Haber Detayı

‘Made in Europe’ tehlikesi ihracatı tehdit ediyor
Ekonomi dunya.com
02/02/2026 00:00 (1 saat önce)

‘Made in Europe’ tehlikesi ihracatı tehdit ediyor

DÜNYA Gazetesi’nin düzenlediği zirvenin ilk panelinde, Türkiye’nin ihracatının 2025 yılında 273,4 milyar dolarla rekor kırarken, yeni dönemde Avrupa Birliği’nin (AB) ‘Made in Europe’ korumacılığı tehlikesi ile karşı karşıya olduğu belirtildi. Panelde, “AB korumacılık politikasına yönelik ertelediği kararı 25 Şubat’ta alacak ve Türkiye’nin kapasam dışında tutulup tutulmayacağı ise hala belli değil. Kapsam dışında tutulması halinde ilk etapta Türk otomotiv ihracatı ciddi şekilde olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

DÜNYA Gazetesi’nin düzenlediği “Dönüşen Dünyada İhracat Zirvesi”nde gerçekleştirilen “Sektörler konuşuyor! 2025 Nasıl Geçti?

Sektörleri 2026’da Ne Bekliyor?” başlıklı panelde Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başkanları konuştu.

Panelin moderatörlüğünü Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay yaparken, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Başkanı Alper Şengül, Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik ve Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı.“Tedarik zinciri yeniden şekilleniyor”Panelin açılışında konuşan TGSD Başkanı Toygar Narbay, oturumda Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan ihracatın kalbindeki isimleri ağırladıklarını kaydetti.

Narbay, jeopolitik fay hatlarının kırıldığı, korumacılığın yükseldiği, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve beyin düzeni pusulasının yön aradığı yeni dönemin şifrelerini kendilerinden dinleyeceklerini belirtti.

Türkiye’nin 2025 yılını 273.4 milyar dolarlık rekor bir ihracat ile büyük bir başarıya imza attığını hatırlatan Narbay, “Bu rakam Türk ihracatı açısından her koşulda yoluna devam etme azminin ve dayanıklılığının en son göstergesidir.

Ancak madalyonun diğer yüzünde mal ihracatımızın Gayri Safi Milli Hasıladan aldığı pay hızla azalıyor.

Öyle ki 2022’de %27.4 olan oran 2025’in sonunda %18’in altına geriledi.

Orta vadeli plana göre 2028’de %16.4 olması bekleniyor.

Bir başka deyişle mal ihracatımızın artışı ülkenin büyümesine yeterli katkıyı sağlayamıyor.

Dünya ihracatının Gayri Safi Milli Hasılası oranı olan %22-25 arasındaki eşik bizim için de kritik bir referans noktası.

Bakanlığımızın liderliğinde ve destekleriyle mal ihracatımızın arkasındaki sanayicilerimizin önümüzdeki dönemde ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı sunması isteniyor” dedi.5 sektör ihracatın yüzde 30’unu yapıyorİhracatın 273.4 milyar dolara ulaşmasının ardında değişik sektörlerin değişik hikayeleri bulunduğunu kaydeden Narbay, “Burada bulunan otomotiv, hazır giyim, tekstil, beyaz eşya ve makine sektörleri Türkiye’nin toplam mal ihracatının %30’dan fazlasını tek başına sırtlıyorlar.

Ancak her birinin hikayesi farklı.

Bir yanda otomotiv sektörümüz 41,5 milyar dolarlık tarihi rekorunu liderliğini perçinleyerek yoluna devam ederken, makine ve beyaz eşya sektörleri kapasite kullanım oranlarını yükseltmek için teknolojik ve yeniliği regülasyonlardan kaynaklı değişimlere hazırlık yapıyorlar.

Diğer yandan, istihdamın sigortası olan, 10 yıldır bu ülkenin dış ticaret fazlasına en büyük katkıyı sunan hazır giyim ve tekstil sektörlerimiz son yıllarda ciddi bir rekabet içinde bulunuyor.

Yüksek enflasyonla mücadelede seçilen yüksek faiz ve baskılanan kur politikasından dolayı son 3 yılda ihracatçıların maliyetleri sepet kur bazında %23’ün üzerinde arttı.

Bu nedenle pazar payı, üretim ve istihdamlarını kaybediyorlar” diye konuştu.“TİM Başkanının da ifade ettiği gibi ihracatı tabana yaymakta zorlandıkları bir dönemdeyiz” diyen Narbay, bu oturumda ihracat rakamlarının arkasındaki gerçekleri bizzat sahadaki kahramanlardan, sektörün kaptanlarından dinleyeceklerini bildirdi.

İhracatın kaptanlarına üç temel soru etrafında bir yol haritası çizmelerini rica eden Narbay, “Amacımız bir şikayet listesi oluşturmak değil, aksine Sayın Bakanlığımızın ekonomi yönetiminin huzurunda sorunları ve çözüm önlemlerini bir arada ortaya koyarak, ortak akılla geleceğe daha güçlü yürümenin yollarını aramak” açıklamasında bulundu.Ahmet Öksüz İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı: Tekstilin taşınarak değil, dönüşerek büyümesi gerekiyorTekstil sektörü son yıllarda zorlu bir dönemden geçiyor. 2023’ten itibaren döviz kurlarının düşük seyretmesi maliyetleri artırdı ve rekabet gücünü zayıflattı.

Kamuoyunda sektörün bittiği ya da üretimin Mısır’a taşındığı yönünde bir algı var; ancak bu doğru değil.

Zor bir süreç yaşansa da sektörümüz ihracatını korunmuş durumda.

Yakın coğrafyada Türkiye’ye gibi entegre üretim yapan bir ülke yok.

Yani Türkiye’nin entegre üretim gücünde birinci sırada tekstil ve hazır giyim sektörü geliyor.

Bizden başka Çin bunu yapabiliyor.

Dolayısıyla bizim kıymetini bilmemiz lazım.

Konfeksiyon ve tekstil birlikte değerlendirildiğinde 30 milyar dolarlık ihracatı bulunuyor.

Türkiye tek başına, Kuzey Afrika’daki 7 ülke, Balkanlar’daki 12 ülke ile İran ve Irak’ın toplamından daha fazla ihracat yapıyor.

Bu kapasitenin kaybedilmesi telafisi zor bir kayıp olur.ABD, Almanya en büyük tekstil ihracatçıları arasındaSektörün taşınarak değil, dönüşerek büyümesi gerekiyor.

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyimde bölgesel bir güç olma potansiyeli var.

Bir taraftan bakıyoruz dünyada en büyük 10 tekstil ihracatçısı ülkesinin sekizi G20 ülkesi, dördü ise G7 ülkesi.

Yani ABD, Almanya, İtalya, Japonya yer alıyor.

Bunlar hala en büyük tekstil ihracatçıları arasında.

ABD son 3 yıldır kesintisiz dünyanın en büyük tekstil makineleri ithalatçısı ülkesi konumunda. .

En temel sorunlar; istihdam maliyetleri, finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği.

Çalışan başına verilen 3 bin 500 TL desteğin artırılması olumlu bir adım.

Yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteği hisan ayının sonuna kadar uzatıldı.

Bunun devam etmesi gerekiyor.

Avrupa’nın Hindistan ile yaptığı STA sonucunda bu pazarda da kayıplar bekleniyor.

Çünkü Hindistan sıfır vergi avantajını kullanacak.

Dolayısıyla bizim de çok hızlı şekilde ABD ile ticaret anlaşması yapmamız gerekiyor.

Bizim için şu anda en büyük potansiyel pazar ABD görülüyor.

Gümrük Birliği’ni hızlı bir şekilde revize edilmesi çok önemli.

Hindistan ürünleri AB üzerinden iç pazarımıza gelecek.Baran Çelik Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı: AB’nin düzenlemesi Türkiye için önemli bir risk barındırıyorOtomotiv sektörü 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık ihracatla rekor kırdı ve son 20 yılın 19’unda ihracat şampiyonu oldu.

Yüzde 80 yerlilik oranına ulaşan sektörün ihracatının 30,5 milyar doları Avrupa’ya yapılıyor.

Almanya, İspanya ve Fransa’ya ihracat çift haneli artarken; Orta Doğu, ABD ve Rusya pazarlarında ciddi düşüşler yaşanıyor.

Orta Doğu’da yüzde 20, ABD’de ise yüzde 30’un üzerinde gerileme var.

Bu nedenle pazar çeşitlendirme çalışmaları hızlandırıldı; Amerika, Kuzey Afrika ve Asya öncelikli bölgeler olarak öne çıkıyor.

Türkiye otomotiv endüstrisi büyük ölçüde Avrupa odaklı ve AB regülasyonlarından doğrudan etkileniyor.

Gündemdeki “Made in Europe” düzenlemesi yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor ve Türkiye açısından önemli bir risk barındırıyor.

Bu kapsamda Türkiye’nin dışarıda kalması ciddi sonuçlar doğurabilir.

Çünkü Türkiye’deki otomotiv ihracatçılarının büyük kısmı Avrupa sermayeli ya da Avrupa merkezli firmalardan oluşuyor.

Bu nedenle Türkiye’nin bu yapının içinde yer alması kritik önemde.

Türkiye’nin kapsam dışında kalıp kalmayacağı 25 Şubat’ta netleşecek.

Bu yıl, olumsuz bir gelişme yaşanmaması halinde ihracatın 43 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.

BYD’nin Manisa yatırımı ve Macaristan’daki üretim planları da bu süreçte dikkat çekiyor.

Avrupa merkezli teşvikler devreye girerse Macaristan daha avantajlı bir konuma gelebilir.Hindistan STA Gümrük Birliği’ni zayıflatıyorTürkiye, Avrupa Birliği ile 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisine sahip.

Bu ilişki sadece gümrük vergilerini değil; kalite standartları, regülasyonlar ve üretim anlayışını da kapsıyor.

Ancak AB’nin Hindistan ile anlaşmalar yapması, Gümrük Birliği’nin anlamını zayıflatıyor.

Özellikle Hindistan’ın hızla artan otomotiv üretimi ve AB ile planlanan serbest ticaret düzenlemeleri, ilerleyen dönemde Türkiye için ciddi rekabet ve ithalat riski oluşturuyor.

Bu nedenle Gümrük Birliği’nin acilen güncellenmesi gerektiği konusunda genel bir görüş birliği bulunuyor.Alper Şengül Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı: Rekabet gücü için politika desteği şartTürkiye beyaz eşya sanayicileri olarak üretim adedi kıstasında totale baktığımızda Avrupa’da birinciyiz, dünyada Çin’den sonra ikinci konumdayız ve bunu sürdürmek istiyoruz. 2025 yılında ihracatta yüzde 10’luk bir gerileme kaydettik.

Toplam üretimde ise yüzde 9’luk bir düşüşümüz var.

En büyük ticaret partnerimiz Avrupa.

Orada çetin bir rekabet ile karşı karşıyayız.

Bizim tarafımızda rekabeti en çok etkileyenler arasında ham maddeye erişim, maliyetlerin yükselmesi, enerji, lojistik gibi maliyetlerin de belli bir seviyede sert olarak durmuş olması yer alıyor.

Bizim tarafımızda sanayi üretimi çok önemli.

İhracatı koruyacak, Türkiye’nin beyaz eşya sektörü ve tabii ki diğer sektörlerin özellikle dünyadaki çetin rekabet koşullarında desteklenmesi adına uygulanacak ticaret politikaları büyük önem taşıyor. 2026 için ise temkinli bir bekleyiş içerisindeyiz.

Türkiye’de üretilen 10 ürünün 7’si yurt dışına gönderiliyor.

Dolayısıyla ihracattaki daralma devam edecek gibi gözüküyor.

Bununla birlikte iç pazardaki talepte yine bir canlanma olması, bizi üretim adetlerini belli bir tolerans bandının içerisinde tutmaya imkan tanıyacaktır.Anti-damping soruşturmaları maliyetlerde baskı yarattı2025 yılı boyunca devam eden anti-damping soruşturmalarının üç tanesi sonuçlandı.

Onlar da girdi maliyetlerinde baskı unsuru oluyor.

Ayrıca bir de GEKAP adı verilen geri kazanım katılım payı maliyetimiz oluyor.

Rekabet kaybının göz önüne alınarak özellikle dış pazarlarda bunun geçici bir süre içinde olsa sıfırlanmasında çok büyük bir fayda görüyoruz.

Çünkü sektörümüz bu katılım payından maliyet artışı anlamında son derece negatif etkilenmekte.

Dolayısıyla 2026 beklentimiz var evet ama politikalar ve ticaret koşulları açısından öngörülebilir ve sürdürülebilir olması büyük önem taşıyor.

Öte yandan hem Yeşil Mutabakatı ve bütçesini desteklemek adına sektörümüzün dünya standartlarında enerji verimliliğini yüksek düzeyde koruduğunu söyleyebiliriz.

Burada yapılması gereken hem farkındalığın artırılması, hem iletişimin güçlendirilmesi, hem de bunlar için hakikaten tüketici tarafından teşviklerin güçlendirilebilmesi.

Teşvikler gelirse, dinamo vazifesi gören iç pazardaki talep, bizi 2026’da rahatlatacaktır.Sevda Kayhan Yılmaz Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Temkinli iyimserliğin doğuracağı fırsatlara bakılmalıİhracatı yüzde 1.9’luk bir artışla kapattık, kilogram fiyatında ise rekor kırdık.

Çok güzel evet ama sayıları farklı şekilde de yorumlayabiliriz.

Her şeyden önce kaçırdığımız fırsatı maliyeti var.

Bizim senelerdir sektör olarak hepimizin hedefi dünyadan fazla büyümekti ve bunu başardık.

Ama bu sene dünya makine ticareti yüzde 10 büyürken, biz maalesef yüzde 1.9 büyüdük.

Bu bizim için iyi bir rakam değil.

Ben bu sene kendimizi başarılı görmüyorum ama sorun değil.

Bir sene de böyle büyümemiş olalım.

Diğer yandan makine ihracatçıları olarak katma değer, verimlilik, sürdürülebilirlik, inovasyon çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Fakat ben deniz değiştiriyoruz gibi hissediyorum ve değişim, yeni beceriler edinmemizi sağlıyor.

Bu süreçte temkinli bir iyimserlik içerisindeyiz ama bu temkinli iyimserliğin ne tür fırsatlar doğuracağına bakmamız gerekiyor.Katma değere göre teşvik verilmeliSavunma sanayi ve makine sanayinin altyapısının güçlü olması, ciddi ivmelenme sağladı.

Bunların dışında tarım ve gıda sanayi, madencilik sektörü alanlarına odaklanmamız gerekiyor.

Ayrıca sanayicilerin finansal okuryazarlıklarını artırması gerekiyor.

Çünkü maalesef özellikle KOBİ’ler finansmanlarını muhasebecilerine teslim etmiş durumda.

Muhasebeci geçmişi, finans geleceği yazar.

O yüzden bunların odağa alınması gerek.

Ben Çin’i biraz daha içeriden takip etmemiz gerektiğine inanıyorum.

İş birliği nasıl yapılabilirin cevabını bulmak için en azından orayı takip etmek gerekiyor.

Ama en önemlisi asimetrik ilişki.

Ama artık asimetrik ilişkiyle olmaz.

Bizim güçlenip, artık yeter dememiz, asimetrik algı bilinci meselesine bir nokta koymamız lazım.

Şu anda yeni bir düzen, yeni bir dünya kuruluyor.

Türkiye bu noktada avantaj sahibi.

Çünkü biz herhangi bir blok ülkesi değil, hep tekli olarak var olduk.

Bu da bizi güçlü konuma getiriyor.

Şimdi ise yapmamız gereken ekonomi, sanayi, ticaret ve dış ticaret yönetiminde iş birliği halinde olmaları.

Örneğin teşvikler konusu üzerinde durmak gerek.

Neden katma değer üzerinden teşvik verilmiyor?

Ben mevcut teşviklerin değişmesi gerektiğine inanıyorum.

İlgili Sitenin Haberleri