığını açıkladı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da daha önce yaptığı değerlendirmede, “DEAŞ’la mücadele görevinin yüzde 99’unun tamamlandığını” belirterek, Suriye’deki üs sayısının son aşamada tek bir ana üs seviyesine düşürüleceğini ifade etmişti.

ABD’nin çekildiği alanlar ♦ Tanf ♦ Şeddadi ♦ Koniko ♦Ömer ♦Tel Barak ♦ Tenek ♦ Rüveyşid ♦ El Sur ♦ Habur Barajı ♦ Kahtaniyye ♦ Himo ♦ Tel Ades ♦ Abdülaziz ♦ Rakka ve Deyrezor’daki operasyon merkezleri ABD askerinin kontrolünde ♦ Kasrak (tek ana üs) ♦ Siyah Hapishanesi ♦ Rumeylan ♦ Harab Cir ♦Life Stonea ŞEYBANİ’DEN ‘ULUSAL KİMLİK’ VURGUSU Sahadaki bu gelişmelerin ardından Şam Yönetimi, siyasi çerçeveyi de netleştiren adımlar attı.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada, “Biz SDG’ye düşman olarak bakmıyoruz, onlar bizim ortaklarımızdır.

Ulusal kimliğin kapsayıcı şemsiyesi altında bizimle çalışabilirler.” diye konuştu.

Şeybani sözlerine ek olarak, “Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma konusu değildir.” ifadelerini kullandı.

SDG’YE MART’A KADAR SÜRE Şam Yönetimi, aynı dönemde uzlaştırma merkezlerine ilişkin kritik bir karar aldı.

İçişleri Bakanlığı, Halep, İdlib, Deyrezor ve Rakka’daki uzlaştırma merkezlerinin mart ayından itibaren eski SDG üyelerinden başvuru almayı durduracağını duyurdu.

Bakanlık, “tüm eski SDG mensuplarını durumlarını yasallaştırmak ve gerekli işlemleri tamamlamak için belirlenen tarihten önce başvurmaya” çağırdı.

Bu adım, sahadaki entegrasyon sürecine takvim konulduğu şeklinde değerlendiriliyor.

VALİLERİN YETKİSİ GENİŞLETİLDİ Şam’ın bir diğer adımı ise yerel yönetimlere ilişkin oldu.

Yerel Yönetim ve Çevre Bakanlığı tarafından yayınlanan kararla, valilerin idari ve mali yetkileri genişletildi.

Valilere; yerel meclis başkanlarını atama, yürütme ofisleri kurma, sözleşme ve ihaleleri onaylama gibi geniş yetkiler tanındı.

Karar, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

SDG’NİN ‘İLGİDEN’ BAŞI DÖNDÜ Münih Güvenlik Konferansı’na katılan ve Batılı aktörler tarafından sırtı sıvazlanan PKK/SDG heyeti ise mikrofon gördükçe ayrılıkçı taleplerini sıraladı.

PKK/SDG elebaşı Mazlum Abdi, farklı platformlarda yaptığı açıklamalarda Suriye’de “Kürt bölgelerinin geleceğine ilişkin” taleplerini açık ifadelerle dile getirdi.

Abdi, Suriye Yönetimi’nin “isimler ve kavramlar” üzerinden tartışma yürüttüğünü belirterek, “İsmi ne olursa olsun, yerel bir Kürt yönetimi istiyoruz.

Bizim için önemli olan Kürtlerin kendi bölgelerini kendilerinin yönetmesidir.

Bölgenin Kürtler tarafından yönetilmesi ve kültürel özelliklerin korunması şarttır.” dedi.

ABDİ GARANTÖRLÜK İSTEDİ Abdi, yapılan görüşmelerde “anayasal güvence, yerel yönetim ve askerî entegrasyon” başlıklarının gündeme geldiğini belirterek, Kürtlerin haklarının garanti altına alınmasının temel beklentileri olduğunu ifade etti. “Bu mesele artık anayasada yer alacak bir konudur.” diyen Abdi, varılan mutabakatların uygulanması için uluslararası mekanizmaların devreye girmesi gerektiğini de dile getirdi.

Abdi, “Anlaşmaların bozulmaması için garantörlük mekanizmasına ihtiyaç var.

Tüm bölgesel ve uluslararası aktörler bu süreci izlemeli ve destek vermelidir.” ifadelerini kullandı. ‘ŞAM ÖZERKLİK OLMAZ DİYOR’ PKK/SDG’nin sözde dış ilişkiler sorumlularından İlham Ahmed de Münih Güvenlik Konferansı kapsamında yaptığı açıklamalarda, Şam Yönetimi ile PKK/SDG arasındaki temel görüş ayrılıklarını ortaya koydu.

Ahmed, Suriye Yönetimi’nin “özerklik” talebine kapalı olduğunu belirterek, “Şam Yönetimi ‘özerklik olmaz’ diyor.

Bu konuda aramızda açık bir görüş farklılığı var.

Ademimerkeziyetçilikten (yerinden yönetim) söz edilse bile bu yaklaşım değişmiyor.” ifadelerini kullandı.

Buna karşın PKK/SDG’nin talebinin yalnızca Kürt bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirten Ahmed, “Biz sadece Kürtler için değil, Suriye’nin diğer bölgeleri için de yerel otoriteyi güçlendirecek bir ademimerkeziyetçi yapının gerekli olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Ahmed, bu başlığın doğrudan anayasa süreciyle bağlantılı olduğunu vurgulayarak, “Anayasa hazırlandığında bu mesele üzerine tartışmalar yürütülecektir.” diye konuştu.

PKK/SDG’nin kurumsal yapısına ilişkin soruları da yanıtlayan Ahmed, yapılan anlaşmada “Özerk Yönetim” ifadesinin yer almamasının, mevcut yapıların tasfiye edileceği anlamına gelmediğini savundu.

Ahmed, “Evet, anlaşmada ‘Özerk Yönetim’ ismi geçmiyor olabilir.

Ancak ortadan kaldırılmasını veya feshedilmesini kabul etmediğimiz kurumlar var.

Varlığını sürdürecek olan hizmet kurumları bulunuyor.” dedi.

Bu sürecin “farklı ve yeni bir düzenleme” anlamına geleceğini söyleyen Ahmed, “Bu çerçevede bir tür ademimerkeziyetçi ilişkinin korunacağını” ifade etti.

Askerî ve güvenlik başlıklarında da uygulamada sorunlar yaşandığını dile getiren Ahmed, özellikle Ayn el Arab (Kobane)’daki entegrasyon sürecine de dikkat çekti. “Kobane’de askerî güçlerin ve güvenlik yapılarının entegrasyonunda bazı pratik engeller var.

Bu konuları Suriye Dışişleri Bakanı ile de görüştük” diyen Ahmed, sürecin sürdüğünü ancak detaylarda anlaşmazlıkların devam ettiğini kaydetti.

Uluslararası garantörlük talebini de yineleyen Ahmed, geçmişte yapılan anlaşmaların uygulanmamasına atıfla, “Şam ile varılacak olası bir anlaşmanın uygulanabilirliği için uluslararası bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu açıkça ifade ettik” dedi.

Ahmed, bu çerçevede Avrupa ülkeleri ve ABD’nin süreci “yakından izlemesi” gerektiğini savundu.

SDG SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTI Ahmed, SDG’nin feshedilip feshedilmeyeceği yönündeki soruların ısrarla gündeme getirilmesine rağmen bu başlıkta net bir yanıt vermedi.

SDG’nin geleceğine ilişkin sorular karşısında, “Bu soruyu doğrudan SDG’ye sormalısınız.” demekle yetindi.

ŞEDDADİ ÜSSÜ Şeddadi, ABD’nin Haseke-Deyrezor hattındaki hava, lojistik ve operasyonel faaliyetlerinde kilit rol oynayan merkezlerden biri olarak öne çıkıyordu.

Üs, uzun süre ABD güçleri ile terör örgütü PKK/YPG tarafından ortak kullanıldı; lojistik destek, eğitim ve operasyon koordinasyonu açısından merkez işlevi gördü.

Anadolu Ajansı ekipleri, geçmiş dönemde üste ABD askerî kargo uçaklarının ve hava unsurlarının hareketliliğini görüntülemişti.

Üssün devriyle birlikte ABD’nin Suriye’deki askerî varlığı, fiilî olarak tek ana üs ve sınırlı konuşlanma noktalarıyla daraldı.

ABDİ’DEN ROJ PEŞMERGELERİ ÇIKIŞI PKK/SDG elebaşı Mazlum Abdi, ENKS (Suriye’deki Barzani grubu)’ye bağlı Roj Peşmergelerinin Suriye’ye dönüşü konusuna da değindi.

Abdi, dönüşe karşı olmadıklarını belirterek, “Her Kürt genci dönebilir.

Roj Peşmergeleri de buna dahildir.” dedi.

Abdi, Roj Peşmergelerinin Suriye Ordusu bünyesinde ve SDG koordinasyonunda oluşturulacak yapılar içinde yer alması gerektiğini söyledi.

Abdi, “Bu güçler, Suriye Ordusu çatısı altında, SDG tarafından koordine edilecek tugaylar içinde görev alabilir.

Bu, Rojava’nın savunması açısından gereklidir.” ifadelerini kullandı.

GRAHAM’DAN TEHDİT Münih Güvenlik Konferansı kulislerinde PKK/SDG heyetine yönelik Batılı aktörlerden gelen mesajlar da dikkat çekti.

Konferansta PKK/SDG heyeti ile toplantı yapan ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, toplantı sonrası basına yaptığı değerlendirmede, “Biz Kürtlere ihanet etmiyoruz.” ifadesini kullanarak, “Kürt müttefiklerimizin kendi bölgelerine sahip olmasını garanti etmeye kararlıyım.” dedi.

Graham, elinde “Kürt bölgelerine yönelik askerî hareketleri destekleyen ülkeleri cezalandırmayı öngören” bir yasa taslağı bulunduğunu açıkladı.

İlgili Sitenin Haberleri