Haber Detayı
Türkiye sarsılarak üretimden kopuyor
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e göre milyonlarca kişiye istihdam sağlayan tekstil ve hazırgiyim “çaput” üretiyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ’e göre milyonlarca kişiye istihdam sağlayan tekstil ve hazırgiyim “çaput” üretiyor.
Uzun süredir dillendirilen başka bir görüş de şu: Yüksek teknoloji üretmeyen sektörlerin geleceği yok.
Peki Türkiye yüksek teknolojide nerede?
Ortada güçlü bir sıçrama yok.
Paneller var, iyi niyetli konuşmalar var.
Ama bütünlüklü, 10-15 yıllık, sektörleri dönüştürecek bir sanayi stratejisi görünmüyor.
Tek gerçek şu: Türkiye hızla sanayisizleşiyor.
Oysa dünya üretim düzeni zaten köklü bir dönüşümden geçiyor.
Son 30 yılda emek yoğun üretim Asya’ya kaydı; gelişmiş ülkeler tasarım, Ar-Ge, marka, yazılım ve finans gibi yüksek katma değerli alanlara yöneldi.
Şimdi yeni bir kırılma yaşanıyor.
Jeopolitik riskler, pandemi deneyimi ve ticaret savaşları nedeniyle tedarik zincirleri yeniden kuruluyor.
ABD’de Trump ’ın yeniden güç kazanmasıyla korumacı politikalar, yeni vergiler ve milliyetçi refleksler daha da sertleşiyor.
Rekabet artık yalnızca ucuz işçilik üzerinden yürümüyor.
Teknoloji, verimlilik, sürdürülebilirlik ve marka gücü belirleyici.
Tüm ülkeler strateji yenilerken Türkiye’de bazı sektörler yaprak döküyor.
Tekstil ve hazırgiyim ihracatta gerilerken uçurumun kenarına gelen bir başka sektör de ayakkabı. 1 MİLYON ÇALIŞAN TEHLİKEDE Ayakkabı basit bir ürün değil. 39 parçadan oluşan, yüzlerce elin değdiği, yan sanayisiyle birlikte yaklaşık 1 milyon insanın geçim kapısı olan bir üretim zinciri.
Ama o zincirin halkaları gevşiyor.
Dünya 2024 itibarıyla 24 milyar çifte yaklaşan bir üretim hacmine ulaştı.
Üretimin yüzde 88’i Asya’da.
Marka ve kâr Batı’da toplanıyor.
Avrupa Birliği üretimde yalnızca yüzde 3-4 paya sahip ama tasarım ve teknoloji sayesinde katma değeri elinde tutuyor.
Türkiye ise bu denklemin ortasında sıkışmış durumda.
Türkiye Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Sait Salıcı ile sektörde yaşanan sorunları konuşmak için bir araya geldik.
Verdiği bilgilere göre sektör ihracatı 1 milyar dolar civarında.
Buna karşılık dış ticaret açığı 350-400 milyon dolara ulaşmış durumda.
On yıl önce verilen büyük mücadeleyle kapatılan açık geri dönmüş.
Türkiye artık “pahalı” değil, sektörün ifadesiyle “çok pahalı” .
ADET BİTTİ, DEĞER BAŞLADI Salıcı’nın altını çizdiği gerçek sert: “Çin’le adet yarışı yapamazsınız.
Mısır’da, Özbekistan’da 100 dolara çalışan işçiyle uzun vadeli rekabet kuramazsınız.
Adetsel rekabet bitti.” O halde tek yol var: Değer rekabeti.
GÜVEN KAYBI AĞIR YARA Ama sektörde bugün en büyük kırılma yaşanıyor.
Kapanan firmalar artmış.
Gece fabrikayı boşaltıp kaçanlar oluyormuş ilk defa. “Konkordato ilan eden daha ‘namuslu’ sayılıyor” diyor.
Enflasyon yalnızca fiyatı değil kaliteyi de bozmuş.
Yurtdışındaki alıcı bunu görüyor.
Güven kaybı maliyetten daha ağır bir yara.
Bir de parçalı yapı sorunu var.
Gaziantep ayrı, Konya ayrı, İstanbul ayrı konuşuyor.
Oysa ayakkabının üç ayağı var: ana sanayi, yan sanayi, perakende. “Ego sistemle değil, ekosistemle ayakta kalınır” diyor Salıcı.
VERGİ DUVARI YETMEZ Salıcı sektörü de yönetenleri de uyarıyor: Korumacı vergiler geçici nefes aldırır.
Ama kalıcı çözüm değildir.
Her fabrika bir kaledir.
Ama o kaleyi yalnızca gümrük duvarlarıyla koruyamazsınız.
Yuvarlak bir masa kurulmadan, ortak strateji belirlenmeden bu dönüşüm olmaz.
Türkiye üretimden vazgeçemez.
Ama üretimin şeklini değiştirmek zorunda.
Ayakkabı sektörü küçülebilir.
Ama yok olursa yalnızca bir sektör kaybolmaz; bir üretim kültürü, bir emek hafızası da silinir.
Türkiye ne yazık ki sarsılarak üretimden kopuyor.
Üretimden kopan bir ülke yalnızca ekonomik değil, sosyal ve siyasal olarak da zayıflar.
Sinyallerini aldığımız gibi!