Haber Detayı

Özel okullara değil kamuya kaynak lazım
Toplum aydinlik.com.tr
01/02/2026 00:00 (6 saat önce)

Özel okullara değil kamuya kaynak lazım

Özel okullar, devlet okullarında öğrenci başına harcanan paranın, özel okul öğrencilerine de verilmesini talep etti. Asırlık eğitim kurumu TED’in raporuna göre tam tersine ihtiyaç var.

Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK), Antalya’da sempozyum düzenledi, Dernek Başkanı Zafer Öztürk, “Özel okula giden her öğrenci, devlet okullarındaki karşılığı kadar kamusal destekten yararlanmalı” dedi.

Öztürk’e göre aksi halde özel okullar sürdürülemez durumda.

Rakamlar ise özel okullara değil, kamu okullarına daha fazla kaynak aktarılmasına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.

SINIF MEVCUTLARI ÖZEL OKULLARIN İKİ KATI Türk Eğitim Derneği (TED)’nin araştırma kuruluşu TEDMEM’in ‘Bir Bakışta Eğitim 2025’ raporuna göre ise devlet okullarındaki sınıf mevcutları, ilkokulda özel okulların iki katına, ortaokulda ise iki katından fazlasına ulaşmış durumda.

İlkokul kademesinde devlet okullarında ortalama sınıf mevcudu 22 iken, özel okullarda sınıf mevcudu 11.

Ortaokul kademesinde bu fark daha da büyük: devlet okullarında ortalama 28 olan sınıf mevcudu, özel okullarda 13.

OECD ülkelerinde ise bu fark oldukça sınırlı: devlet okulları ve özel okullar arasındaki fark ilkokul kademesinde ortalama bir öğrenciye, ortaokul kademesinde ortalama iki öğrenciye denk geliyor.

FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNİN AÇIK BİR GÖSTERGESİ Raporda şu satırlara yer veriliyor: “Devlet okulları ve özel okullar arasındaki bu fark, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitsizliğinin açık bir göstergesidir.

Son dönemde ekonomik koşullarda yaşanan olumsuzluklar, reel gelirlerin düşmesi ve yaşam maliyetlerinin artmasıyla birlikte hane halklarının eğitim harcamalarına ayırabildikleri payı azaltmıştır.

Bu durum, özel öğretim kurumlarının artan ücret politikalarıyla birleşerek özel okullara erişimi önemli ölçüde sınırlandırmıştır.

Bunun sonucunda, özel öğretim kurumlarına devam eden öğrenci sayısında azalma meydana gelmiştir.

Nitekim 2024-2025 eğitim öğretim yılı örgün eğitim istatistiklerine göre, özel öğretim kurumlarındaki öğrenci sayısı bir önceki yıla kıyasla ilkokullarda 3 bin 481, ortaokullarda ise 9 bin 672 öğrenci azalmıştır.

Bu azalışın, sınıf mevcutlarının da düşmesine yol açmış olabileceği düşünülmektedir.” İLKE: ÖZEL ÇIKAR YERİNE NİTELİKLİ EĞİTİME ERİŞİM TÖZOK, özel çıkar hedefiyle konuşuyor.

TEDMEM’in söz konusu Rapor’da dile getirdiği felsefe ise şu: “Türkiye’de eğitime yönelik kamu harcamalarının artırılması, özel harcamaların payının azaltılması ve muhtemel öğrenci nüfusu değişimleriyle orantılı finansal planlamaların yapılması gerekmektedir.

Her öğrencinin, içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak nitelikli eğitime erişmesini mümkün kılacak kaynakların yaratılması, eğitimin tüm kademelerde niteliğini artırma hedefine de katkı sunacaktır.” TEDMEM raporunda Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024–2028 Stratejik Planı’nda, “toplumun farklı kesimlerinden öğrencilerin özel okullara erişim imkânına sahip olmalarının sağlanması” hedefine de değinilmekle birlikte, devlet okullarında nitelikli eğitimin sağlanmasına vurgu yapılıyor: “Eğitim politikalarının önceliği, devlet okullarında sınıf mevcutlarını azaltarak daha nitelikli ve fırsat eşitliğine dayalı öğrenme ortamları oluşturmaya verilmelidir… Okul ve derslik yatırımlarının yanı sıra, nitelikli öğretmen istihdamının artırılması da eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirecek ve öğrenme süreçlerinin niteliğini yükseltecektir.

Böylelikle farklı okul türlerinde sınıf mevcutlarına yönelik sürdürülebilir düzenlemeler yapılarak, eğitimde daha eşit ve nitelikli öğrenme ortamları oluşturulabilir.

Bu uygulamaların ilk aşamada dezavantajlı öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu okullarda hayata geçirilmesi, daha uygun ve etkili bir strateji olarak görülmektedir.” HANENİN YÜKÜNÜ AZALTACAK TEDMEM’e göre hane halkı harcamaları içinde eğitimin yükünü azaltmanın yolu da devlet okullarının sayısının artırılması, devlet okullarına daha fazla kaynak aktarılarak eğitimin kalitesinin yükseltilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması.

Raporda, liselerin durumunun değerlendirildiği bölümde, genel liselerle ve meslek liselerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor ve şu satırlara yer veriliyor: “Türkiye, genel liselerde kamu harcamalarının payının en düşük olduğu ülkedir… Genel liselere yönelen öğrencilerin masraflarının hane halkı harcamaları içinde büyük bir kalem oluşturduğu tespit edilebilmektedir.

Devlete ait genel liselerin sayılarının artırılması ve kamudan genel liselere ayrılan kaynakların artırılması, bu kademede özel öğretim kurumları aracılığıyla yaşanan finansal yükün azaltılmasına yardımcı olacaktır.

Ortaöğretim kademesinde artan harcamaları, öğrenci eğitimine devam edebiliyorsa yükseköğretim düzeyindeki özel harcamalar izlemekte, kamu harcamalarının yetersizliği yükseköğretim kademesinde hane halkı üzerinde yük oluşturmaya devam etmektedir.” DEZAVANTAJLI BÖLGELERDE EŞİTSİZLİK DAHA DERİN Öğretime ayrılan süre, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, sınıf mevcutları, öğretmen maaşları ve akademik personelin demografik özellikleri ekseninde Türkiye’de eğitim sisteminin genel görünümünün değerlendirildiği TEDMEM raporunda, dezavantajlı bölgelerde öğrenme ortamlarının niteliğinin daha düşük olduğu vurgulanıyor.

Raporda şöyle deniyor: “2024 yılında sınıf mevcudu 30’dan fazla olan şube oranı ilkokul kademesinde yüzde 26,7, ortaokul kademesinde yüzde 30’dur.

Özellikle öğrenci sayısının görece fazla ve eğitim kaynaklarının sınırlı olduğu dezavantajlı bölgelerde bu durum, öğrenme ortamlarının niteliğini olumsuz etkileyebilmektedir.

Bu bölgelerdeki yapısal eşitsizliklerin belirginliği, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye yönelik politikaların gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bu doğrultuda, dezavantajlı bölgelerde öğretmen istihdamının artırılması, nitelikli öğretmenlerin bu bölgelere yönlendirilmesi ve okul altyapısının iyileştirilmesi öncelikli hedefler arasında yer almalıdır.” BÖLGESEL FARKLAR DA AŞILABİLİR TEDMEM raporunda “Eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin sağlanması, bireylerin sosyoekonomik durumları ve cinsiyetlerinden bağımsız biçimde eğitim olanaklarına adil bir şekilde erişebilmesiyle mümkündür.” deniyor. 2019 ve 2024 yıllarına ait veriler karşılaştırıldığında, Türkiye’de zaman içinde eğitim düzeyinin arttığı, özellikle kız çocuklarının eğitim erişiminin yıllar içerisinde artmasının dünyadaki eğilimle paralellik gösterdiği ifade ediliyor.

Bununla birlikte gerek OECD raporunun bulguları gerekse Türkiye’de yapılan araştırmaların kız çocuklarının okula erişiminde bölgesel farklılıkların sürdüğünü gösterdiğine dikkat çekiliyor.

Ekonomik sebepler, erken yaşta zorla evlilikler, okul yolunun güvenliği ve ulaşım sorunlarının, ev içi iş yükü gibi etkenlere işaret edilen raporda, bölgesel eşitsizliklerin aşılması için şu önerilerde bulunuluyor: “Dezavantajlı hanelere maddi destek sağlanması, öğretmen eğitimlerinde cinsiyet eşitliği farkındalığının güçlendirilmesi, okul yollarının daha güvenli ve erişilebilir hale getirilmesi, öğrencilerin dil becerilerini destekleyecek uygulamaların yaygınlaştırılması, zorunlu eğitim çağında olup okula devam etmeyen öğrencilerin takibinin düzenli yapılması, kız çocuklarının bir sonraki eğitim seviyesine geçişini destekleme potansiyeline sahip uygulamalar olacaktır.” ÜÇ KATI KAYNAĞA RAĞMEN MESLEK LİSELERİ BAŞARISIZ Raporda meslek liselerine genel liselerin üç katı kaynak aktarılmasına rağmen beklenen başarının yakalanmadığı da ifade ediliyor.

Türkiye’de genel liselerin meslek liselerinden daha fazla talep gördüğünün de hatırlatıldığı raporda yer alan değerlendirme şöyle: “Meslek liselerinde öğrenci başına yapılan harcama genel liselerdeki harcamanın yaklaşık üç katıdır.

Genel liselerde kamu harcamalarının payının düşük olmasına ve mesleki eğitime daha fazla kaynak ayrılmasına rağmen meslek liselerinin nitelikli eğitim sunma, mezunlarına istihdam sağlama ya da yükseköğretime hazırlama gibi kriterler açısından istenilen düzeyde olmadığı bilinmektedir.

Bu durum, meslek liselerine ayrılan kamu kaynaklarının öğrenciler yararına ve verimli biçimde kullanılıp kullanılmadığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.”

İlgili Sitenin Haberleri