Haber Detayı
Bir tablo, bir çanta: Ruda’nın Gustav hikâyesi
Bazen bir tasarımın başlangıcı tek bir ilhamdan doğar: Bir tablo, bir renk paleti ya da güçlü bir form. Ruda’nın ilk modeli “Gustav”, Gustav Klimt’in The Virgin tablosundan aldığı ilhamla ortaya çıkan ve markanın sanattan beslenen tasarım anlayışını temsil eden ilk parçası.
Gustav Klimt’in The Virgin tablosuna bakarken ilk dikkat çeken, figürlerin ve renklerin yarattığı güçlü hareket hissidir.
Kadın bedenleri birbirine düğümlenmiş gibi görünür; desenler ve altın tonları resmin içinde sürekli akan bir ritim kurar.
Ruda markasının ilk modeli olan “Gustav” da bu estetik dünyadan doğmuş.
Markanın kurucusu ve tasarımcısı Beliz Demir’in sanatla kurduğu ilişki lise yıllarında resim atölyesinde başlamış.
Renkler, kompozisyonlar ve dokularla kurulan bu bağ, yıllar içinde tasarım anlayışının temelini oluşturmuş.
Bugün Ruda’nın estetik dilinin merkezinde de bu yaklaşım yer alıyor.
Beliz Demir ile Ruda’nın hikâyesini konuştuk.Moda ile ilişkiniz nasıl başladı?
Ruda’ya uzanan yol nasıl şekillendi?
Aslında Ruda’nın temelleri çok erken yıllarda atıldı.
Lise yıllarımda resim atölyesinde yoğun şekilde resim yapıyordum ve o dönem sanatla kurduğum bağ benim için çok belirleyici oldu.
Renkler, dokular ve kompozisyonlarla çalışmak zamanla estetik bakış açımı geliştirdi.
Bakış açısı daha sonra tasarım yolculuğumun temelini oluşturdu.
Üniversitede endüstri mühendisliği okudum ancak tasarıma olan ilgim hiçbir zaman azalmadı.
Bu ilgiyi daha profesyonel bir zemine taşımak için moda tasarımı eğitimi aldım ve aynı zamanda Türkiye’nin önde gelen markalarının tasarım departmanlarında staj yapma ve çalışma fırsatı buldum.
Ardından Vakko Esmod’un çanta tasarımı programına katıldım.
Bu süreç bana hem sektörün dinamiklerini görme hem de kendi tasarım dilimi oluşturma imkânı verdi.
Ruda’yı kurma fikri ise, özgün tasarımlara sahip, karakteri olan, sanat ile beslenen ve hızlı tüketimden uzak bir marka yaratma isteğinden doğdu.
Benim için bir çanta sadece işlevsel bir aksesuar değil; kişinin stilini ve ruhunu tamamlayan güçlü bir obje.
Bu yüzden Ruda’yı kurarken amacım zamansız, özgün ve detaylarıyla fark yaratan tasarımlar ortaya koymaktı.“Ruda” ismi neyi temsil ediyor?Ruda ismi aslında markanın temel değerlerini taşıyan bir anlam bütününden oluşuyor. “R” harfi Radiant yani ışıldayan anlamını taşıyor.
Tasarımların kendi karakteriyle öne çıkmasını ve bulunduğu ortamda fark edilmesini temsil ediyor. “U” harfi Unique yani benzersizliği ifade ediyor; Ruda’da her tasarımın kendine ait bir dili ve özgünlüğü olmasını önemsiyorum. “D” harfi Dynamic yani dinamik olmayı simgeliyor; markanın sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir yapıya sahip olmasını anlatıyor. “A” harfi ise Adaptable yani uyarlanabilirliği temsil ediyor.
Tasarımların farklı stillere ve farklı anlara kolaylıkla eşlik edebilmesini hedefliyorum.Mühendislik geçmişiniz tasarım sürecinizi nasıl etkiliyor?Endüstri mühendisliği eğitimi aslında tasarıma çok farklı bir perspektiften yaklaşmamı sağladı.
Endüstri mühendisliği bana sistemli düşünmeyi, süreçleri analiz etmeyi ve bir ürünü fikir aşamasından üretim aşamasına kadar planlı bir şekilde yönetmeyi öğretti.
Moda tasarımında ise yaratıcılık, sezgiler ve estetik bakış açısı ön plana çıkıyor.
Ben bu iki alanın birbirini çok iyi tamamladığını düşünüyorum.
Bir tarafta sanatsal bir üretim süreci varken, diğer tarafta bu süreci sürdürülebilir ve doğru şekilde yönetebilmek var.Ruda kadınlarını nasıl tanımlarsınız?Ruda kullanan kadınları, kendi stilini bilen, özgünlüğüne önem veren ve detaylara değer veren kadınlar olarak tanımlayabilirim.
Onlar için bir çanta yalnızca işlevsel bir aksesuar değil, aynı zamanda kişisel tarzlarını ve estetik bakış açılarını tamamlayan güçlü bir parça.
Bu nedenle seçim yaparken sıradanlıktan uzak, karakteri olan tasarımlara yöneliyorlar.
Aynı zamanda Ruda kadınının sanatla bir bağı olduğunu ve rafine zevklere sahip olduğunu düşünüyorum.
Tasarımın arkasındaki hikâyeyi, malzemenin kalitesini ve detayların inceliğini fark edebilen bir bakış açısına sahipler.
Bu nedenle sadece trend olduğu için değil, kendileriyle estetik bir bağ kurdukları parçaları tercih ediyorlar.
Kendi stilini oluşturmayı seven, sade ama dikkat çekici detayları olan tasarımları tercih eden bir profil görüyorum.
Bu yüzden Ruda kullanan kadınların ortak noktası aslında özgün stil anlayışları ve rafine estetik bakışları diyebilirim."Her model hikayesi olan bir parça"Özellikle resim sanatı benim için çok önemli bir referans noktası çünkü tasarıma yaklaşımımda renk, kompozisyon ve doku gibi unsurlar oldukça belirleyici oluyor.
Lise yıllarımda uzun sure resim atölyesinde resim yapmış olmam, sanatla kurduğum ilişkiyi çok güçlendirdi.
O dönemden beri bir eserin içindeki detayları, ritmi ve anlatıyı incelemek bana ilham veriyor.
Benim için önemli olan, ilham aldığım kaynağı birebir kopyalamak değil; onun ruhunu ve estetik yaklaşımını tasarımın içine incelikli bir şekilde yerleştirmek.
Bu sayede her model kendi hikâyesi ve karakteri olan bir parçaya dönüşüyor."Zamansız, güçlü, detay odaklı"Ruda’nın estetik dilini birkaç kelimeyle tanımlamam gerekirse; zamansız, güçlü, detay odaklı ve karakter sahibi diyebilirim.
Tasarımlarımda sadelik ile dikkat çekici detaylar arasında bir denge kurmayı seviyorum.
Bir çantanın yalnızca işlevsel bir aksesuar değil, kişinin stilini tamamlayan ve bazen de görünümün merkezinde yer alan güçlü bir obje olduğuna inanıyorum.
Bu nedenle form, malzeme ve aksesuarların birbiriyle uyum içinde olmasına büyük önem veriyorum. “Gustav” modeli ise markanın ilk modeli.
Tasarım sürecinde lise yıllarımdan beri hayranlık duyduğum ressam Gustav Klimt’ten ilham aldım.
Özellikle Klimt’in ‘The Virgin’ adlı tablosu bu modelin çıkış noktası oldu.
Bu tabloda kadın figürlerinin adeta düğüm şeklinde birbirine geçmiş bir kompozisyon oluşturması beni çok etkiledi.
Figürlerin oluşturduğu bu akışkan ve bütünleşmiş yapı, tasarım sürecinde form ve detaylara yaklaşımımı etkiledi.
Ayrıca Klimt’in eserlerinde sıkça gördüğümüz zengin renkler, güçlü desenler ve altın tonlarının yarattığı ihtişam da ilham kaynaklarımdan biriydi.
Benim için Gustav yalnızca bir çanta modeli değil, aynı zamanda Ruda’nın sanattan beslenen tasarım yaklaşımının güçlü bir temsilcisi.Hedef uluslararası platformlarÖnümüzdeki 5 yıl için Ruda’yı, özgün tasarımları ve kaliteli işçiliğiyle tanınan bir marka olarak görmek istiyorum.
Amacım, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası platformlarda da tasarım dili güçlü, karakter sahibi bir marka olarak kendimizi konumlandırmak.
Kısacası 5 yıl içinde Ruda’yı, sanattan beslenen tasarımlarıyla, özgünlükten ödün vermeyen bir marka olarak görmek en büyük hedefim.