Haber Detayı

Bitmeyen tartışma: Aslında Ay’a hiç gidilmedi mi?
Chip galeri chip.com.tr
02/02/2026 13:02 (4 saat önce)

Bitmeyen tartışma: Aslında Ay’a hiç gidilmedi mi?

NASA yeni bir Ay yolculuğuna hazırlanırken, 1969’daki tarihi anın bir stüdyo kurgusu olduğu iddiası hala gündemden düşmüyor. Bayrağın dalgalanmasından yıldızların yokluğuna kadar en çok tartışılan iddiaları ve bilim dünyasının bu şüphelere verdiği yanıtları inceledik.

NASA, Artemis III göreviyle Ay'a yedinci kez insanlı bir araç indirmeyi planlıyor.

Ancak toplumun azımsanmayacak bir kesimi bu sayının yanlış olduğunu, çünkü ilk altı inişin hiçbir zaman gerçekleşmediğini savunmaya devam ediyor. 1969’da Apollo 11 havalandığı andan itibaren, bu yolculuğun sadece Sovyetler Birliği’ne karşı bir gövde gösterisi olduğunu söyleyen sesler hiç susmadı.Aslında bu teorilere karşı en güçlü mantık çok basit bir soruda gizli: Eğer amaç sadece Sovyetlere üstünlük kurmak olsaydı, NASA neden üç yıl içinde fazladan beş iniş daha kurgulayıp milyarlarca doları ve binlerce personeli riske atsın?

Apollo programı toplamda 400 bin kişiye istihdam sağladı; 20 bin özel şirket ve üniversite projeye dahil oldu.

Ay inişlerinin sahte olduğunu iddia etmek, bu devasa kalabalığın yarım asır boyunca kusursuz bir sessizlik içinde yalan söylediğini varsaymak anlamına geliyor.

Açıkçası, hükümetlerin iki kişiyi bile bir konuda ikna etmekte zorlandığı düşünülürse, böyle bir sırrı saklamak Ay'a gerçekten gitmekten çok daha karmaşık bir operasyon haline gelirdi.En popüler iddialardan biri, Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’in diktiği bayrağın fotoğraflarda dalgalanıyor gibi görünmesi.

Ay’da rüzgar olmadığına göre bu nasıl mümkün olabilir?

Gerçek şu ki, NASA mühendisleri bayrağın sönük durmaması için üst kısmına bir çubuk yerleştirdi.

Bayrağın o "dalgalı" görüntüsü ise rüzgardan değil, yolculuk boyunca sıkıştırıldığı yerden çıkarıldığında oluşan buruşukluklardan kaynaklanıyor.Bir diğer teori ise astronotların Dünya’yı çevreleyen radyoaktif Van Allen kuşaklarından sağ geçemeyeceği yönünde.

NASA bu riski bildiği için araçları alüminyum kabuklarla izole etti.

Evet, astronotlar normal bir radyoloji uzmanından 10 kat daha fazla radyasyona maruz kaldılar ancak bu miktar ölümcül bir seviyeye hiçbir zaman ulaşmadı.

Görüntülerde gökyüzünün neden simsiyah olduğu ve yıldızların görünmediği sorusuna gelince; çekimler "ay gündüzünde" yapıldı.

Ay yüzeyi ışığı o kadar güçlü yansıtıyor ki, kameranın bu parlaklığı yakalamak için yaptığı ayar, arka plandaki sönük yıldızları görünmez kıldı.Ay’a iniş iddialarına inananların çoğu bu bilimsel açıklamaları zaten defalarca duydu.

Ancak mesele sadece bilimsel veriler değil, devlet kurumlarına duyulan derin güvensizlik. 1960’ların sonunda Vietnam Savaşı ile sarsılan, ardından Watergate skandalıyla hükümete olan inancını kaybeden Amerikan halkı için şüphe duymak bir alışkanlık haline geldi.Bugün 5G kulelerine saldırılmasından aşı karşıtlığına kadar gördüğümüz pek çok tepki, aslında aynı güvensizlik kaynağından besleniyor.

Hükümetlerin geçmişte bazı gizli kapaklı işler çevirdiği belgelerle ortaya çıktıkça, insanlar "Neden bu da yalan olmasın?" diye sormaya devam ediyor.

Bu durum sadece geçmişteki görevleri değil, NASA’nın gelecekte yapacağı önemli çalışmaları da gölgeliyor.

İlgili Sitenin Haberleri