Haber Detayı
TÜSİAD’ın yeni başkanı Ozan Diren oldu
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) 55. Olağan Genel Kurulu’nda yeni Yönetim Kurulu Başkanı, Dimes Üst Yöneticisi (CEO) Ozan Diren seçildi.
Diren, başkan seçilmesine ilişkin açıklamanın ardından genel kurulda yaptığı konuşmada, dünyanın dönemsel dalgalanmaların ötesinde tarihi bir dönemeçte olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel ekonomi öngörülemez kuralsızlıklar, çatışmalar ve değişimler sarmalıyla yeniden şekillenirken, ülkemizin rekabet gücünü daha fazla ve daha yüksek katma değerli üretim ve ihracatla artırmamız, cazip bir yatırım ortamını sosyal ve yapısal reformlarla desteklememiz gerekiyor.
Böylece ülkemizi dünyada olumlu ayrışan, öne çıkan bir konuma getirebiliriz.
Bunun için de daha sağlam ve daha rekabetçi bir ekonomi denklemi kurmaya ve bu denklemde büyümenin ötesinde kalkınmayı önceliklendirmeye ihtiyacımız var.” YENİ DÖNEMDE BÜYÜME DEĞİL KALKINMA ÖNCELENECEK Diren, kalkınmanın önemine işaret ederek, kalkınma konusunu yeni dönemde de çok katmanlı ve bütüncül bir perspektifle ele alacaklarını vurguladı.
Genel Kurul’da açılış konuşmasını yapan eski TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, TÜSİAD Başkanlığı döneminde hayata geçirdikleri projelerden, yaptıkları temaslardan ve katıldıkları etkinliklerden bahsederek, bu dönemde uluslararası temaslarını ABD, Çin ve Avrupa Birliği ekseninde yürüttüklerini anlattı.
Bu ülkelerde temasların içeriğine ilişkin bilgiler paylaşan Turan, “Bu temasların ortak amacı Türkiye’yi dinleyen değil, Türkiye’yi duyan ilişkiler kurmaktı.
Dünya bu kadar hızla değişirken perspektifimizi genişletmek istedik.
Bu döneme bakarken 4 ana ekseni birlikte düşünmeyi benimsedik.
Cumhuriyet ve demokrasi, kalkınma ve çevre, büyüme ve paylaşım, küresel olan ve yerel olan arasındaki denge.” ifadelerini kullandı.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras da 2025’te büyük değişimler yaşadıklarını belirterek, yeni yıla da hızlı girdiklerini söyledi. ‘EKONOMİK GÜÇ BATI’DAN DOĞU’YA KAYIYOR’ Aras, ekonomik gücün Batı’dan Doğu’ya, özellikle Çin’e kaydığını kaydederek, belirsizlik ortamında doğru pozisyon alan ülkelerin büyük fırsatlar yakaladığını, yanlış konumlanan ülkelerin de büyük darbeler aldığını, bu belirsizlik içeren dönemin Türkiye için bir fırsat oluşturabileceğini anlattı.
Bu dönemde Türkiye’nin fırsatlara sahip olduğuna işaret eden Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülke olarak doğru pozisyon alarak ve ülkemiz içindeki bölgesel avantajlarımızı kullanarak verimliliğe dayalı uygulayacağımız kalkınma modeliyle hedeflerimize ulaşabiliriz.
Yeni dünya düzeninde büyümenin kalbi verimlilik olmak zorundadır.
Verimlilik artmazsa büyüme kırılgan kalır.
Enflasyonla mücadele zorlaşır ve uzar, ücretler reel olarak yükselmez, refah artışı gerçekleşmez.
Zamanla gerçekleşen enflasyon ile algılanan enflasyon arasında fark oluşur.
Verimliliğe dayalı ekonomik büyümeye geçebilirsek ülke olarak kalkınmayı sağlayabiliriz.”