Haber Detayı

Yeni kalkınma denklemi: Doğa, toplum, gelecek
Sürdürülebilir dünya dunya.com
02/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Yeni kalkınma denklemi: Doğa, toplum, gelecek

İklim krizi, gıda güvenliği ve toplumsal eşitsizlik ekseninde şekillenen yeni dünyada sürdürülebilirlik artık çevresel bir tercih değil, kalkınmanın ana omurgası. Anadolu Efes’in tarımdan biyoçeşitliliğe, kültür-sanattan toplumsal eşitliğe uzanan projeleri, doğa–insan–ekonomi dengesini yeniden kuran yeni bir kalkınma denklemini sahaya taşıyor.

Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comİklim krizi, biyoçeşitli­lik kaybı, gıda güven­liği, toplumsal eşitsiz­lik ve ekonomik kırılganlık… Bugün sürdürülebilirlik ar­tık yalnızca çevresel bir baş­lık değil; şirketlerin varlık nedenini, iş modellerini ve toplumsal rolünü yeniden ta­nımlayan yapısal bir dönü­şüm alanı.

Kurumsal dünyada ‘yeşil’ söylemler yerini ölçü­lebilir etkiye, raporlanabilir performansa ve kalıcı değer üretimine bırakıyor.

Bu ye­ni dönemde şirketler yalnız­ca karbon ayak izleriyle değil, tarımdan biyoçeşitliliğe, kül­tür-sanattan toplumsal eşitli­ğe kadar uzanan bütüncül kat­kılarıyla değerlendiriliyor.İşte bu çerçevede Anadolu Efes, sürdürülebilirliği bir yan politika değil, kurumsal stra­tejinin merkezine yerleştiren şirketlerden biri olarak ko­numlanıyor.

Çevresel so­rumluluğu ekonomik sürdürülebilirlik­le, sosyal faydayı kurumsal yö­netimle, ye­rel kalkınma­yı küresel vizyon­la birleştiren yaklaşım; klasik ‘sosyal sorumluluk’ anlayışının ötesinde, çok kat­manlı bir dönüşüm modeline işaret ediyor.

Kurumsal İleti­şim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal’ın anlattığı proje­ler de tam olarak bu dönüşü­mün sahadaki karşılığını gös­teriyor: Sürdürülebilirliği söylem değil, sistem haline ge­tiren bir kurumsal mimari.“Çevre için sıfırlıyoruz” Anadolu Efes’in sürdürüle­bilirlik yaklaşımının üç temel eksende şekillendiğini vurgu­layan Selda Susal, “Çevre, sos­yal etki ve fırsat eşitliğini tek bir bütünün parçaları olarak görüyoruz.

Çevre için sıfırlı­yoruz, sosyal etkimizi artırı­yoruz, fırsat eşitliği ile güç­leniyoruz.

Bu üç başlık bizim için ayrı ayrı projeler değil, tek bir dönüşüm hikâyesinin parçaları” dedi.Şirketin 2010’dan bu yana sürdürülebilirlik performan­sını kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Susal, geçtiğimiz yıl yayımlanan entegre faali­yet raporuna dikkat çekerek, “Finansal ve finansal olma­yan performansı birlikte ele aldığımız entegre rapor, bizim için sadece bir doküman değil, kurumsal duruşun ifadesidir” diye konuştu.Tarım ekonomisine 1,7 milyar TL katkı sağladık Tarımın Anadolu Efes için stratejik bir alan olduğu­nu vurgulayan Susal, şirke­tin kendini yalnızca bir bira şirketi olarak değil, aynı za­manda bir tarım şirketi ola­rak gördüğünü söyledi. “Dört ana ham maddemizin tama­mı doğadan geliyor.

Bu yüz­den tarımı sadece tedarik zinciri değil, sürdürülebilir­liğin merkezinde bir alan ola­rak konumluyoruz” diyen Su­sal şöyle devam etti: “2025’te Türkiye tarım ekonomisine yaklaşık 1,7 milyar TL katkı sağladık. 24 ilden arpa alımı yapıyoruz, yaklaşık 13 bin ki­şiye doğrudan ya da dolay­lı geçim kaynağı sunuyoruz.

Bu, sosyal faydanın en somut göstergelerinden biri.”Kültür-sanat alanındaki çalışmaları da sosyal fayda­nın ayrılmaz bir parçası ola­rak gördüklerini söyleyen Su­sal, “Kültür-sanat toplumsal dayanıklılığın görünmeyen omurgasıdır.

İKSV ile 39 yıl­lık iş birliğimiz, Mavi Sahne, Efes Art Space gibi platform­lar bizim için sponsorluk de­ğil, toplumsal yatırım alanla­rıdır” diye konuştu.Kadınların güçlenmesi ve gençlerin desteklenme­sini kalkınmanın temel ta­şı olarak tanımlayan Susal, “Kadınlar ekonomik haya­ta katılmadan, gençler umut görmeden sürdürülebilir kal­kınmadan söz edemeyiz.

Ka­zakistan’daki Mother’s Hou­se, Moldova’daki Friendly for Women ve Gürcistan’daki Natakhtari Fonu projeleriyle yüzlerce kadına ve gence doğ­rudan destek sağladık” dedi.Toprağı iyileştiren bir tarım modeli için çalışılıyor 1982’de kurulan Tarımsal Ürün Geliştirme Departmanı’na dikkat çeken Kurumsal İletişim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal, “Kendi ziraat mühendislerimizin geliştirdiği 17 tescilli arpa tohumu ve 7 şerbetçi otu çeşidimiz var.

Kuraklığa dayanıklı tohumlar, verimlilik ve iklim uyumu bizim önceliklerimiz arasında.

Çiftçilere yönelik 2025’te açıklanan 158,5 milyon TL’lik teşvik paketi de bu yaklaşımın parçası.

Biz artık sadece üretmek değil, onarmak zorunda olduğumuzun farkındayız.

Toprağı iyileştiren, ekosistemi güçlendiren bir tarım modeli inşa etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.Mercanlarda yüzde 75 hayatta kalma oranına ulaşıldıBiyoçeşitlilik projelerinin de aynı bakış açısıyla şekillendiğini belirten Kurumsal İletişim & İtibar Yönetimi Lideri Selda Susal, Denize +1 Nefes projesine özellikle vurgu yaptı.

Susal, “Marmara’da yürüttüğümüz mercan restorasyonu çalışmalarında yüzde 75 hayatta kalma oranına ulaştık.

Dünya ortalaması yüzde 10– 15 seviyesinde.

Bu bize şunu gösteriyor: Bilim temelli ve doğru koşullarda yapılan her iş gerçek etki yaratır.

Mercan bahçeleri, izleme istasyonları ve Mavi Atlas uygulamasıyla projenin kalıcı bir ekosistem yatırımı haline geldi” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri