Haber Detayı
FETÖ’nün üst düzey isminden örgüte çağrı: Kötülükle yüzleşelim! Tövbe edelim
Doğu Perinçek’in FETÖ’yle ilgili mesajları, örgüt içinde yankılanmaya devam ediyor. Son olarak Önder Aytaç, yayınladığı açık mektupta, kötülüklerle yüzleşmekten kaçamayacaklarını belirterek ‘Her türlü sorumluluğu almaya hazırız.’ mesajı verdi
FETÖ’nün bir dönem üst düzey isimleri arasında yer alan Önder Aytaç, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e hitaben açık mektup yayınladı.
Uzun yıllardır örgütün merkez yönetimine yaptığı sert eleştirileriyle bilinen Aytaç, 13 Şubat tarihli mektubunda “Artık içimizdeki kötülerle ve kötülükle yüzleşmekten kaçamayız.
Tövbe bir zayıflık değildir.
İç muhasebe bir teslimiyet değildir.
Gerçek barış, önce içte başlar.” mesajı verdi.
Önder Aytaç, Türkiye’nin birliği, huzuru ve katma değer üretecek yarınları için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduklarını da belirtti.
Önder Aytaç’ın mektubu şöyle: “Sn.
Dr.
Doğu Perinçek Vatan Partisi Genel Başkanı Son günlerde yaptığınız açıklamaları dikkatle takip ediyorum.
Sizin son zamanlarda yazdıklarınızda ve sözlerinizde ilk kez hapisteki ve gaybubetteki masum insanlar için bir ‘kapı aralığı’ sezdim.
Sert bir siyasi dilin içinden, beklenmedik bir barış ihtimali sizin vesilenizle sanki ortaya çıkıyor. ‘ÇAĞRINIZ KOĞUŞLARDA YANKILANIYOR’ Türkiye’de çok uzun zamandır herkes yüksek sesle konuşuyor ama çok az sayıdaki kişiler kalpten konuşuyorlar.
Siz, en azından bir ihtimali telaffuz ettiniz ve ‘Devletle-Milletle yeniden bütünleşme…’ çağrısında bulundunuz.
Bu cümle, zannediyorum ki; bu günlerde hapishane koğuşlarında/koridorlarında çok ciddi anlamda yankılanıyor.
Ve yine cümleleriniz gaybubetin soğuğunda ve yalnızlığında özgürlüklerini ve çocuklarını özleyen insanların kalbinde de bir ümit meşalesi yakıyor.
Benim burada yazdıklarımdaki tek amacım açık ve seçik olarak şudur; ‘Hapiste, gaybubette ve diaspora şeklinde sürgünde olan, ailesinden kopmuş masum insanların özgürlüklerine ve sevdiklerine yeniden kavuşmasıdır.’ Gerisi sadece bir ayrıntıdır, bir teferruattır.
Sanıyorum bu konuda size ulaşan bütün mesajlarda şu duygu söz konusu; ‘Özgürce ve sevdiklerinizle beraber yaşamak bir haktır.
En zor şartlarda özgürce yaşamak bile tutsaklıktan evladır.
Ama bunun bedeli hakikatin boğulması da asla olmamalıdır.’ ‘TEK TİP İNSANLARDAN OLUŞMUYOR’ Adına ‘Hizmet Hareketi’ dediğimiz yapı, tek tip insanlardan oluşan bir organizma değildir.
Ne tamamen ideal bir kadro ne de tek merkezli bir iradedir.
Bu yapıda her tip insan vardır.
Cesuru da korkağı da samimisi de çıkarcısı da.
Bugün hapishanelerde ve gaybubette olanların büyük bir çoğunluğu karar verici insanlar değildir.
Yine ilk önden kaçanlarla, geride kalanları aynı terazide tartmak da adalet değildir.
Eğer çok küçük bile olsa bir barış ihtimali varsa, siz ona engel olacak konulara karşı zaten yiğitçe bir mücadele veriyorsunuz.
Fakat şunu da söylemeliyim; Hizmet tabanında umudun olduğu kadar, hükümete karşı bir o kadar da güvensizlik var.
Çünkü hizmetteki bazıları, acıyı bir yönetim aracı olarak kullanıyorlar.
Ve hatta hizmette ki mahrem yapıların bazı meşum yöneticileri, Türkiye’deki bazı karanlık güçlerle senkronize hareket ediyorlar.
Mağduriyetler üzerinden güç devşirenler hem hizmet içinde hem de dışındaki kimseler olabilir.
Bu ise barışın önündeki görünmez bir duvardır.
Türkiye’de kimi çevreler ‘af’ kelimesini kinle karşılıyor.
Oysa af, bir zayıflık değil, devlet aklının büyüklüğüdür.
Burada size bu açık mektubu yazarken, aynı zamanda hizmet hareketi içindeki insanlara da seslenmek istiyorum. ‘YÜZLEŞMEKTEN KAÇAMAYIZ’ Sayın Perinçek, eğer gerçekten bir toplumsal bütünleşme hedefliyorsanız, bunu intikam dilinden tamamen arındırılmış bir zeminde yapmalısınız.
Zaten siz söylediğiniz anlatımla; ‘Bu devletle yeniden tesis edilecek kucaklaşmada, Ebu Seleme Gülen ile Doğu Perinçek aynı ve eşit statüdedirler’ diyerek bunu ifade ettiniz. ‘Mahkûm edin’ çağrısı değil, ‘gel, birlikte hakikati konuşalım’ çağrısı daha kalıcıdır ki siz bunu da yapıyorsunuz.
Ve cemaatin içindeki kardeşlerime de şunu sizin vesilenizle söylemek istiyorum; artık içimizdeki kötülerle ve kötülükle yüzleşmekten kaçamayız.
Tövbe bir zayıflık değildir.
İç muhasebe bir teslimiyet değildir.
Gerçek barış, önce içte başlar. ‘FAY HATTINA DÖNÜŞMESİN’ Eğer biz hakikatin tamamını savunmazsak, Türkiye’de bu mesele bir gün ‘PKK benzeri 45 yıllık kalıcı bir fay hattına’ dönüşebilir.
Bu ne devlete yarar sağlar, ne de millete huzur verir, ne de hizmet hareketi oldukları iddiasında bulunanlara yardım eder.
Unutulursa mesele çürür.
Çürürse sertleşir.
Sertleşirse de nesiller kaybeder.
Benim bu konuda umudum az ama sıfır değil.
Bazen tarih büyük adımlarla değil, küçük cesaret kırıntılarıyla da değişebilir.
Belki bugün olmaz ama yarın daha makul bir iklim oluşabilir.
Ama bu konunun konuşuluyor olması bile çok kıymetli ve değerlidir ki bu da sizin attığınız adımlarla gerçekleşti.
Sayın Perinçek, ben sizin gerçekten de bir barış eli uzattığınıza inanıyorum ve sizin bu gayretinizin, sadece politik değil, insani olduğuna da güvenmek istiyorum.
Masumların özgürlüğünü merkeze alan, çocukların babalarına-annelerine kavuşmasını önceleyen bir yol haritası… Kim vesile olur bilinmez.
Ama devlet büyüklüğü, kinle değil merhamet ile ölçülür.
Rabbimiz, masumlara en kısa zamanda külli bir kurtuluş nasip etsin.
Bu mektup herhangi bir tarafın yanında değil, yalnızca özgürlüğün tarafındadır. ‘BÜTÜNLEŞMEYE EVET DİYORUM’ Ben Hocaefendi’nin çok yakın arkadaşları olan; Aysal ve Nesrin Aytaç’ın oğlu, isimlerini Hocaefendi’nin vermiş olduğu evlatlarım; Erkam, Banu ve Sena’nın babası ve torunum Tarik’ın dedesi, akademisyen ve hukukçu Önder Aytaç olarak, Türkiye ile bütünleşme çağrınıza tereddütsüz bir şekilde ‘evet’ diyorum.
Bu mesele benim için bir görüş değil, bir duruştur.
Artık kenarda durma zamanı değildir.
Bu uğurda yalnızca elimi değil, gövdemi de taşın altına koymaya hazırım.
Çünkü bu ülke bizim; sevinci de sorumluluğu da bizim.
Canımızdan aziz bildiğimiz vatanımız için üretmenin, çalışmanın, omuz omuza vermenin hayaliyle yaşıyorum.
Ayrışarak değil birleşerek güçleneceğimizi biliyorum.
Adlarımız farklı olsa da soyadımızın Türkiye olduğuna inanıyorum.
Safım nettir.
Tercihim nettir.
Türkiye’nin birliği, huzuru ve katma değer üretecek yarınları için ben ve arkadaşlarım her türlü sorumluluğu almaya hazırdır.
Saygılarımla efendim!” EMRE USLU’YA SERT ELEŞTİRİLER Perinçek’in çağrısının ardından telaşa kapılan FETÖ merkezi, Emre Uslu aracılığıyla örgüt mensuplarına ‘Perinçek’in çağrısına uymayın’ mesajı verdi.
Sosyal medya üzerinden Uslu’ya sert eleştiriler yönelten Aytaç, Aydınlık’ın konuyla ilgili manşetlerini paylaşarak teşekkür etti.
Aytaç, şunları yazdı: “Hapisteki ve gaybubetteki masumların özgürlüğüne ve sevdiklerine kavuşmaları için Doğu Perinçek ve Emre Uslu mu diye sorarsanız cevap çok açık ve net, bin kez Doğu Perinçek.
Emre Uslu ve onun sosyal medyadaki organize kötülük çetesi nefret söylemi ile saldırır, Perinçek vicdanlı davranır. “Murat Karasoy ve Emre Uslu gibileri kuduz köpek gibi saldırıyorlar.
Bunların tek istedikleri kavga devam etsin, mazlumlar hapiste kalsın, statüko korunsun, toplum kaplara bölünsün, Türkiye ile kucaklaşılmasın.
Tükürün bu rezillerin suratlarına.”