Haber Detayı

Boğaziçi Boğaziçililerindir
Cem zeren aydinlik.com.tr
17/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Boğaziçi Boğaziçililerindir

Boğaziçi Boğaziçililerindir

Türkiye’de 1982’den beri her yıl, Akdeniz Oyunları büyüklüğünde çok sporlu bir organizasyon düzenleniyor.

Yazın gelişini de müjdeleyen bu organizasyon, bu yıl 14-17 Mayıs günleri arasında düzenlenecek.

Onlarca ülkeden binin üzerinde üniversiteli sporcunun gelip hem ülkemizi tanıdığı hem yeni dostluklar kurduğu bu organizasyonu 45 yıldır üniversite öğrencileri düzenliyor. 20’ye yakın spor dalında kısıtlı olanaklarla yapılan bu spor organizasyonu, her yıl kusursuz olarak tekrarlanıyor.

Türkiye, Olimpiyat yapmaya adaysa ve biraz olsun umudu varsa; bu 45 yıllık organizasyonun çok büyük katkısı vardır.

Boğaziçi Üniversitesi Spor Kulübü’nün öğrencileri her yıl; SporFest tamamlandığında; bir sonraki organizasyonun çalışmalarına başlıyorlar.

Tüm yarışlar üniversite kampüslerinde yapılıyor.

Uçaksavar’daki stat; benim öğrencilik yıllarımda tamamlanmıştı.

Triatlon yarışı; Bebek’teki yüzme havuzundan başlardı, Kuzey Kampüs’e doğru yokuşta bisiklet yarışı ile devam ederdi. 1.

Erkek Yurdu’nun yanı başındaki beton basketbol sahasında kimler oynamadı ki?

Boğaziçi Mezunlar Takımı sahaya çıktığında Erman Kunter, Murat Can Güler, Sinan Güler, Necati Güler, Emir Turam ve daha birçok milli sporcu forma giyerdi.

Spor salonunda da voleybol maçları oynanır.

Birçok Sırp milli oyuncunun öğrenciyken Türkiye’yi tanıdığı yer Boğaziçi Üniversitesi Spor Festivali’dir.

Onlarca ülkeden gelen sporcular nerede yatar, peki?

Nereyi bulurlarsa.

Çalışma odaları, yurtlardaki her boşluk, salonların sağı solu; her yerde yatak olur; Boğaziçi’nde.

Ve her akşam müzikli bir eğlence.

Onlarca ülkenin gençleri beraber dans eder, şarkı söyler.

Boğaziçili öğrenciler, yaptıkları organizasyonla tüm Dünya’yı üniversitelerinde ağırlarlar.

BOĞAZİÇİLİ DOĞRUDA UZLAŞIR Boğaziçi’nde onlarca kulüpte öğrenciler kendilerini geliştirirler.

Kurucusu olduğum Atatürkçü Düşünce Kulübü, sinema, işletme, briç, müzik, dans, bilişim, çeviri, dağcılık, mağaracılık, çevre, folklör, fotoğrafçılık, mühendislik, yapı ve daha onlarca seçenek.

Boğaziçi’nde öğrenciyseniz, ilginize ve yeteneğinize uygun mutlaka bir kulüp vardır.

Kısaca; üniversiteyi üniversite yapan sınıflarında verilen dersler değil, kampüsünde yaşanan hayattır.

Boğaziçi’ni Boğaziçi yapan da bu yaratıcı öğrenciye “yapabilirim” güvenini veren kampüs hayatıdır.

Üniversite; evren ve kent kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir kelimedir.

Her üniversite; evrenin küçülmüş bir halidir.

Üniversite öğrencisini, lise öğrencisinden farklı yapan; bu evreni tanımasıdır.

Öğrencilik yıllarımda en değerli bulduğum toplantılar, Öğrenci Meclisi’nde olduğum toplantılardı.

Üniversite yönetimine; her kulüpten bir temsilcinin bulunduğu kurul görüşlerini bildirirdi.

Farklı siyasi görüşleri temsil eden öğrenciler, farklı hayat tarzlarını temsil eden öğrenciler, farklı ilgi alanları temsil eden öğrenciler; konu yaşadığımız okul olunca, tartışarak en doğruda birleşirdik.

Diyalektiğin en güzel uygulanışıydı.

Boğaziçiliyi farklı yapan bir hayattı; ötekileştirmeyen ve bilimsel yöntemlerle en doğruya ulaşmaya çalışan.

Üniversitenin amacı da doğruyu bulmak değil mi?

Uğur Ersoy hocamızın, ODTÜ’ye askerler girince söylediği sözü unutmam: “Biz ne öğreteceğimizi bilmiyoruz, ne öğreteceğimizi bulmaya çalışıyoruz.” ÜNİVERSİTE SINAVI KALDIRILAMAZ Türkiye’nin devrimci partisi Vatan Partisi’nin programının 72. maddesindeki Üniversite Sınavı’nın kardırılmasına dair görüşe kesinlikle katılmıyorum.

Üniversite Sınavı, Türkiye’nin en devrimci uygulamalarından biridir.

Üniversite Sınavı’nı kaldırdığınızda; üniversiteye girişi bir avuç aristokratın, otokratın, bürokratın keyfine bırakırsınız.

Orta öğretimi tek tip yapmadığınız, öğrencinin ve velinin öğretmene baskısını yok etmediğiniz, her sokak arasına açılan özel kurumlarını kamulaştırmadığınız sürece; üniversite sınavını kaldırmak; nitelikli üniversitelere rektörlerin ve tanıdıklarının, bakan ve milletvekillerinin, üniversitelere maddi yardımda bulunacak sermaye sahiplerinin ve benzer alanları zaptetmiş kişilerin çocuklarının doldurulmasından başka hiçbir işe yaramaz.

Boğaziçi’nde yurt arkadaşlarımdan biri; Anadolu’nun küçük bir ilinden gelen köylü çocuğu idi.

İnşaat Mühendisliği’ni bitirdi; sonra, önce bir Kore sonra bir Çin şirketinin Ülke Müdürlüğünü yaptı.

Bir diğer yurt arkadaşım; İzmir’in küçük bir köyündeki düşük gelirli bir aileden gelen zeki ve yetenekli biriydi.

Elektrik Mühendisliği’ni bitirdi.

Üniversite Sınavı’nı kaldırmak; bu ülkenin işçisinin, çiftçisinin, memurunun, küçük esnafının hayatının önünü kapamaktır.

Bazen TGB’nin ya da TLB’nin üniversite sınavı karşıtı açıklamalarını duyuyorum.

Bu söylem; ülkenin üreten sınıflarındaki ailelerin zeki ve çalışkan çocuklarına karşı bir söylemdir.

Bu çocukların gelecek umutlarına düşman bir söylevdir.

Bu konuda da; tembelliğin değil çalışkanlığın tarafında, torpilin değil emeğin tarafında yer almak gerekir!

Sözün özü; Boğaziçi’nin kapısına bir bakıyorum CHP’li milletvekilleri gelmiş, bir bakıyorum DEP’liler kapıda eylem yapıyor.

Bir bakıyorum Haliç, İstinye ve İstanbul Üniversitelerinin mezunu AKP’liler Boğaziçi’nin içinde güç gösterisi yapıyor.

Öte taraftan İTÜ mezunu bir yazar da; Boğaziçi’ni aşağılamakla meşgul.

Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ Türkiye’nin değerleridir.

Günlerdir, Boğaziçi’nde Boğaziçiliye eziyet yapılıyor.

Boğaziçili olmayan herkes de rol kapma derdinde.

Boğaziçi’nde ne olacağına yalnız Boğaziçililer karar verir.

Mezunuyla, öğrencisiyle, hocasıyla; bölümleriyle, kulüpleriyle… Geriye kalanlar, Boğaziçi’nden ellerini çeksinler…

İlgili Sitenin Haberleri