Haber Detayı
Münih Güvenlik Konferansı ve dağılan Transatlantik
Konferans öncesinde yayımlanan raporda yer alan görüşler, birlik ve ortak güvenlik aracı olduğu iddia edilen Konferans’ın Batı cephesinde bölünme ve yıkıma sahne olacağına işaret ediyor. Küresel çapta etkin milyarderlerin dayattığı ‘buldozer’ siyaseti AB halkları içinde büyük tepki çekiyor.
Münih Güvenlik Konferansı (MGK)’nın 62’ncisi, 13-15 Şubat günlerinde yapılıyor.
ABD, en kalabalık temsilciler topluluğu ile katılıyor.
Ukrayna ve İran’ın resmi muhatapları olmadan ABD tarafından Zelenskiy ve Rıza Pehlevi toplantıya dahil ediliyor.
MGK Raporu’nda yer alan görüşler, birlik ve ortak güvenlik aracı olduğu iddia edilen Konferans’ın, Batı cephesinde bölünme ve yıkıma sahne olacağına işaret ediyor.
Rapora göre, ABD artık iddia edildiği gibi koruyucu değil yıkıcı ve tasfiyeci bir konumda.
Raporda şu görüşlere yer verildi: “ABD, bir zamanlar üstünlüklerini güvence altına alan savaş sonrası dünya düzenini yok ediyor.
Yeni düzende güçlü olan haklıdır, zayıflar ezilir.
Atlantik hakimiyetine dayanan ve 1945 sonrası kurulan uluslararası düzen artık devam edemez.
AB’de de kutuplaşmalar var.
Almanya, Fransa savaş uçakları konusunda anlaşamadı.
İtalya ile işbirliğine yöneldi.” BATI GÜVENLİK SİSTEMİ ÇÖKÜYOR Münih Güvenlik Raporu ve önemli düşünce kuruluşlarınca dile getirilen saptamalara göre Batı güvenlik sistemi çöküyor.
NATO ayrışma sürecinde.
Geleceği belirsiz.
Ortak politik yapılar dağılıyor.
Almanya ve Avrupa ülkelerinin Rusya’yı hedef alarak geliştirdikleri savunma politikalarının yerini ABD’ye karşı tavırların almaya başlaması önemli.
Rusya ile Almanya ve AB arasındaki ilişkilerin tekrar düzelmesi de gündemde.
Alman 1.
Kanalı ARD’de “Dünya düzeni çatladı, ABD dost mu düşman mı karar verilmeli, bu tartışılıyor.” denildi.
Tek kutupluluğun sona erdiği ve çok kutuplu dünyanın yerleşmekte olduğu bir süreç yaşanıyor.
Trump Yönetimi Ukrayna’da, İsrail saldırganlığında geri adım attı, Tayvan Boğazı’nda iddiası zayıf.
Doğu Akdeniz, Türkiye, KKTC planları masada.
ABD ve AB’nin Doğu Akdeniz üzerinde ortak proje uygulamaları geçerliliğini yitiriyor.
Bölgede ve Avrasya kapsamında önemli rolü olan Türkiye’nin AB-ABD çelişmesini iyi değerlendirmesi gerekiyor.
Emperyalistler arasındaki çelişmelerden yararlanmak, gelişmekte olan ve ezilen milletler açısından önemlidir. ‘YIKIM ADAMLARI VE YIKIM POLİTİKASI’ MGK öncesinde, etkinliğin organizatörleri dünyayı ‘yıkım politikası aşamasında’ görüyor.
Raporda, özellikle ABD’nin, bir zamanlar dünya genelinde kendi çıkarlarının önünü açan ‘savaş sonrası dünya düzenini’ yok etmekle meşgul olduğu belirtiliyor.
Rapora göre, bu politika ‘en zayıfları’ desteklemiyor, aksine onları ‘eziyor’.
Bu politikalar uluslararası sistemdeki ‘en güçlülerin’ işine yarıyor.
Rapor, dünya genelinde milyarderlerin sayısının hızla arttığına dikkat çekiyor.
Bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD delegasyonuna iki milyarder liderlik ediyor.
Rapor’a göre, yeni durum bir ‘yıkım politikası’dır.
Bu yıkımın başında Trump Yönetimi bulunuyor.
ABD Başkanı Trump, yıl başında New York Times ile yaptığı bir röportajda açıkça, normlara değil yalnızca kendi ‘ahlâkına’ bağlı olduğunu ifade etmişti.
Trump, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.” dedi.
O zamandan beri uluslararası hukuk savunucuları, artık ‘hiçbir standardın geçerli olmadığı bir düzenin ortaya çıkması’ endişesini dile getirmeye başladılar.
Raporda, Trump ve Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, ‘Yıkım Adamları’ olarak adlandırıyor.
Bu kişilerin, ‘dünyanın kaderini artık uluslararası kuralların değil, sadece büyük güçlerin açık iradesinin belirlediği bir dünya yarattığı’ belirtiliyor.
Trump’ın, ailesinin emlak ve kripto çıkarlarını gözettiği, ‘kamusal alanın özel çıkarlar tarafından yerinden edildiği’ belirtiliyor.
ABD’DEN BAĞIMSIZ OLMAK İÇİN MGK, Atlantik Paktı’nın devamına hizmet eden önemli yıllık buluşmalardan biri ancak bu sistemin çöküşüne engel olamayacak.
Hatta bu çöküşü hızlandıracak tartışmalar beklemek lazım.
Küresel çapta etkin milyarderlerin dayattığı ‘buldozer’ siyaseti AB halkları içinde büyük tepki çekiyor.
Batı’da sefalet tırmanırken Hindistan ve Çin’in durumu takdirle karşılanıyor.
AB çevrelerinde MGK’nın, Avrupa’nın askerileşmesini hızlandırması ve NATO’nun ‘Avrupalılaştırılmasını’ teşvik etmesi beklentisi dillendiriliyor.
ABD’nin NATO liderlik pozisyonlarını Avrupalı subaylara devretmekle birlikte operasyonel olarak merkezi komutaları elinde tutmasına tepki gösteriliyor.
TRUMP’A UYMA DEVRİ BİTİYOR MGK Başkanı Wolfgang Ischinger, Avrupa’nın askerileşmesinde kararlı ilerlemeler kaydedilmesi gerektiğini vurguluyor. “Avrupa’nın lider kadrosu için artık büyüleyici formüllerden uzaklaşıp bir ‘Avrupa Savunma Paktı’ oluşturmak için ilk somut kararları alması” gerektiğini söylüyor.
Ischinger’e göre, NATO’nun ‘Avrupalılaştırılması’ toplantının ana temalarını oluşturuyor.
MGK Raporu’nda, Avrupa hükümetlerinin, Trump Yönetimi’nin tüm taleplerine yanıt vermeye çalıştığı dönemin sona erdiği belirtiliyor.
Rapora göre, artık ekonomik, siyasi ve askeri olarak Avrupa’yı mümkün olduğunca ABD’den bağımsız hale getirmek gerekiyor.
Münih Güvenlik Raporu, Transatlantik odaklı bir organizasyon için oldukça dikkat çekici bir açıklıkla Trump Yönetimi’nin politikasını eleştiriyor.
ABD’nin uluslararası hukuktan uzaklaştığı, bunun, ülkenin siyasi ve ekonomik gerileyişiyle paralel olduğu ifade ediliyor.
MİLLİYETÇİLERE DİKKAT ÇEKİYOR Münih Güvenlik Raporu’nda, Avrupa’daki milliyetçi partilerin Avrasya’ya yöneldiklerine ve bunların geniş kitleler tarafından desteklendiğine dikkat çekiliyor.
Batı dünyasındaki derin ekonomik ve sosyal krize, artan eşitsizliğe, yaşam şartlarının giderek kötüleştiğine işaret ediliyor.
MGK tarafından yaptırılan bir ankete göre nüfusun çoğunluğu, gelecek nesillerin durumunun daha kötü olacağını düşünüyor.
Almanya, Fransa ve İngiltere’de böyle düşünenlerin oranı yüzde 50’nin üzerinde.
Oysa Hindistan ve Çin’de sırasıyla yüzde 61 ve yüzde 80 oranında insanın, gelecek nesillerin durumunun daha iyi olacağını düşündüğüne dikkat çekiliyor.
ENKAZDAN MİLYARDERLER YARARLANIYOR MGK Raporu’nda özetle şu görüşlere yer veriliyor: Tüm uluslararası normlar yıkılıyor.
Bu durumdan ‘yaratıcı inşa’ yoluyla yeni ve yaratıcı bir düzen kurulamaz.
Uluslararası sistemde en güçlülerin kendi amaçları için kullanabileceği ancak en zayıfların ‘ezilme’ riski taşıdığı ‘enkaz dolu bir dünya’ bekleniyor.
Kısa süre önce, dünya genelinde beş yaşından önce ölen çocuk sayısının, yüzyılın başından bu yana ilk kez arttığı ortaya çıktı.
Ayrıca 2000 ile 2024 yılları arasındaki çeyrek yüzyıl boyunca, insanlığın en zengin yüzde biri, yaratılan yeni servetin yüzde 41’ini elinde tutarken, insanlığın daha yoksul yarısı yalnızca yüzde 1 ile yetinmek zorunda kalmıştır.
Oxfam araştırmasına göre, sadece geçen yıl, dünya çapında yaklaşık 3 bin milyarderin serveti yüzde 16 arttı.
Forbes’a göre 10 ABD’li, bir Fransız, bir İspanyol, dünyanın en zengin 12 insanı, dünya nüfusunun daha yoksul yarısından fazla servete sahipti.
Fark büyüyor, dünya genelinde en çok milyardere sahip dördüncü ülke olan Almanya da dahil.