Haber Detayı
Yan sanayide 5 bin üretici alarm veriyor
Hazır giyim ve konfeksiyon ana sanayiinde yaşanan daralma ve artan konkordatolar, yan sanayide taleplerin hızla düşmesine yol açtı. Dar dokuma, tela, fermuar, kapitone, etiket gibi gruplardan oluşan ve 5 bin üreticinin bulunduğu yan sanayide kapasite kullanım oranları yüzde 40’lara kadar düştü.
Nurdoğan A.
ERGÜNKüresel talep daralması ve maliyetler nedeniyle 2025 yılını ‘büyük’ kayıplarla geçiren hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe kapasite kullanım oranlarının düşmesi ve artan konkordatolar, yan sanayide de daralma getirdi.Yaklaşın 5 bin firmanın üretim yaptığı konfeksiyon yan sanayii, bir yanda iç talepteki azalma, diğer yanda yüzde 70-80’lere çıkan ithal ürün baskısı altında yılı kapatırken, sanayiciden ‘acil durum çağrısı’ sesleri bir kez daha yükseldi.
Sektörde kapasite kullanım oranlarının yüzde 40-55 bandına düştüğünü açıklayan Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Başkanı Murat Özpehlivan, bazı kategorilerde talep kaybının yüzde 30’un üzerine çıktığını kaydetti.
Özpehlivan, “Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, ülkemizin ihracatında, istihdamında ve global rekabet gücünde stratejik konuma sahiptir.Ancak son üç yılda yaşanan daralma, yalnızca ana sanayiyi değil, askıdan dar dokumaya, düğmeden etikete, fermuardan telaya, metal aksesuardan ambalaj birimlerine kadar tüm konfeksiyon yan sanayi ekosistemini ciddi biçimde etkilemeye başladı. 2023–2024 döneminde hazır giyim ihracatında yaşanan yüzde 8–10 seviyesindeki düşüş 2025 yılında da devam etti, yurt içi talepteki zayıflama ve üretim maliyetlerindeki artış, yan sanayi sektörlerinin kapasite kullanım oranlarını tarihi seviyelere geriletti” diye konuştu.Boş kapasitelere rağmen ithalat artıyorArtan maliyetler nedeniyle sektörün rekabet gücünün erozyona uğradığını vurgulayan Özpehlivan, şunları söyledi: “Son iki yılda işçilik maliyetlerinin yüzde 100’ün üzerinde, enerji maliyetlerinin yaklaşık yüzde 60, finansman maliyetlerinin 4–5 kat, hammadde maliyetlerinin ise ortalama yüzde 25–30 arttığı bir dönemde yaşıyoruz.Buna karşın fiyatlarımızı küresel rekabete göre konumlandırmak neredeyse imkânsız hale geldi.
Bugün birçok Avrupa ülkesinde işçilik maliyetlerinin yüksek olduğu kabul edilse bile, Türkiye’deki vergi yükleri, sosyal maliyetler ve finansman giderleri toplamda pek çok Avrupa ülkesinin üzerinde bir işletme maliyeti oluşturuyor.
Bu koşullarda hem iç pazarda hem ihracatta sürekli iş kaybı yaşıyoruz.” Boş kapasitelere rağmen artan ithalatı büyük bir çelişki olarak yorumlayan Özpehlivan, “Sektörümüz yüksek teknoloji, özel hammadde ve know-how gerektiren son derece teknik bir üretim alanı.Buna rağmen, iç piyasa talebinin zayıf olduğu ve fabrikalarımızın kapasite fazlasıyla beklediği bir dönemde ithal ürünlerin yoğun biçimde gelmesi, Türkiye ekonomisi açısından ciddi bir çelişki.
Bu nedenle ek vergiler, referans fiyat uygulamaları, anti-damping önlemleri acilen hayata geçirilmeli.
Aksi takdirde üretim gücümüzü kalıcı olarak kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz” vurgusu yaptı.Aralık ayı itibariyle tekstil ve hazır giyim sektöründe 300 firma konkordato ilan ederken, sektör, Türkiye genelindeki toplam konkordatoların yaklaşık yüzde 25’ini tek başına oluşturdu.Konkordato sisteminin tedarikçiye zarar verir bir durum aldığını dile getiren Özpehlivan, “Sektörümüz, ana sanayinin ödeme gücüne doğrudan bağlı bir yapıda.
Sayısı artan konkordato başvuruları, yan sanayicilerin hem nakit akışını hem de sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Tahsil edilemeyen alacaklar yüzünden birçok firma finansal darboğaza sürükleniyor, yılların emeği olan işletmeler kapanma riskiyle karşı karşıya kalıyor” diye konuştu.
Özpehlivan, bu nedenle konkordato sisteminde tedarikçiyi koruyan düzenlemelerin yapılmasının zorunlu olduğunu belirtti.Sektörün önündeki önemli bir krizin de nitelikli çalışan olduğuna işaret eden Özpehlivan, şu tespitlerini paylaştı: “Konfeksiyon yan sanayi sektörünün en kritik sorunlarından biri de nitelikli istihdam eksikliği.
Gençlerin sektöre yönelmemesi, mevcut çalışanların yaşlanması ve bazı alanlarda teknik bilginin giderek azalması geleceğimiz açısından alarm veriyor.
Bu gidişat değişmezse, önümüzdeki 5–10 yıl içinde birçok alt sektörümüzde uzman işgücü bulmak imkânsız hale gelebilir.”“Üretim yurt dışına kaçıyor, gücü kaybediyoruz”Maliyetler nedeniyle yerli üretimin yurt dışına kaydığını hatırlatan Özpehlivan, “Türkiye markalarının dahi giderek yurtdışında üretimi tercih etmeye başlaması, ülkemizin tasarım-üretim zincirinin bütünlüğünü tehdit ediyor.
Oysa konfeksiyon yan sanayi sektörü ileri teknik bilgi gerektirir, yetişmiş ustalık ister, yüksek kalite kontrol süreçlerine dayanır.Bu nedenle yurt dışında aynı kalitenin sağlanması göründüğü kadar kolay değil.
Türkiye halkadaki tüm ürünleri üretebilen dünyadaki iki ülkeden biriyken bu gücü kaybetmemeliyiz.
Türkiye tekstilden konfeksiyona, iplikten boyaya, kumaştan yan sanayiye kadar tüm üretim zincirine sahip dünyadaki nadir ülkelerden biri.
Bu stratejik avantajın kaybedilmesi yalnızca sektörümüz için değil, ülkemizin ihracat gücü için de geri dönülemez sonuçlar doğuracak” dedi.Referans fiyat uygulaması yetersizYan sanayinin tüm kalemlerinde ithalatta haksız rekabet sorunu yaşandığını dile getiren Murat Özpehlivan, “Fermuar, dar dokuma, cırt bant, çıtçıt, plastik ve polyester düğmeler, tela ve metal aksesuar alt kalemlerimizin tamamı düşük beyan edilerek ülkemize sokulan ithalattan olumsuz yönde etkileniyor.
Kısa vadede referans fiyat uygulamasıyla bu soruna kısmen neşter vurabilmemiz mümkün ancak uzun vadede mutlaka anti damping uygulamaları hayata geçmeli.Azalan talebini sektörümüz adına sübvanse etmek ancak ithalattaki haksız rekabeti önleyerek alternatif bir talep oluşturmamızla mümkün” dedi.
Kamunun da çok büyük bir vergi kaybı yaşadığını anlatan Özpehlivan, “Değerinden düşük beyan edilerek ithal edilen bu ürünlerin birçoğu kayıt dışı piyasalarda satılıyor ve burada ikinci bir vergi kaybı unsuru ortaya çıkıyor.Azalan talebi telafi etmek ve firmalarımızın geçmekte oldukları bu zorlu süreci en az hasarla atlatabilmek adına referans fiyat konusunda ortaya koyduğumuz taleplerin acil hayata geçirilmesi hayati önem taşıyor” dedi.Yan sanayicinin 10 maddede acil durum talepleri1-Döviz teşvikleri: Döviz teşvik oranları artırılarak, ihracatçı yan sanayi firmalarının kur riskini azaltacak destek mekanizmaları oluşturulmalı.2-Lojistik destekler: Ürün bazlı lojistik teşvikler ivedilikle hayata geçirilmeli.3-Finansman ve faiz: İşletmeler için taşınamaz bir yük haline gelen yüksek faiz oranları düşürülmeli ve finansman maliyetleri iyileştirilmeli.4-Rekabetçi kur politikası: Küresel pazarlarda rekabet gücünü kıran mevcut kur politikasından vazgeçilmeli, kurlar, sanayinin rekabetçi yapısına uygun hale getirilmeli.5-İthalata karşı koruma: Ek vergi, referans fiyat ve anti-damping gibi koruyucu mekanizmalar acil olarak devreye alınmalı.6-Konkordato düzenlemesi: Konkordato sisteminde yan sanayi üreticilerini koruyan değişiklikler yapılmalı, küçük ve orta ölçekli işletmelerin alacak güvencesi sağlanmalı.7-Sektörel istihdam programları: Gençleri sektöre kazandıracak devlet destekli eğitim modelleri ve özel istihdam programları oluşturulmalı. 8- Katma değerli üretim: ‘Ucuz giysi’ odaklı üretimden vazgeçilmeli, yüksek katma değerli ürünlere yönelen, marka odaklı bir yapıya geçilmeli.9-Sektörel eylem planı: Sektörün tüm paydaşlarının katılımıyla ‘acil eylem planı’ hazırlanmalı ve stratejik yol haritası belirlenmeli.10-Yan sanayinin kritik statüsü: Konfeksiyon yan sanayisinin tekstil ve hazır giyim zincirindeki ‘kritik halka’ olduğu kabul edilerek, sektörün üretim gücü ve birikimi koruma altına alınmalı.