Haber Detayı

Bilim dünyasında yeni keşif: Su altında uzun süre kalmak insanı değiştiriyor mu?
Güncel chip.com.tr
02/02/2026 07:07 (1 saat önce)

Bilim dünyasında yeni keşif: Su altında uzun süre kalmak insanı değiştiriyor mu?

Uzaydan Dünya’ya bakanların deneyimlediği meşhur zihinsel değişim, şimdi su altındaki laboratuvarlarda ortaya çıktı. "Akuonot" olarak adlandırılan araştırmacıların derinliklerde geçirdikleri uzun mesailer, doğayla olan bağlarını sarsıcı bir boyuta taşıyor.

Uzaydan dünyaya bakan astronotların yaşadığı meşhur "yukarıdan bakma etkisi", yerini okyanusun derinliklerinde filizlenen yepyeni bir keşfe bıraktı.

Bilim insanları, su altında yaşayan ve çalışan "akuonotlar" üzerinde yaptıkları araştırmada, benzer bir zihinsel dönüşümün izlerini buldu.Araştırmacıların "aşağıdan bakma etkisi" adını verdiği bu durum, doğayla kurulan bağın sadece yukarıdan değil, aşağıdan bakınca da ne kadar sarsıcı olabileceğini gösteriyor.

Northeastern Üniversitesi’nden uzmanlar, bu büyülenme hissinin sadece kişisel bir tecrübe olmadığını, toplumun genelinde doğayı koruma bilincini tetikleyebilecek güçlü bir araç haline geldiğini savunuyor.Dünya üzerinde sayıları ancak 100 civarında olan akuonotlar, oldukça az incelenmiş bir topluluk olarak görülüyor.

Bu insanlar, basıncı dış ortamla eşitlenmiş su altı laboratuvarlarında günler, hatta haftalar boyunca yaşıyor.

Normal bir dalgıcın kısıtlı sürede yapabildiği gözlemleri, bu araştırmacılar günde sekiz saati aşan dalışlarla gerçekleştiriyor.

Bu uzun süreli su altı mesaisi, çevredeki yaşamla kurulan bağı derinleştiriyor.

Profesör Brian Helmuth, bu durumu ünlü primatolog Jane Goodall’ın ormanda şempanzelerle yaşaması ile bir helikopterden 30 dakikalığına ormana bırakılan birinin farkına benzetiyor.

Su altında geçen uzun zaman, yüzeysel bir gözlemi derin bir aidiyet duygusuna dönüştürüyor.Okyanusla kurulan kopmaz bağAraştırma kapsamında, aralarında bir astronotun da bulunduğu 14 akuonot ile derinlemesine mülakatlar yapıldı.

Sonuçlar oldukça çarpıcı; katılımcıların yüzde 70’i su altında geçirdikleri süre boyunca hayranlık ve minnettarlık duygularının zirve yaptığını belirtti.

Yüzde 64’ü ise su altındaki zorlu yaşam koşulları nedeniyle çevrelerine olan dikkatlerinin ve bağlılıklarının arttığını dile getirdi.

Astronotlar dünyayı bir bütün olarak görüp evrensel bir bağ kurarken, akuonotlar doğrudan içinde bulundukları deniz ekosistemiyle bütünleşiyor.

Bu fark, doğayı koruma çabaları için çok daha yerel ve somut bir motivasyon kaynağı sağlıyor.Gezegenimizdeki yaşamın devamlılığı için okyanuslar kritik bir rol oynuyor.

Soluduğumuz oksijenin yarısını okyanuslardaki fitoplanktonlar üretiyor, yani her nefesimiz için denize bağımlıyız.

Buna rağmen okyanusları bir çöplük gibi kullanmaya devam etmemiz, bilim insanlarını endişelendiriyor.

Dr.

Kristen Kilgallen, su altında yaşanan bu zihinsel değişimin, insanların denizle olan ilişkisini yeniden kurgulaması için bir fırsat sunduğunu söylüyor.

Artık doğayla etkileşim biçimimizi değiştirmek zorunda olduğumuz bir dönemeçteyiz ve derinliklerden gelen bu mesaj, okyanusa bakışımızı kökten değiştirebilir.

İlgili Sitenin Haberleri