Haber Detayı

Umut hakkı ve FETÖ
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
15/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Umut hakkı ve FETÖ

Tarih yazmak değildir her siyasi liderin işi...

Tarih yazmak değildir her siyasi liderin işi, Yazacağım derken tarihe de karışır o kişi. *** Bu defa tarihi Gazi Meclis yazdı.

Ama çıkan arbededen, gürültü patırtıdan tarihimizin en ilginç adalet ile içişleri bakanının yemini Meclis tutanaklarına geçemedi.

Çok şükür yanlış veya laf eklenerek okunan yemin, yemin sayılmıyor. *** Bunu Diyarbakır vekili Leyla Zana ’yı, “Gel kızım buraya.

Olmadı.

Bir daha oku!” diye tekrar kürsüye çağıran, “Ben de Kürt’üm ne olacak” diyen geçici Meclis Başkanı Ali Rıza Septioğlu olayından biliyoruz.

Ne yazık ki tutanaklara geçmeyen yemin konusunda anayasa ve TBMM İçtüzük’te açık bir hüküm yok.

Biz de TBMM’de genel sekreter yardımcılığı ile kanunlar ve kararlar dairesinde 45 yıl görev yapmış kıdemli yasama bürokratı İbrahim Araç ’a soruyoruz.

Tereddütsüz yanıtlıyor: “Anayasa madde 81’de milletvekilleri, göreve başlayabilmek için belirlenen metni Genel Kurul’da okumak suretiyle ant içmek zorundadır.

Bu madde, üyeliğin fiilen başlaması için anayasal bir şarttır.

Özetle, yeminin edilmiş olması yeterlidir.

Tutanakta yer alması şekil şartıdır.” *** Zaten eski İstanbul cumhuriyet başsavcısı adalet bakanımız da tutanaklara geçmemiş yemini ile değil, keyfe keder iddianameleri ile kürsüdeki duruşuyla tarihe geçti çoktan. *** Bir dönemin çok ünlü AKP’li vekili Metin Külünk de tarihe geçenlerden. 17 Aralık’ta ortaya saçılan kayıtlara arkasını dönüp “İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır!” demişti.

Günah özgürlüğü varsa elbette “yanlış yapma özgürlüğü” de vardır diyelim.

Yanlış yapma özgürlüğü de herhalde günah işleme özgürlüğü kadar keyif verici değil. *** Yarın “terör örgütü kurucu önderi” Öcalan ’ı ABD’den teslim almamızın yıldönümü. (16.02.1996) “Ecevit hükümetinin bakanı olmak!” da günah işleme özgürlüğü kapsamındadır inşallah (16 Şubat 1996).

Merhum Ecevit , bizlere, “Niye verdiler” diye sormuştu.

Aldığı yanıtlardan tatmin olmamıştı.

Daha sonra partisinin genel sekreteri iken yine sormuştu: “Sahi, niye verdiler?” “Sakla samanı, gelir zamanı!” demiştim.

Çok gülmüştü. *** Ortadoğu bölgemiz, hele de Amerikan ilişkilerimiz boşluk kabul etmiyor.

Öcalan’ı 16 Şubat günü verdiler. 33 gün sonra Fethullah Gülen ’i aldılar. (21 Mart 1996-Nevruz.) Alış o alış.

Her fırsatta da isteyip durduk.

Onlar da sürekli ipe un serdiler.

Verilmiş sadakamız varmış: Öcalan gibi FETÖ’yü de getirip teslim etmediler.

Yoksa bir de onun “umut hakkı” ile uğraşacaktık.

İlgili Sitenin Haberleri