Haber Detayı

CHP’nin ‘Kürt Meselesi Konferansı’ fiyaskosu
Aykut diş aydinlik.com.tr
01/02/2026 05:27 (3 saat önce)

CHP’nin ‘Kürt Meselesi Konferansı’ fiyaskosu

CHP’nin ‘Kürt Meselesi Konferansı’ fiyaskosu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin İstanbul’da ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’ adıyla düzenlediği ‘Kürt Meselesi Konferansı’ hafta sonunun önemli gündem başlıkları arasındaydı.

Önce 30 Ocak akşamı ‘Barışa Adanmış Hayatlar’ temasıyla verilen yemekte Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Hrant Dink ve Tahir Elçi gibi şahsiyetlerin eşleri ile bir araya gelindi.

Sonra 31 Ocak günü boyunca dört oturumla davetliler dinlendi.

Açılış ve kapanış konuşmalarını CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı, muhtelif suçlamalardan tutuklu yargılanan Eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesaj gönderdiği konferansın bir de sonuç bildirgesi olacağı belirtildi.

DİKKAT ÇEKEN BİLEŞİM Kameralara kapalı gerçekleşen oturumlarda ‘Derin İngiltere'nin Mutfağı’ olarak rivayet edilen Chatham House'un Kıdemli Danışmanı Galip Dalay, iktidara yakın vakıflardan İHH'nın Başkan Vekili Hüseyin Oruç, DEM Parti'den Mithat Sancar ve Saruhan Oluç ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden Rudaw'ın Başkanı Ziryan Rojhilati isimleri dikkat çekti.

AK Parti ve HÜDAPAR hariç; TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi tüm partilerden birer temsilci yer aldı.

Sunum yapacakları duyurulan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve TÜSİAD Başkanı Ozan Diren ise katılmadı.

İspatı güç ama Feti Yıldız ve TÜSİAD temsilcilerinin iştirak etmeyişi konferansın bileşimine karşı bir tavırdı.

GÖKLERE ÇIKARDILAR Bitişinin hemen ardından bazı köşe yazarlarının CHP’nin Kürt konferansını göklere çıkardığı görüldü. ‘Kurucu Parti çözümde aktif rol alacak’ denildi.

CHP’nin ‘kritik’ eşiği geçtiği öne sürüldü.

Meseleyi yalnızca CHP’nin nihayete erdirebileceği iddia edildi.

Oysa CHP’yi temsil eden iki konuşmada da bu çıkarımların yapılabileceği bir derinlik yoktu.

İmamoğlu “Kürt meselesini eşit vatandaşlıkla, bölgesel kardeşlikle ve refahı arttırarak çözebiliriz.”, “Resmi ve eğitim dilimiz Türkçe kalmak şartıyla okullarımızda Kürtçenin öğretilmesinin, Kürt tarihinin ve edebiyatının öğrenilmesinin önünü açalım.”, “Eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alalım derken özel yasalar çıkarıp Kürt yurttaşlarımıza kolektif haklar verelim demiyorum.

Aksine buna esastan karşıyım.

Yurttaşları kimliklerine göre ayırıp buna göre hukuksal düzenleme yapmak sorunlarımızı çözmez, asla çözemeyeceğimiz daha büyük sorunlar yaratır.” gibi ifadeler dile getirdi.

TÜRKİYE’DEN HABERLERİ YOK Ekrem İmamoğlu’nun ‘eşit vatandaşlık’ tabirini açan ‘dillerini ve kimliklerini koruma ve geliştirme hakkı’ önerisi, Türkiye’de yürürlükte olan uygulamalardan habersiz olması nedeniyle ciddiyetsizdi. 2000’li yıllar Türkiye’de Kürt sorununun fiilen çözülmesi noktasında hukukî, idarî ve siyasî adımların atıldığı yıllar oldu. 1987’den beri Güneydoğu Anadolu’da geçerli olan Olağanüstü Hal (OHAL) kaldırıldı.

Yeni doğanlara Kürtçe isim verme özgürlüğü getirildi.

Ulusal ve yerel düzeyde Kürtçe yayın ve müzik serbest bırakıldı.

Devlet ‘TRT Şeş’ ile Kürtçe televizyon kanalı kurdu.

Yerleşim yerlerinin eski isimleri ile birlikte anılması sağlandı.

Kürtçe, ortaöğretimde seçmeli dersler arasına eklendi.

Yükseköğretimde Kürdoloji bölümleri ve enstitüleri çalışmalara başladı.

Özel kurs ve eğitim merkezlerine Kürtçe öğretme imkânı verildi.

Siyasi partilerin ve adayların seçim propagandalarında Kürtçe kullanmasının önü açıldı.

Cezaevlerinde mahkûmların yakınlarıyla Kürtçe görüşme hakkı sunuldu.

Mahkemelerde Türkçe bilmeyenler için Kürtçe savunma hakkı tanındı.

GÖZ KIRPMA ÇİZGİSİ Uzun lafın kısası, zaten resmi dil Türkçe olmak kaydıyla Kürt dili ve kimliği geliştirilme ve korunma hakkına sahip.

Dış destekli terör çabası bir kenarda tutulursa konu, tabiri caizse ‘sorun’ olmaktan çıkmış, ‘mesele’ye dönmüş durumda.

Öyle ki terör örgütü PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan da 27 Şubat 2025’ta yaptığı silah bırakma ve fesih çağrısında bu tespiti vurguladı.

Konferansta Özgür Özel’in, ‘inkâr ederek değil yüzleşerek çözüm’ vaadiyle pozitif kavramlar üzerine kurulu genel ezberleri tekrar etmesi ve Suriye’de terör örgütünün oradaki kolu YPG’yi bütün Kürtlerin temsilcisi pozisyonuna sokması da pek parlak değildi.

Öcalan’a mesafeli davranışı aldatmasın, Özel bir süredir; amacı bilinmez bir şekilde siyasi ayağı Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi (DEM Parti) üzerinden PKK’nın anayasal statü, özerklik, Kürtçe’nin ikinci resmi dil olması, vatandaşlık tanımından ‘Türk milleti’ kimliğinin silinmesi gibi aşırıcı taleplerine göz kırpma çizgisi izliyor.

BÜYÜK HİZMET OLURDU Amacı giderek yalnızlaşan partisini DEM seçmenini yanına çekerek yarışta tutma arayışı olabilir ancak PKK’nın ayrılıkçı isteklerine yüz vererek elde edilebilecek bir başarı bulunmuyor.

Kendi deyimiyle ‘Kürt sorununun çözümü’, doğru niteleme ile Türkiye’nin ulusal birliğinin pekiştirilmesi ve PKK terörünün tasfiyesi bu yolla mümkün görünmüyor. 2009-2015 yılları arasında sürdürülen “1.

Açılım” ve önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 yenilgisi bu stratejinin yanlışlığının önemli ispatları.

Ambalaj kimi çevreleri mutlu etmişe benziyor ama uzaktan yansıdığı kadarıyla CHP’nin ‘Kürt Meselesi Konferansı’ tam bir fiyaskoydu.

Ne yürüyen sürece ne de geleceğe dair hiç bir somut perspektif ortaya koyulamadı.

Yalnızca DEM Parti’ye ülke gerçeklerini hatırlatan bir tutum bile Türkiye’ye büyük hizmet olurdu...

İlgili Sitenin Haberleri