Haber Detayı

Yan sanayide 5 bin üretici alarm veriyor
şirket haberleri dunya.com
15/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Yan sanayide 5 bin üretici alarm veriyor

Hazır giyim ve konfeksiyon ana sanayiinde yaşanan daralma ve artan konkordatolar, yan sanayide taleplerin hızla düşmesine yol açtı. Dar dokuma, tela, fermuar, kapitone, etiket gibi gruplardan oluşan ve 5 bin üreticinin bulunduğu yan sanayide kapasite kullanım oranları yüzde 40’lara kadar düştü.

Nurdoğan A.

ERGÜNKüresel talep daralması ve maliyetler nedeniyle 2025 yılını ‘büyük’ kayıplarla geçiren hazır giyim ve konfeksi­yon sektöründe kapasite kullanım oranlarının düşmesi ve artan kon­kordatolar, yan sanayide de daral­ma getirdi.Yaklaşın 5 bin firmanın üretim yaptığı konfeksiyon yan sanayii, bir yanda iç talepteki azal­ma, diğer yanda yüzde 70-80’lere çıkan ithal ürün baskısı altında yı­lı kapatırken, sanayiciden ‘acil du­rum çağrısı’ sesleri bir kez daha yükseldi.

Sek­törde kapasite kulla­nım oranlarının yüzde 40-55 bandına düştü­ğünü açıklayan Konfek­siyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Başkanı Murat Özpehlivan, bazı kategorilerde talep kaybının yüzde 30’un üzeri­ne çıktığını kaydetti.

Özpehlivan, “Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, ülkemizin ihracatında, istihdamında ve global rekabet gü­cünde stratejik konuma sahiptir.Ancak son üç yılda yaşanan daral­ma, yalnızca ana sanayiyi değil, as­kıdan dar dokumaya, düğmeden etikete, fermuardan telaya, metal aksesuardan ambalaj birimlerine kadar tüm konfeksiyon yan sana­yi ekosistemini ciddi biçimde et­kilemeye başladı. 2023–2024 dö­neminde hazır giyim ihracatında yaşanan yüzde 8–10 seviyesindeki düşüş 2025 yılında da devam et­ti, yurt içi talepteki zayıflama ve üretim maliyetlerindeki artış, yan sanayi sektörlerinin kapasite kul­lanım oranlarını tarihi seviyelere geriletti” diye konuştu.Boş kapasitelere rağmen ithalat artıyorArtan maliyetler nedeniy­le sektörün rekabet gücünün erozyona uğradığını vurgulayan Özpehlivan, şunları söyledi: “Son iki yılda işçilik maliyetlerinin yüz­de 100’ün üzerinde, enerji mali­yetlerinin yaklaşık yüzde 60, fi­nansman maliyetlerinin 4–5 kat, hammadde maliyetlerinin ise or­talama yüzde 25–30 arttığı bir dö­nemde yaşıyoruz.Buna karşın fi­yatlarımızı küresel rekabete göre konumlandırmak neredeyse im­kânsız hale geldi.

Bugün birçok Avrupa ülkesinde işçilik maliyet­lerinin yüksek olduğu kabul edil­se bile, Türkiye’deki vergi yükle­ri, sosyal maliyetler ve finansman giderleri toplamda pek çok Avru­pa ülkesinin üzerinde bir işletme maliyeti oluşturuyor.

Bu koşul­larda hem iç pazarda hem ihra­catta sürekli iş kaybı yaşıyoruz.” Boş kapasitelere rağmen artan it­halatı büyük bir çelişki olarak yo­rumlayan Özpehlivan, “Sektörü­müz yüksek teknoloji, özel ham­madde ve know-how gerektiren son derece teknik bir üretim ala­nı.Buna rağmen, iç piyasa talebi­nin zayıf olduğu ve fabrikalarımı­zın kapasite fazlasıyla beklediği bir dönemde ithal ürünlerin yo­ğun biçimde gelmesi, Türkiye eko­nomisi açısından ciddi bir çeliş­ki.

Bu nedenle ek vergiler, referans fiyat uygulamaları, anti-damping önlemleri acilen ha­yata geçirilmeli.

Ak­si takdirde üretim gü­cümüzü kalıcı olarak kaybetme riskiyle kar­şı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz” vurgusu yaptı.Aralık ayı itibariyle tekstil ve hazır giyim sektöründe 300 firma konkordato ilan ederken, sektör, Türkiye genelindeki toplam kon­kordatoların yaklaşık yüzde 25’ini tek başına oluşturdu.Konkordato sisteminin tedarikçiye zarar ve­rir bir durum aldığını dile getiren Özpehlivan, “Sektörümüz, ana sa­nayinin ödeme gücüne doğrudan bağlı bir yapıda.

Sayısı artan kon­kordato başvuruları, yan sanayi­cilerin hem nakit akışını hem de sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Tahsil edilemeyen alacaklar yü­zünden birçok firma finansal dar­boğaza sürükleniyor, yılların eme­ği olan işletmeler kapanma ris­kiyle karşı karşıya kalıyor” diye konuştu.

Özpehlivan, bu nedenle konkordato sisteminde tedarikçi­yi koruyan düzenlemelerin yapıl­masının zorunlu olduğunu belirt­ti.Sektörün önündeki önemli bir krizin de nitelikli çalışan olduğu­na işaret eden Özpehlivan, şu tes­pitlerini paylaştı: “Konfeksiyon yan sanayi sektörünün en kritik sorunlarından biri de nitelikli is­tihdam eksikliği.

Gençlerin sektö­re yönelmemesi, mevcut çalışan­ların yaşlanması ve bazı alanlarda teknik bilginin giderek azalması geleceğimiz açısından alarm ve­riyor.

Bu gidişat değişmezse, önü­müzdeki 5–10 yıl içinde birçok alt sektörümüzde uzman işgücü bul­mak imkânsız hale gelebilir.”“Üretim yurt dışına kaçıyor, gücü kaybediyoruz”Maliyetler nedeniyle yerli üre­timin yurt dışına kaydığını hatır­latan Özpehlivan, “Türkiye mar­kalarının dahi giderek yurtdışında üretimi tercih etmeye başlaması, ülkemizin tasarım-üretim zinci­rinin bütünlüğünü tehdit ediyor.

Oysa konfeksiyon yan sanayi sek­törü ileri teknik bilgi gerektirir, yetişmiş ustalık ister, yüksek kali­te kontrol süreçlerine dayanır.Bu nedenle yurt dışında aynı kalite­nin sağlanması göründüğü kadar kolay değil.

Türkiye halkadaki tüm ürünleri üretebilen dünyadaki iki ülkeden biriyken bu gücü kay­betmemeliyiz.

Türkiye tekstilden konfeksiyona, iplikten boyaya, ku­maştan yan sanayiye kadar tüm üretim zincirine sahip dünyadaki nadir ülkelerden biri.

Bu stratejik avantajın kaybedilmesi yalnızca sektörümüz için değil, ülkemizin ihracat gücü için de geri dönüle­mez sonuçlar doğuracak” dedi.Referans fiyat uygulaması yetersizYan sanayinin tüm kalemlerinde ithalatta haksız rekabet sorunu yaşandığını dile getiren Murat Özpehlivan, “Fermuar, dar dokuma, cırt bant, çıtçıt, plastik ve polyester düğmeler, tela ve metal aksesuar alt kalemlerimizin tamamı düşük beyan edilerek ülkemize sokulan ithalattan olumsuz yönde etkileniyor.

Kısa vadede referans fiyat uygulamasıyla bu soruna kısmen neşter vurabilmemiz mümkün ancak uzun vadede mutlaka anti damping uygulamaları hayata geçmeli.Azalan talebini sektörümüz adına sübvanse etmek ancak ithalattaki haksız rekabeti önleyerek alternatif bir talep oluşturmamızla mümkün” dedi.

Kamunun da çok büyük bir vergi kaybı yaşadığını anlatan Özpehlivan, “Değerinden düşük beyan edilerek ithal edilen bu ürünlerin birçoğu kayıt dışı piyasalarda satılıyor ve burada ikinci bir vergi kaybı unsuru ortaya çıkıyor.Azalan talebi telafi etmek ve firmalarımızın geçmekte oldukları bu zorlu süreci en az hasarla atlatabilmek adına referans fiyat konusunda ortaya koyduğumuz taleplerin acil hayata geçirilmesi hayati önem taşıyor” dedi.Yan sanayicinin 10 maddede acil durum talepleri1-Döviz teşvikleri: Döviz teşvik oranları artırılarak, ihracatçı yan sanayi firmalarının kur riskini azaltacak destek mekanizmaları oluşturulmalı.2-Lojistik destekler: Ürün bazlı lojistik teşvikler ivedilikle hayata geçirilmeli.3-Finansman ve faiz: İşletmeler için taşınamaz bir yük haline gelen yüksek faiz oranları düşürülmeli ve finansman maliyetleri iyileştirilmeli.4-Rekabetçi kur politikası: Küresel pazarlarda rekabet gücünü kıran mevcut kur politikasından vazgeçilmeli, kurlar, sanayinin rekabetçi yapısına uygun hale getirilmeli.5-İthalata karşı koruma: Ek vergi, referans fiyat ve anti-damping gibi koruyucu mekanizmalar acil olarak devreye alınmalı.6-Konkordato düzenlemesi: Konkordato sisteminde yan sanayi üreticilerini koruyan değişiklikler yapılmalı, küçük ve orta ölçekli işletmelerin alacak güvencesi sağlanmalı.7-Sektörel istihdam programları: Gençleri sektöre kazandıracak devlet destekli eğitim modelleri ve özel istihdam programları oluşturulmalı. 8- Katma değerli üretim: ‘Ucuz giysi’ odaklı üretimden vazgeçilmeli, yüksek katma değerli ürünlere yönelen, marka odaklı bir yapıya geçilmeli.9-Sektörel eylem planı: Sektörün tüm paydaşlarının katılımıyla ‘acil eylem planı’ hazırlanmalı ve stratejik yol haritası belirlenmeli.10-Yan sanayinin kritik statüsü: Konfeksiyon yan sanayisinin tekstil ve hazır giyim zincirindeki ‘kritik halka’ olduğu kabul edilerek, sektörün üretim gücü ve birikimi koruma altına alınmalı.

İlgili Sitenin Haberleri