Haber Detayı
Yıkım altında
Altmış yaşında bir kadın.
Altmış yaşında bir kadın.
Omuzlarına dökülen boyalı sarı saçların dipleri çıkmış.
Kirpikler takma.
Yanaklar botoks.
Baştan aşağı yapma.
Kongrenin adalet komisyonuna, Epstein dosyalarına ilişkin soruları -sözde!- yanıtlamak amacıyla davet edilen ABD Adalet Bakanı Pam Bondi ’den söz ediyorum.
Trump’ın, hepsi Melania formatında boyalı, takma kirpikli ve estetikli Mar-aLago Kulübü tarzı kadınları var ya...
Pam Bondi de onlardan biri.
Adalet bakanı olmadan önce Mar-aLago’nun bulunduğu Florida eyaletinde başsavcılık yapmış.
Ardından şıp Trump’ın avukatı olmuş.
Oradan da hoop paraşütle adalet bakanlığına inmiş!
ABD adalet bakanı diğer deyişle Trump’ın avukatı.
Yalnız o da değil.
Adalet bakanı yardımcısı Todd Blanche da başkanın avukatı.
Bu Trump’ın bizzat kendisinin adalet bakanı olmasından farklı bir şey olmuyor tabi.
Fıkra bu kadar diyeceğim ama anlatacak daha çok şey var.
Beş saat boyunca Kongre üyelerince alıkonan Bondi soruların sonunda hiçbirisine yanıt vermediği gibi; “Soruşturma yapacağız, başlatacağız” filan gibi -dostlar alışverişte görsün- cümleler kurmadı. “Trump ABD tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başkanı.
Ondan büyüğü yok!” diye yalakalıkta yeni bir dünya rekorına ulaştı.
Oturumu izleyen Epstein kurbanlarına tavır koyup salonda onlara kafasını çevirdi, bildiğiniz aşağıladı.
Soru soran vekilleri art arda haşladı.
Kendini alamadığı anlarda, “Bu ne cüret!” küstahlığıyla önüne gelene parmak salladı.
Konuyu uzatana isteri krizi geçirircesine bağırıp çağırdı. “Kongre kongre olalı, böyle varoşluk görmedi” diyen vekiller şok yaşadılar.
Komedyen Jimmy Kimmel durumu çok veciz biçimde; “Böylesine bir şirret komşunuz olsa evinizden derhal taşınır ve o semte bir daha uğramazsınız.
O kerte!” diyerek özetledi.
OTOKRASİNİN TAHKİMİ Bondi’nin kongre oturumu, Epstein skandalının halkalarına özetle yepyeni bir boyut ve skandal ekledi: Adaletin gözler önünde erimesi ve yok oluşu.
Öyle ki “adalet bakanlığı” na doğrudan artık “adaletsizlik bakanlığı/ministry of injustice” diyenler var.
Üşenmeden oturup izlediğim Bondi oturumunda, ABD sistemin tüm cıvatalarının nasıl gevşediğine ve dejenere edildiğine tanık oldum.
NYU Hukuk Fakültesi profesörlerinden Andrew Weissmann , “Watergate yıllarındaki Beyaz Saray ve adalet bakanlığı arasındaki güçler ayrımı artık yok” diyerek konuyu özetliyor: “Soruşturulması gereken insanlar soruşturulmuyor.
Soruşturulmaması gerekenler soruşturuluyor.
Adalet tümüyle siyasallaştı.” Benzer şekilde çarpıcı değerlendirmelerde bulunan avukat ve eski federal savcı Eric Lisann ; “ABD Adalet Bakanlığı artık harabe” saptamasında bulunuyor: “O kadar ki gelecekte adalet bakanlığını tekrar adalet bakanlığı yapmak bir Herkül gücü gerektirecek.
Son derecede utanç verici.
Oysa ki adalet bakanlığı hukuk devleti ve demokrasinin temel direğidir.
Şu anda içeriden tümüyle çürümüş ve tahrip edilmiş durumda.
Toplum için bunun çok ağır sonuçları olacak.
Adalet bakanlığının tahribi, hukukun üstünlüğünün berhava olması ve otokratik güçlerin tahkim edilmesi demektir.” AVRUPA MODELİ ALTERNATİFİ Yıkım...
Son dönemde ne çok duyduğumuz sözcük: İçte ve dışarıda kurallara bağlı düzenin çözülmesi ve yıkımı.
Süper güç ABD’nin içeride bir yandan kurallara bağlı başkanlık sisteminin tek adam rejimine dönüştürülmesine tanıklık ediyoruz, bir yandan da 2.
Dünya Savaşı sonrası dönemde kurduğu kurallara dayalı uluslararası düzenin çözülüşünü izliyoruz.
Cuma günü başlayan, bu akşam sona erecek olan Münih Güvenlik Konferansı’nın da damardan ana teması bu: “Yıkım altında” Ev sahibi Şansöyle Friedrich Merz konuyu, “Kurallara bağlı uluslararası düzen tahrip edilmek üzere.
Açık konuşmak gerekirse öyle bir düzen artık yok” diyerek özetliyor ve ekliyor: “ABD-Avrupa arasında derin bir kırılma oldu, bir uçurum açıldı.
ABD Başkan Yardımcısı Vance bir yıl önce burada bunu ifade etti.
Tespitleri doğru.
MAGA’nın kültür savaşları, bizim savaşlarımız değil.
Bizim ifade özgürlüklerimiz de sonsuz değil.
Anayasa ve de insanlık onuruna tosladıkları yerde ifade özgürlükleri biter.” Her şey yıkım altında olduğu için toz dumanda göz gözü görmüyor.
Avrupa’da Trump desteği alan popülist sağ partiler hızla yükselirken Merz’in sözünü ettiği “anayasal kurallara ve kazanılmış haklara” dayalı “alternatif uygarlık modeli” acaba varlığını sürdürebilecek mi?
Trump sağı, ABD içinde “hukuk devleti” ve “insan hakları” namına yerleşmiş ne varsa yıkıp geçerken MAGA haydutluğuna, alternatif bir Avrupa modelinin ayakta kalmasına, yaşamasına izin verir mi?
Epstein skandalında da alternatif bu iki modelin, keskin bir yol ayrımında olduğunu görüyoruz.
Eski Kıta’da prensler dahil kelleler düşerken Trump başta olmak üzere, feodal bir dokunulmazlık zırhıyla elitlerini koruyan ABD, yüzüne tutulan bu alternatif Avrupa aynasından çok rahatsız.
El mi yaman, bey mi yaman göreceğiz.