Haber Detayı
Küba Büyükelçisi Cardenas Ulusal Kanal’a konuştu! ‘Tehditlere boyun eğmeye hiç niyetimiz yok’
ABD’nin 61 yıldır Küba’ya yönelik yasadışı bir politika izlediğini belirten İstanbul Başkonsolosu Cárdenas, ‘Zor zamanlardan geçiyoruz. Küba tehdit altında. Uzun süredir ağır yaptırımlar, ablukalar altında yaşamamıza rağmen bu baskılara, tehditlere boyun eğmeye hiç niyetimiz yok' dedi
Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, Ulusal Kanal’a önemli açıklamalar yaptı.
Ülkesi Amerika Birleşik Devletleri tarafından abluka altına alınan Cárdenas, Küba halkının her türlü emperyalist tehdide ve saldırıya direneceğini söyledi.
Sayın Cardenas, öncelikle Amerikalıların 3 Ocak’taki saldırısında Karacas’ta hayatını kaybeden 32 Kübalı güvenlik görevlisi için taziyelerimizi sunarız.
ABD’nin 3 Ocak saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz? 3 Ocak günü başkent Karacas’a bombardıman yapılmak suretiyle ABD Venezuela’ya askeri bir saldırı düzenlendi ve Bolivarcı Cumhuriyetin anayasal Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ve eşi kaçırıldı.
Burada bir ülkenin enerji ve petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyla gerçekleştirilen, hukuken tamamen yasadışı, bir suç eyleminden söz ediyoruz.
Bunun uluslararası hukuka, Venezuela kanunlarına ve tabii ki ABD kanunlarına aykırı, tamamen yasadışı, kriminal bir girişim olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.
Söz konusu saldırıda Kuzey Amerika’nın askeri kuvvetlerine tüm gücüyle karşı koymaya çalışan, Venezuela ve Küba vatandaşlarından oluşan 100 kişi hayatını kaybetti.
Bu kişilerin 32’si Kübalıydı..
Şüphesiz Küba için ağır bir darbe oldu.
Takip eden günlerde halkımız 32 şehidimizin naaşıyla buluştu ve tüm Küba halkı büyük kaybı karşısında çok anlamlı bir şekilde acısını gösterirken aynı zamanda da ABD’nin her türlü tehdidine, her türlü saldırısına karşı direneceğinin iradesini de göstermiş oldu.
YARIM MİLYON KÜBALI ŞEHİTLERİ İÇİN SOKAKTA O gün tören boyunca çok şiddetli yağmur yağdı.
Binlerce insan yağmur ve soğuğa rağmen 32 Kübalı şehidimizi onurlandırmak ve onlara saygılarını sunmak için törene katıldı.
Ve ertesi gün Küba halkı bir yürüyüş, gösteri düzenledi.
Ülkenin çeşitli şehirlerinden yaklaşık yarım milyon Kübalı katılım sağladı.
Evet, biz de resmi törenin ardından, o fırtınada Havana’da yürüyen binlerce Kübalıyı ekranlarımıza getirdik.
Ulusal Kanal olarak bu konudaki desteklerinizi biliyoruz ve çok da saygı duyuyoruz.
Çünkü tüm bu durumu yani bizim içinde bulunduğumuz süreci karmaşıklaştıran koşullardan biri de ABD’nin halklara karşı yürüttüğü saldırı ve tehditlerini medya manipülasyonlarıyla da sürdürüyor olması.
ABD, güç ve tehdit yolunu kullanarak halkların morallerini bozmaya, bağımsız ve egemen duruşlarını yıkmaya, caydırmaya çalışıyor.
Bu bakımdan gerçek bilgileri yaymak son derece önemli.
Gerçekleri aktarmak önemli.
Durumu gerçekçi bir şekilde analiz etmek, olan biteni doğru bir şekilde değerlendirmek de… Çünkü ABD, sadece kendi politikasını yaymaya çalışmakla, haklara fiziksel saldırılarla zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda da halkların olan biteni anlayabilme, kavrayabilme hakkını da elinden alıyor.
KÜBA-VENEZUELA İLİŞKİLERİNİN UZUN BİR GEÇMİŞİ VAR Amerikalılar tarafından katledilen 32 Kübalı, bilmeyenler için Küba-Venezuela ilişkilerinin boyutunu da göstermiş oldu.
Uluslararası kamuoyu iki ülke arasındaki ilişkinin düzeyini daha iyi anlamış oldu.
Küba-Venezuela ilişkilerinin boyutunu anlatır mısınız?
Küba’yla Venezuela arasındaki ilişkilerin ciddi bir tarihsel boyutu ve geçmişi vardır.
Hatta Bolivarcı Cumhuriyet’ten de çok öncelere dayanır.
Özellikle Karacas, Başkomutanımız Fidel Castro’nun devrim ilanını takiben ilk ziyaret ettiği yerdir.
Ve Chávez’in ülke yönetimine geçmesi, devlet başkanı olmasını takiben de iki lider arasında ve iki ülke arasındaki ilişkiler daha da derinleşmiştir. 2000 yılında Küba ve Venezuela arasında çok kapsamlı bir anlaşma imzalanmıştır.
Bu anlaşma kapsamında da binlerce projede ortak çalışmalar yürütülmüştür.
İki ülkeye de fayda sağlayan projeler, Güney Amerika’daki iki ülkenin gösterdiği örnek bir işbirliği.
Hem Küba hem de Venezuela’nın, her iki ülkenin birlikte kalkınmasına katkı sağlayan bir işbirliği.
Bu projeler sayesinde binlerce Kübalı doktor, hemşire, bilim insanı, sporcu ve sanatçı Venezuela’ya gitti, iki ülkenin de kalkınması adına özellikle toplumsal projelerde yer aldılar.
Yine binlerce Venezuelalı da Küba’da, Küba üniversitelerinde doktor, mühendis, sanatçı, sporcu olmak üzere birçok farklı alanda eğitim gördü.
Karşılıklı ticaret de büyük ölçüde büyüdü.
Her iki yönde de Küba’dan Venezuela’ya ve Venezuela’dan Küba’ya birçok ürünün ticareti yapıldı.
Bu bağlamda petrol de bu kalemlerden biri.
Bugün tek ürün olarak petrol gösterilmek isteniyor olsa da gerçekte ticaret ve hizmet alanındaki birçok sektörde karşılıklı ticaret gerçekleşmekteydi.
Sadece petrol denemez, çok daha fazlası var.
Bu projeler bugün de devam etmekte olup, her iki ülkede arasındaki işbirliği devam etmektedir.
Birçok Kübalı profesyonel Venezuela’da çalışmaya devam etmektedir.
Aynı şekilde Küba’da da birçok Venezuelalı bulunmaktadır.
ABD TEHDİDİ TİCARETİ ETKİLİYOR Karayip Körfezi’ndeki ABD silahlı tehdidinin Küba’ya yansıması nasıl oldu?
Şu ana kadar doğrudan bir etki olmadı, ancak Kuzey Amerika’nın Karayipler’deki varlığı bölgedeki tüm ticareti çok zorlaştırdı.
Bu, Karayipler’de gerçekleşen tüm ticaret trafiğini, Karayip halklarını ve bölgedeki uluslararası transit geçişi tehdit eden bir politika.
Bu durum bizi de etkiliyor, çünkü birçok gemi söz konusu rotaları kullanmayı bıraktı ve bu da Küba ve Karayipler bölgesine yönelik tüm ticaretin maliyetlerini artırıyor.
ABD 65 YILDIR YASADIŞI POLİTİKA UYGULUYOR Küba uzun zamandır ABD tarafından yaptırım uygulanan ve tehdit edilen bir ülke.
ABD basınında 2026’da Washington’un Küba’yı hedef alabileceği yazılıyor.
Kübalı bir diplomat olarak ABD dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada, 61 yılından beri açıkça Küba devrimini zayıflatmak ve halkın yaşam standardını düşürmek amacıyla uygulanan yasadışı bir politikadan söz ediyoruz.
Bu politikayı başka türlü sınıflandırmak mümkün değil sanırım, çünkü politika olarak savunmasızları hedef almaktadır.
Tekrar etmek gerekirse Küba devriminin bugün sahip olduğu temelleri sarsmak için en savunmasızları, halkları hedef alan yasadışı bir politika izliyor.
Uygulanan yaptırımlar, ablukalar Küba halkına büyük zarar veriyor.
Bugün orada elektrik, gıda ve neredeyse tüm sektörlerde yetersizlik söz konusu ve bunun en büyük sorumlusu, ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu ekonomik, ticari ve finansal ablukalar.
Ambargodan ziyade biz buna abluka diyoruz.
Çünkü ambargo iki ülke arasındaki karşılıklı ticareti ilgilendirirken, Küba’nın içinde bulunduğu durumda sadece ABD’ye ve ABD’den olan ticaret engellenmiyor, diğer ülkelerle yürütülen normal ticari ilişkiler de engelleniyor.
BAŞKA GÜÇLER ÇIKTIKÇA ABD ZAYIFLIYOR Washington yönetimi aslında Küba halkını devrimci yönetime destek verdikleri için cezalandırıyor.
Peki, yeni kurulan çok kutuplu dünya, Küba’ya ABD’nin bu yaptırımlarına karşı durmak için hangi olanakları sunuyor?
Biz, ABD dahil olmak üzere tüm ülkelerle normal ilişkiler kurulmasını savunuyoruz.
Bu bizim arzumuz.
Kendini dünyanın polisi ilan edercesine tek bir gücün domine ettiği bir dünya istemiyoruz.
Birleşmiş Milletler Şartı’nı ve uluslararası hukuku gözeten, tüm ülkelerin eşit fırsatlara ve haklara sahip olduğu bir dünya istiyoruz.
Bugün dünyada yaşananların çoğu, Amerika Birleşik Devletleri’nin başka güçlerin ortaya çıkmasıyla kendini ekonomik manada zayıf hissetmesinden ve doğal kaynakları, ekonomik kaynakları umutsuzca güvence altına almaya çalışmasından ileri geliyor.
Bu nedenle, tüm ülkelere karşı çok daha agresif bir tutum sergiliyor, özellikle Latin Amerika’ya karşı çok saldırganca davranıyor. ‘DÜNYADA ÇOK SAĞLAM DOSTLARIMIZ VAR’ Uluslararası cephede Küba’nın müttefikleri kimler?
Biz herkes ile müttefik olabiliriz.
Hiçbir ülkeyle ikili sorunumuz yok.
Tüm ülkelerle karşılıklı saygıya dayalı, geniş kapsamlı bir ilişki içinde olmayı savunuyoruz.
Elbette, ticaretimizin, ekonomik bağlarımızın ve ticari işbirliklerimizin fazlaca olduğu bazı ülkeler var.
Ancak genel olarak siyasi açıdan bakıldığında, dünyadaki tüm ülkelerle mükemmel ilişkilerimiz var.
Ancak ne yazık ki bazı ülkeler, bazı hükümetler ABD’nin baskısına boyun eğerek tecrit politikası sergiliyor veya çeşitli sektörlerde Küba ile çalışmayı bırakıyor, ancak bunlar azınlıkta.
Aslında dünyadaki çoğu ülke ile mükemmel ilişkiler içindeyiz.
Buna bir örnek, Küba’nın her yıl Birleşmiş Milletler’e ABD’nin ülkemize karşı uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ablukayı kınayan kararını sunmasıdır.
Dünyanın çok sayıdaki ülkesinin desteğini almaktadır.
Küba, dünyanın çoğu ülkesiyle her zaman dayanışma içinde oldu.
Özellikle Afrika, Latin Amerika, Asya’daki birçok ülkeye sağlık ekipleri, doktorlar ve akademisyenler göndermiştir.
Ve dünyanın dört bir yanındaki antiemperyalist mücadelede önemli rol oynamıştır...
Küba’nın dış dünyayla gösterdiği tüm bu dayanışmanın elbette dış dünyadan Küba’ya yansımaları, son derece olumlu sonuçları olmuştur.
Bundan dolayı da son derece minnettarız ve tüm dünya genelinde Küba devrimini seven, Küba’yı seven ve şu anda yaşadığımız tehditler karşısında Küba’yı savunmaktan asla çekinmeyecek çok sayıda sağlam ve güçlü dostlarımız olduğunu biliyoruz.
José Martí (HOZE MARTİ), ‘Amor con amor se paga’ demiştir.
Yani ‘sevgi sevgiyle ödenir’.
Küba çok sevgi vermiştir ve çok sevgi almıştır.
Bu sevgi, dünyanın tüm halklarına karşı iki yönlü olarak devam etmektedir.
Küba, dış dünyaya karşı çok güçlü bir dayanışma sergilemekte ve aynı dayanışmanın karşılığında da almaktadır.
Bu dayanışma için büyük bir minnettarlık duyuyoruz.
Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nin içinden dahi gelmektedir.
ABD içinde de Küba ile son derece dayanışmacı olan ve çok aktif şekilde destek veren pek çok kesim bulunmaktadır.
Son günlerde, ABD’nin Küba’ya yönelik saldırgan ve tehditkâr politikalarını sert biçimde eleştiren tutumlarını da açıkça görmekteyiz. ‘TÜRKİYE İLE MÜKEMMELİZ’ Türkiye-Küba ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye-Küba ilişkileri için ne söylersiniz?
İlişkiler siyasi açıdan son derece iyi hatta mükemmel diyebiliriz.
Her iki hükümet arasında çok iyi bir iletişim söz konusu.
Türkiye’den Küba’ya yönelik ekonomik ilişkileri ve yatırımları destekleyen çeşitli anlaşmalar imzalandı.
Ekonomi ve iş birliği bağlarını daha da güçlendirmek için çalışıyoruz.
Bu ilişkileri, siyasi ilişkilerimizle aynı seviyeye taşımayı hedefliyoruz.
Hafta altı uçuşumuz var.
Bu, iki ülke arasında daha fazla yakınlaşma sağlayabilir.
İki ülke arasında ticari alışveriş devam ediyor.
Küba pazarında birçok Türk menşeli ürün satılıyor.
Turizm de karşılıklı yürütülen iş birliğinin önemli ayaklarından biri.
Küba’ya, yani ülkemize gelen turist sayısı da her yıl giderek artıyor.
ZOR GÜNLERDE DAYANIŞMA Son olarak geçtiğimiz Ekim ayında Küba’yı vuran Melissa adlı bir kasırga oldu, biliyorsunuz.
Türkiye, Küba’nın çeşitli bölgelerdeki zor durumu aşmamız için kritik öneme sahip elektrik santralleri bağışladı ülkemize.
İki ülke arasındaki işbirliği ve dayanışmanın bir başka örneği olarak yine, Şubat’ta Türkiye’nin doğusunda yaşanan depremde Küba’dan gelen bir sağlık ekibi, saha hastanesi kurarak bir aydan fazla süreyle orada çalışıp, destek verdi.
Genel olarak iki halk arasında büyük bir sempati var.
İki halk da birbirini çok seviyor.
Neredeyse iki yıldır Türkiye’de yaşıyorum ve bunun birebir şahidi oluyorum.
Her yerde Türkiye halkının Küba halkına büyük bir sempati duyduğunu söyleniyor.
Aynı şekilde Küba televizyonlarında son zamanlarda gösterilen televizyon dizileri sayesinde Türkiye çok ünlü ve merak edilen bir ülke oldu.
İnsanlar büyük bir ilgi ve sempati besliyorlar. ‘TÜRK HALKINA TEŞEKKÜR EDİYORUZ’ Sayın Cardenas, Kübalı doktorlar, Kübalı arama kurtarma ekipleri depremden sonra Türkiye’de kendi aileleri kurtarır gibi depremzedelere yardım ettiler.
Türk milleti bunu unutmayacaktır...
Türk milletine mesajınız nedir?
Zor zamanlardan geçiyoruz.
Küba tehdit altında.
Ancak Küba, Küba halkı, direnmeye devam etmekte kararlı.
Uzun süredir ağır yaptırımlar, ablukalar altında yaşamamıza rağmen bu baskılara, tehditlere boyun eğmeye hiç niyetimiz yok.
Amerika Birleşik Devletleri’yle de dünyadaki tüm diğer ülkelerle olduğu gibi, karşılıklı saygı ve eşitlik temeline dayanan ilişkiler yürütmek isteriz elbette.
Türk halkının desteğine ve sevgisine güveniyoruz; bunun için kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz.
Bilinmesini isteriz ki Küba da her koşulda, Türkiye halkının yanında kararlılıkla duracaktır.
Türkiye’ye politikalarımıza sunduğu destek için çok teşekkür ederiz.
İlişkilerimiz son derece mükemmel gidiyor ve bunların daha da güçlenmesini arzu ediyoruz.
Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Her iki ülkenin kültürel iş birliği açısından birbirine daha da yakınlaşacağına inancımız tam. ‘ULUSAL KANAL KÜBA’NIN YANINDA’ Zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.
Asıl ben teşekkür ederim.
Benim için bir zevkti.
Gelecekte de benzer çalışmalar yapmak isteriz sizlerle.
Biliyoruz ki Ulusal Kanal her zaman Küba Halkı’nın yanında.
Küba Halkı’yla dayanışma içerisinde.
Çok sağolun.