Haber Detayı
Yeni kalkınma denklemi: Doğa, toplum, gelecek
İklim krizi, gıda güvenliği ve toplumsal eşitsizlik ekseninde şekillenen yeni dünyada sürdürülebilirlik artık çevresel bir tercih değil, kalkınmanın ana omurgası. Anadolu Efes’in tarımdan biyoçeşitliliğe, kültür-sanattan toplumsal eşitliğe uzanan projeleri, doğa–insan–ekonomi dengesini yeniden kuran yeni bir kalkınma denklemini sahaya taşıyor.
Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comİklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, gıda güvenliği, toplumsal eşitsizlik ve ekonomik kırılganlık… Bugün sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir başlık değil; şirketlerin varlık nedenini, iş modellerini ve toplumsal rolünü yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm alanı.
Kurumsal dünyada ‘yeşil’ söylemler yerini ölçülebilir etkiye, raporlanabilir performansa ve kalıcı değer üretimine bırakıyor.
Bu yeni dönemde şirketler yalnızca karbon ayak izleriyle değil, tarımdan biyoçeşitliliğe, kültür-sanattan toplumsal eşitliğe kadar uzanan bütüncül katkılarıyla değerlendiriliyor.İşte bu çerçevede Anadolu Efes, sürdürülebilirliği bir yan politika değil, kurumsal stratejinin merkezine yerleştiren şirketlerden biri olarak konumlanıyor.
Çevresel sorumluluğu ekonomik sürdürülebilirlikle, sosyal faydayı kurumsal yönetimle, yerel kalkınmayı küresel vizyonla birleştiren yaklaşım; klasik ‘sosyal sorumluluk’ anlayışının ötesinde, çok katmanlı bir dönüşüm modeline işaret ediyor.
Kurumsal İletişim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal’ın anlattığı projeler de tam olarak bu dönüşümün sahadaki karşılığını gösteriyor: Sürdürülebilirliği söylem değil, sistem haline getiren bir kurumsal mimari.“Çevre için sıfırlıyoruz” Anadolu Efes’in sürdürülebilirlik yaklaşımının üç temel eksende şekillendiğini vurgulayan Selda Susal, “Çevre, sosyal etki ve fırsat eşitliğini tek bir bütünün parçaları olarak görüyoruz.
Çevre için sıfırlıyoruz, sosyal etkimizi artırıyoruz, fırsat eşitliği ile güçleniyoruz.
Bu üç başlık bizim için ayrı ayrı projeler değil, tek bir dönüşüm hikâyesinin parçaları” dedi.Şirketin 2010’dan bu yana sürdürülebilirlik performansını kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Susal, geçtiğimiz yıl yayımlanan entegre faaliyet raporuna dikkat çekerek, “Finansal ve finansal olmayan performansı birlikte ele aldığımız entegre rapor, bizim için sadece bir doküman değil, kurumsal duruşun ifadesidir” diye konuştu.Tarım ekonomisine 1,7 milyar TL katkı sağladık Tarımın Anadolu Efes için stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Susal, şirketin kendini yalnızca bir bira şirketi olarak değil, aynı zamanda bir tarım şirketi olarak gördüğünü söyledi. “Dört ana ham maddemizin tamamı doğadan geliyor.
Bu yüzden tarımı sadece tedarik zinciri değil, sürdürülebilirliğin merkezinde bir alan olarak konumluyoruz” diyen Susal şöyle devam etti: “2025’te Türkiye tarım ekonomisine yaklaşık 1,7 milyar TL katkı sağladık. 24 ilden arpa alımı yapıyoruz, yaklaşık 13 bin kişiye doğrudan ya da dolaylı geçim kaynağı sunuyoruz.
Bu, sosyal faydanın en somut göstergelerinden biri.”Kültür-sanat alanındaki çalışmaları da sosyal faydanın ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söyleyen Susal, “Kültür-sanat toplumsal dayanıklılığın görünmeyen omurgasıdır.
İKSV ile 39 yıllık iş birliğimiz, Mavi Sahne, Efes Art Space gibi platformlar bizim için sponsorluk değil, toplumsal yatırım alanlarıdır” diye konuştu.Kadınların güçlenmesi ve gençlerin desteklenmesini kalkınmanın temel taşı olarak tanımlayan Susal, “Kadınlar ekonomik hayata katılmadan, gençler umut görmeden sürdürülebilir kalkınmadan söz edemeyiz.
Kazakistan’daki Mother’s House, Moldova’daki Friendly for Women ve Gürcistan’daki Natakhtari Fonu projeleriyle yüzlerce kadına ve gence doğrudan destek sağladık” dedi.Toprağı iyileştiren bir tarım modeli için çalışılıyor 1982’de kurulan Tarımsal Ürün Geliştirme Departmanı’na dikkat çeken Kurumsal İletişim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal, “Kendi ziraat mühendislerimizin geliştirdiği 17 tescilli arpa tohumu ve 7 şerbetçi otu çeşidimiz var.
Kuraklığa dayanıklı tohumlar, verimlilik ve iklim uyumu bizim önceliklerimiz arasında.
Çiftçilere yönelik 2025’te açıklanan 158,5 milyon TL’lik teşvik paketi de bu yaklaşımın parçası.
Biz artık sadece üretmek değil, onarmak zorunda olduğumuzun farkındayız.
Toprağı iyileştiren, ekosistemi güçlendiren bir tarım modeli inşa etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.Mercanlarda yüzde 75 hayatta kalma oranına ulaşıldıBiyoçeşitlilik projelerinin de aynı bakış açısıyla şekillendiğini belirten Kurumsal İletişim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal, Denize +1 Nefes projesine özellikle vurgu yaptı.
Susal, “Marmara’da yürüttüğümüz mercan restorasyonu çalışmalarında yüzde 75 hayatta kalma oranına ulaştık.
Dünya ortalaması yüzde 10– 15 seviyesinde.
Bu bize şunu gösteriyor: Bilim temelli ve doğru koşullarda yapılan her iş gerçek etki yaratır.
Mercan bahçeleri, izleme istasyonları ve Mavi Atlas uygulamasıyla projenin kalıcı bir ekosistem yatırımı haline geldi” dedi.