Haber Detayı
Kıbrıs’ta kaçınılmaz yeni denklem!
Kıbrıs Türkünün güvenliğini soyut BM raporlarına emanet etmesi beklenemez. Kıbrıs Türk halkının güvenliği, özgürlüğü ve siyasi eşitliği; Türkiye ile olan sarsılmaz bağları ve kendi egemen devlet yapısıyla mümkündür.
Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Cyprus Mail gazetesindeki bir değerlendirme yazısında, Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde yürütülmesinin sonuç vermediği belirtilerek, BM ve Avrupa Birliği (AB)’nin uluslararası hukuk ve insan haklarına dayalı bir çözümü garanti edemediği belirtildi.
Yazıda, Kıbrıs barış çabalarının Türkiye-Yunanistan diyaloğunun parçası haline getirilmesi gibi “radikal yeni bir yaklaşımın” tartışılması gerektiği vurgulandı.
OYALAMA MEKANİZMASI Yazı, yıllardır benim defalarca dikkate getirdiğim bir gerçeği gecikmeli de olsa itiraf etmektedir: Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler çerçevesinde çözülmesi artık fiilen mümkün değildir.
BM’nin Kıbrıs dosyası, tarafsız bir barış misyonu olmaktan çıkmış; statükoyu yöneten, Rum tarafının maksimalist taleplerini perdeleyen ve Kıbrıs Türk halkını oyalayan bir mekanizmaya dönüşmüştür.
Birçok kez BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunun başarısızlığını ilan etmesi gerektiğini ve görevi iade etmesinin şart olduğunu yazdım, katıldığım televizyon programlarında da vurguladım.
Dolayısıyla Cyprus Mail’in tespiti yeni değildir.
Yeni olan, bunun artık Rum basınında dahi yüksek sesle dile getiriliyor olmasıdır.
BM’nin raporlarının “iki tarafın klişe söylemlerini tekrar eden metinler” olduğu yönündeki eleştiri, Kıbrıs Türk halkının yarım asrı aşkın süredir yaşadığı diplomatik çıkmazın özeti niteliğindedir. 60 yılı aşan Barış Gücü varlığına rağmen ne adil bir çözüm üretilebilmiş ne de Kıbrıs Türkünün egemen eşitliği kabul edilmiştir.
Tam tersine, Rum tarafı bu süreci tek yanlı avantajlara dönüştürmüş; AB üyeliği gibi kritik bir kazanımı çözüm olmadan elde etmiştir. ‘RADİKAL YENİ YAKLAŞIM’ Cyprus Mail’in asıl dikkat çekici yanı ise BM ve AB’nin artık uluslararası hukuk ve insan haklarına dayalı bir çözümü garanti edemediğini açıkça kabul etmesidir.
Bu kabul, Kıbrıs Türk tarafının yıllardır dile getirdiği “uluslararası sistemin çifte standardı” tezini teyit etmektedir.
BM’nin bütçe kısıntıları, ‘Özel Danışman’ pozisyonunun kaldırılması ve Kıbrıs dosyasının giderek tali bir mesele haline gelmesi, bu iflasın kurumsal göstergeleridir.
Daha da önemlisi, yazıda dile getirilen “radikal yeni yaklaşım” çağrısıdır.
Kıbrıs meselesinin Türkiye-Yunanistan diyaloğunun bir parçası haline getirilmesi önerisi, Rum tarafı açısından bir zorunluluğun itirafıdır: Kıbrıs’ta çözüm, Ada içi romantik söylemlerle değil; bölgesel güç dengeleri ve jeopolitik gerçekler üzerinden mümkündür.
Türkiye yok sayılarak, Kıbrıs Türk halkı iradesi bypass edilerek hiçbir çözüm yaşayabilir değildir.
TIKANIKLIĞIN FATURASI Ancak burada dikkatli olunmalıdır.
Kıbrıs Türk tarafı için “yeni yaklaşım”, geçmişin başarısız federasyon masallarına dönüş değil; egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı iki devletli çözüm vizyonunun daha güçlü savunulmasıdır.
BM çerçevesinin tıkandığı kabul ediliyorsa, bu tıkanıklığın faturasının Kıbrıs Türk halkına kesilmesine izin verilemez.
Aksine, bu durum KKTC’nin haklı tezlerinin meşruiyetini daha da güçlendirmektedir.
Bugün gelinen noktada gerçek çok açıktır; dünya düzeni “kurallar temelli” olmaktan çıkmış, güç temelli bir yapıya evrilmiştir.
Cyprus Mail’in de işaret ettiği gibi, güçlü aktörlerin uluslararası hukuku hiçe saydığı bir dönemde, Kıbrıs Türkünün güvenliğini soyut BM raporlarına emanet etmesi beklenemez.
Kıbrıs Türk halkının güvenliği, özgürlüğü ve siyasi eşitliği; Türkiye ile olan sarsılmaz bağları ve kendi egemen devlet yapısıyla mümkündür.
Sonuç olarak, Cyprus Mail’in yazısı bir çağrıdan çok bir itiraftır.
Bu itiraf, milli Kıbrıs davamız açısından yeni bir diplomatik safhanın kapısını aralamaktadır.
Kıbrıs’ta çözüm, Kıbrıs Türk halkının özne olduğu, egemen eşitliğinin tartışma konusu yapılmadığı ve statükonun değil adaletin esas alındığı bir zeminde mümkündür.
Bunun dışındaki her öneri, sadece zaman kaybıdır.