Haber Detayı
Katlanabilir telefonların en büyük ikilemi: Flip mi, Fold mu?
Katlanabilir telefonlar artık bir deney olmaktan çıkıp günlük hayatın parçası haline geldi. Ancak "Flip" ve "Fold" modelleri arasındaki fark sadece bir katlama yönünden çok daha fazlasını ifade ediyor. Sizin yaşam tarzınıza hangisi daha uygun?
Katlanabilir telefonlar 2019 yılında ilk kez vitrinlere çıktığında, pek çok kişi bu teknolojinin geçici bir heves olduğunu düşünüyordu.
İlk modellerde yaşanan ekran dayanıklılığı sorunları ve geri çağırma süreçleri bu şüpheleri beslese de, aradan geçen yedi yıl durumu tamamen değiştirdi.
Bugün artık pazarın sadece büyüdüğünü değil, Apple gibi devlerin de 2026 yılı için bu yarışa dahil olmaya hazırlandığını görüyoruz.Artık “acaba tutar mı?” yerine, “hangi tarz bana uygun?” sorusu karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun yarattığı ikilem ise, katlanabilir telefonların gelişim sürecinde iki ana kampa ayrılmasından kaynaklanıyor.
Bu iki ana grup, dikey katlanan “Flip” modelleri ve kitap gibi açılan “Fold” modelleri olarak öne çıkıyor.Aslında bu iki tasarım arasındaki fark sadece fiziksel değil ve tamamen farklı kullanım alışkanlıklarına hitap ediyorlar.
İki tasarım arasındaki temel fark ise şu şekilde özetlenebilir: Flip modelleri küçülen bir telefonu, Fold modelleri ise cebe sığabilen bir tableti temsil ediyor.
Bir Samsung Galaxy Z Flip 7 veya Motorola Razr kullanıyorsanız, telefonunuzu açtığınızda karşınıza standart boyutlarda bir akıllı telefon çıkıyor.
Bu tasarımın asıl amacı, telefonu katladığınızda cebinizde veya çantanızda çok daha az yer kaplamasını sağlamak.
Öte yandan, Galaxy Z Fold 7 veya Google Pixel 10 Pro Fold gibi kitap tarzı modeller, kapalıyken normal bir telefon gibi görünse de açıldıklarında karşınıza küçük bir tablet genişliğinde devasa bir ekran getiriyor.Minimalizm mi, maksimalizm mi?Bu iki tercih, kullanıcının dijital dünyayla nasıl bir ilişki kurmak istediğine göre şekilleniyor.
Flip tarzı telefonlar genellikle daha minimalist bir yaklaşımı destekliyor.
Dış kapaktaki küçük ekranlar genellikle sadece bildirimlere veya temel araçlara bakmanızı sağlıyor.
Ayrıca, 2025 sonundaki güncellemelerle dış ekranda uygulama çalıştırmak kolaylaşırken, küçük ekran boyutu sizi her seferinde telefonu açmaya teşvik etmiyor.
Bu da pek çok kullanıcı için “ekran bağımlılığını azaltan” bir unsur olarak görülüyor.Fold modelleri ise tam tersine, içerik üreticileri ve çoklu işlem meraklıları için birer verimlilik canavarı olmayı hedefliyor.
Ekranı ikiye bölüp aynı anda iki uygulamayı tam ölçekli çalıştırmak veya bir uygulamadan diğerine pencereler arasında geçiş yapmak, bu modellerin sunduğu en büyük avantajların arasında yer alıyor.Yine de bu iki farklı dünyanın kesiştiği ortak noktalar da bulunuyor.
Her iki tarzda da telefonun yarım katlanmış halde masaya bırakılabilmesi, tripod kullanmadan selfie çekmeyi veya eller serbest şekilde görüntülü konuşmayı kolaylaştırıyor.
Ayrıca, ana kameranın gücünü kullanarak kaliteli selfieler çekerken dış ekranı bir vizör gibi kullanabilmek de katlanabilir telefonların avantajları arasında yer alıyor.
Samsung gibi markaların “esnek mod” adını verdiği özellikler sayesinde, ekranın alt yarısını bir dokunmatik yüzeye dönüştürüp üst yarısındaki içeriği kontrol etmek bile mümkün.Günümüzde Oppo, Huawei, Xiaomi ve Honor gibi markaların da bu rekabete dahil olmasıyla, katlanabilir telefonlar ilgi çekici ilk deneylerden heyecan verici denemelerin yapıldığı bir alana dönüşmüş durumda.
Standart telefonların tasarımsal olarak tıkandığı bir dönemde, bu cihazlar kullanıcılara gerçekten yeni bir şey sunuyor.
Eğer bir katlanabilir telefon almayı düşünüyorsanız, önce telefonunuzu her seferinde küçültmek mi yoksa gerektiğinde dev bir tuvale dönüştürmek mi istediğinize karar vermeniz gerekiyor.