Haber Detayı
‘Paralel yapı ortadan kalkacak’
Dışişleri Bakanı Fidan, Halep’te başlayan sürecin Suriye’de ‘paralel yapıların ortadan kalkacağı’ bir aşamaya girdiğini anlattı. Fidan, İsrail’in bölgede ‘böl, parçala, yönet’ taktiğine devam ettiğini belirtti. İran’daki olaylarda Mossad’ın rolüne işaret etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Ocak akşamı TRT ekranlarında yaptığı açıklamalarda, Suriye sahasında Halep’te başlayan sürecin “paralel yapıların ortadan kalkacağı” bir aşamaya doğru ilerlediğini söyledi.
Fidan, bu sürecin nihayetinde “tek bir devletin bütün vatandaşlarına, tek bir devlet kurumu üzerinden hizmet verdiği” bir yapıya evrileceğini ifade etti.
Fidan, Halep’te yaşananların sürpriz olmadığını belirterek, Türkiye’nin ilgili kurumlarıyla bu tabloyu uzun süredir muhataplarına aktardığını dile getirdi.
Fidan, değerlendirmelerini şu ifadelerle sürdürdü: “Biz bunu baştan beri söylüyoruz.
İlgili birimlerimiz, istihbaratımız, diplomatlarımız, askerlerimiz bu konuyu muhataplarıyla konuşuyor.
Ama maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı.
Bugün şu anda Halep’ten başlayan süreci de yaşamaya başladık. “SDG, PKK’nın bir uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor: Güçle veya güç tehdidi olmadan herhangi bir konuda diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok.
Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek. “Halep’te başlayan sürecin yakın zamanda bitip oradaki paralel yapının da ortadan kalkacağına inanıyorum.
Olması gereken de budur.
Devlet hizmetinde teklik vardır ama vatandaşa da kuşatıcılık vardır.” İsrail’in bölgedeki konumuna da değinen Fidan, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü: “Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var, Amerika’nın istediği bir resim var; bunlar örtüşüyor.
Sadece İsrail burada örtüşmüyor.
İsrail ‘böl, parçala, yönet’ taktiğiyle kendi güvenliğini sağlamaya çalışan, kandan beslenen bir entite durumunda. “SDG’nin artık bunu bir kenara bırakması lazım.
Bu toprakların insanlarına sahici bir değer dönüşü yapmak istiyorsa, yıllardır küçümsediği bu toplumlara gerçekten dönüp bakması gerekiyor.” Suriye’deki yapıya ilişkin eleştirilerini sürdüren Fidan, geçmiş tecrübelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı: “Yıllardır bu örgütle mücadele etmiş biri olarak söylüyorum; deve kuşu gibi başını toprağa gömmenin bir anlamı yok.
Gerçekten Kürtlerin geleceğini, maslahatını düşünüyorlarsa onları bölge halklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek sahici, barışa dayalı çözümler içinde durmaları lazım. “Aksi halde realite onları iter, kırar.
Tarihte bu defalarca görülmüştür.
Bu musibeti yaşamaya gerek yok.” ‘TÜRKİYE’YE TEKLİF GELMEDİ’ ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya ilişkin iddialara da değinen Fidan, Türkiye’ye yönelik “kabul” iddialarını açık biçimde reddetti.
Fidan, bu başlıktaki değerlendirmesini şu sözlerle yaptı: “Bize hiçbir zaman ‘Maduro Türkiye’ye gelmek istiyor, kabul eder misiniz?’ şeklinde bir talep gelmedi.
Ne doğrudan ne dolaylı böyle bir teklif olmadı. “Türkiye bu süreçte diplomatik çözüm, arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık dışında bir rol üstlenmedi.” ‘AMERİKA PROFİLİ BÖLGESEL HEDEFLERİMİZLE ÖRTÜŞÜYOR’ Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilere ve Donald Trump dönemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, sürecin Türkiye açısından yakından takip edildiğini vurguladı.
Fidan, şunları dile getirdi: “2026 yılı içerisinde, 2025’te mesaisini verdiğimiz birçok konunun neticesini almaya başlayacağımızı düşünüyorum.
Halkbank davası başta olmak üzere, CAATSA ve diğer yaptırım alanlarında bir çözülme süreci var.
Bunların sonuçlarını almaya başlayacağımız bir döneme giriyoruz. “Özellikle ticaretteki artışın daha iyi olacağını görüyorum.
Bölgesel dayanışma fevkalade önemli.
Gazze’de Amerika’nın yapıcı rolünün devam etmesi, Suriye’de Trump politikalarının sürmesi bölge istikrarı açısından kritik. “Ukrayna’daki barışı isteyen, ateşkesi önceleyen Amerikan politikalarının devam etmesi önemli.
Bu, Trump yönetimiyle mümkün olan bir tablo.
Bu politikalar bizim yakın çevremiz açısından fevkalade belirleyici. “Kafkaslar’da barışı destekleyen, Azerbaycan’a önem veren ve Ermenistan’ı da barışa zorlayan bir Amerika profili, bizim bölgesel hedeflerimizle örtüşüyor.
Rusya, Azerbaycan–Ermenistan, Suriye ve diğer dosyalarda bu örtüşmeyi görüyoruz. “Elbette başka aktörlerin Amerika’ya etki etmesi mümkün.
Gazze’de faz değişikliği ihtimali sıkıntılı olabilir.
Bu nedenle çok yoğun bir diplomatik mesai yürütmemiz gerekiyor. “Afrika’da Libya ve Sudan başta olmak üzere, sorunlu alanlarda Amerikan etkisinin daha yapıcı bir yöne evrilmesi için de çalışmalarımız var.
Amerika ile yürüyen bu diplomatik temasların 2026’da faydalı sonuçlar doğuracağına inanıyorum.” FİDAN İRAN’DA MOSSAD’I İŞARET ETTİ Fidan, İran’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, ülkenin uzun yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşadığını ve bunun toplumsal yansımalarının giderek daha görünür hale geldiğini söyledi.
İran’ın takip ettiği küresel ve bölgesel politikalar nedeniyle hem bazı kazanımlar elde ettiğini hem de ciddi bedeller ödediğini belirten Fidan, bu bedellerin büyük ölçüde uzun vadeli yaptırımlar şeklinde karşılarına çıktığını ifade etti.
İran halkının genç, dinamik ve hayata katılma arzusu yüksek bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Fidan, ekonomik imkânlardaki tıkanmanın bu beklentilerle doğrudan çatıştığını vurguladı.
Fidan, “İran’ın çok sofistike, yaşama arzusu yüksek bir halkı var.
Genç nüfusu çok fazla.
Hayattan beklentileriyle mevcut ekonomik şartlar arasında ciddi bir gerilim oluştuğunu görüyoruz.” dedi.
Bu yapısal sorunların zaman zaman geniş katılımlı gösterilere dönüştüğünü belirten Fidan, İran’da bu tür dalgaların periyodik olarak tekrarlandığını söyledi: “2019’da bunu gördük, 2023’te gördük.
Her 3–4 yılda bir gerçekten büyük çaplı gösteriler oluyor.
Bu, ülkedeki yapısal sorunların bir sonucu.” Fidan, söz konusu toplumsal hareketlilikte yalnızca iç dinamiklerin değil, dış müdahalenin de etkili olduğunu savunarak, İran’ın rakipleri tarafından bu süreçlerin manipüle edildiğini dile getirdi.
Bu çerçevede İsrail istihbaratına işaret eden Fidan, iddiasını şu sözlerle ifade etti: “Mossad bunu gizlemiyor.
Kendi internet hesaplarından, sosyal medya üzerinden İran halkını rejime karşı ayaklanmaya çağırıyorlar.” Fidan, İran’daki tabloya ilişkin değerlendirmesinde, bu tür dış müdahalelerin ülke içindeki kırılganlıkları derinleştirdiğini ve bölgesel istikrarsızlığı beslediğini vurguladı.
FİDAN’DAN BELİRSİZLİK VURGUSU Küresel sistemde belirsizliğin arttığı bir döneme girildiğini belirten Fidan, ülkelerin artık “otomatik pilot”la hareket edemeyeceğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemin yoğun bir diplomatik çaba gerektirdiğini kaydeden Fidan, Türkiye’nin önleyici diplomatik adımlar attığını söyledi: “Belirsizlik arttıkça ustalığa daha fazla ihtiyaç var.
İdeal ile realite arasında iyi bir denge kurmak gerekiyor.” Fidan, Türkiye’nin dış politikasının temel pusulasının bölgeye barış, istikrar ve refah getirmek olduğunu belirterek, bu yaklaşımın önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini ifade etti.