Haber Detayı
Üst solunum yolu rahatsızlıklarında semptomların değiştiği gözleniyor: 'Enfeksiyonlar tek tip değil'
Uzmanlar, kış aylarında birden fazla virüsün aynı anda dolaşımda olabildiğini ve farklı yaş gruplarında farklı klinik sonuçlar doğurabildiğini belirtiyor. Uzayan semptomların işgücü kaybına yol açtığı ifade edildi.
Aralık ayından bu yana özellikle büyükşehirlerde acil servislere üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetiyle yapılan başvurularda dikkat çekici bir yoğunluk yaşanıyor.
Ancak hekimlerin sahadaki gözlemi, bu kışın tek bir klinik tabloyla ilerlemediğini gösteriyor.
Cumhuriyet’e konuşan acil tıp uzmanı Doç.
Dr.
Ömerul Faruk Aydın, “Aralık ayında daha çok yüksek ateş, yaygın vücut ağrıları ve uzun süren öksürük ön plandaydı.
Şimdi ise ateş olmadan gelişen şiddetli boğaz ağrısı ve ses kısıklığı öne çıkıyor” dedi.
İKİ EVRELİ KIŞ DALGASI Hastalık sezonunun iki belirgin evrede ilerlediğini söyleyen Aydın, “İlk evrede klasik grip benzeri tablo hâkimdi: yüksek ateş, kırgınlık, kas-eklem ağrıları ve ardından haftalarca sürebilen öksürük.
Ateş geçse, tedavi tamamlansa bile öksürük devam ettiği için hastalar yeniden başvurabiliyordu.
Bu durum hem hastayı yoruyor hem de sağlık hizmeti kullanımını artırıyor” ifadelerini kullandı.
İkinci evrenin ise özellikle tatil sonrası dönemde belirgin olarak kendini gösterdiğini ifade eden Aydın, “İstanbul’da tatil sırasında acil başvurularının görece azaldığını, dönüşle birlikte farklı bir semptom kümesinin ağırlık kazandığını görüyoruz.
Ateş olmadan bir haftayı aşan ses kısıklığı, boğaz ağrısı ve öksürükle gelen hasta sayısı arttı” diye konuştu.
TESTLER NEGATİF ŞİKÂYETLER ISRARCI Tatil öncesi dönemde yetişkinlerde influenza A pozitifliğinin belirgin biçimde yüksek olduğuna dikkat çeken Aydın, çocuklarda ise daha karmaşık bir tablo izlendiğini söyleyerek “Çocuklarda RSV, adenovirüs gibi farklı etkenleri de sık gördük.
Küçük yaş grubunda bronşit ve pnömoni gibi alt solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle yatış gerektiren olgular da vardı” dedi.
Bu durumun kış aylarında birden fazla virüsün aynı anda dolaşımda olabildiğini ve farklı yaş gruplarında farklı klinik sonuçlar doğurabildiğini gösterdiğini aktaran Aydın, “Asıl dikkat çekici değişim ise tatil sonrasında yaşandı.
Laboratuvar testlerinde pozitiflik oranları görece düşerken, benzer şikâyetlerle başvurular devam etti.
Patojen saptamasak bile viral bir etken olduğunu düşünüyoruz.
Benzer belirtiler aile bireyleri, iş arkadaşları ve yakın temaslılar arasında kümelenme gösteriyor.
Bu da bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonu lehine güçlü bir ipucu” dedi. ‘MUTLAKA MUAYENE OLUNMASI GEREKLİ’ Semptomların hafif olmasının hastalığın uzamasına engel olmayabileceğini dile getiren Aydın, “Hastalığın uzun süre devam etmesi işgücü kaybına, okul devamsızlığına ve günlük işlevselliğin bozulmasına yol açıyor.
Özellikle ses kısıklığı ve boğaz ağrısı yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor” dedi.
Şiddetli boğaz ağrısının birçok hastada hızlı çözüm arayışı ve antibiyotik beklentisini artırdığına dikkat çeken Aydın, “Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez.
Şiddeti, tek başına bakteriyel enfeksiyon göstergesi değildir” uyarısında bulundu.
Nefes darlığı, hızla artan yutma güçlüğü, sıvı alamama, belirgin genel durum bozukluğu ve yüksek ateşin yeniden başlaması durumunda “geçer” demek yerine mutlaka muayene olunması gerektiğini vurgulayan Aydın, “Ağır hastalık az olabilir ama uzayan semptomların toplumsal maliyetini küçümsememek gerekir.
Klinik gözlem hâlâ en güçlü veri kaynaklarımızdan biri” diye konuştu.