Haber Detayı

‘Tık’lanma isteği kaliteyi düşürüyor
Kadın aydinlik.com.tr
10/01/2026 00:00 (1 gün önce)

‘Tık’lanma isteği kaliteyi düşürüyor

Yapay zekâ ve dijitalleşme ile gazetecilik mesleği de dönüşüm yaşıyor. Gazetecinin kalbi artık sokakta değil masa başında atıyor. İşsiz kalma endişesi yaşayan gazeteciler, ‘tık’lanma isteğinin kaliteyi düşürdüğünü belirttiler, yeni istihdam alanları çağrısı yaptılar…

Tarafsızlık değil, doğrunun yanında olmak, doğruyu paylaşmaktır gazetecilik.

Tam Bağımsız Türkiye’nin ve ezilen dünyanın tarafında olmaktır.

Toprağını ekmeye çalışan köylünün sesi olmaktır, özelleştirmeye karşı vatan savunması yapan işçiyle kol kola mücadele etmektir.

Kadını değersizleştiren, gençlerimizi uyuşturan kültürel dayatmaları özgürlük adı altında sunmak değil bunu dayatan güçlerle mücadele etmektir gazetecilik.

Gazeteci, toplumu aydınlatan, yön gösteren olmalı… Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.

Gazetecilerin sorunlarını Antalya’dan iki gazeteci arkadaşımızla konuştuk.

Meslekte yaşanan sorunları anlattılar, öneriler sundular.

Gazeteciliğin bir haberden çok daha fazlası olduğunu vurgulayan gazeteci Ece Güneş, sorularımızı yanıtladı.

YAPAY ZEKÂYLA REKABET - Günümüzde gazetecilerin işsizliğini belirleyen temel etkenler nelerdir?

Yapay zekâ çağında gazetecilerin işsiz kalması ne yazık ki şaşırtıcı değil.

Oysa gazetecilerin bugüne kadar kooperatifleşerek kendi ortak üretim ve yayın kanallarını oluşturmaları, “işçi gazeteci” pozisyonundan çıkmaları en sağlıklı yol olabilirdi.

Günümüzde yapay zekâ, sosyal medya ve sınırsız internet erişimi, gazetecileri haber üretimi açısından çok daha sert bir rekabet ortamına sürüklemiştir.

Bu koşullarda gazeteci, daha özgün, daha derinlikli, daha yaratıcı ve araştırmaya dayalı içerikler üretmek zorundadır.

Ancak işsizliğin tek nedeni teknolojik dönüşüm değildir.

Ülkemizde bu sorunun önemli bir siyasi boyutu da vardır.

Geleneksel televizyon yayıncılığı ve gazetelerin yerini alan haber portalları, iktidara yakın değillerse siyasi, hukuki ve ekonomik baskılar altında faaliyet göstermektedir.

Bu basın kuruluşlarına reklam vermek dahi ciddi bir risk olarak görülmekte, bu mecralarda görünmek ya da görüş bildirmek fişlenmeye yol açabilmektedir.

Bu nedenle bağımsız ya da muhalif basın kuruluşları, az sayıda çalışanla çok iş yaparak ayakta kalmaya çalışmaktadır.

Öte yandan bazı medya kuruluşlarının kadrolarına bakıldığında ise liyakatsiz isimlerle şişirilmiş yapılar görmek mümkündür.

Sonuç olarak, bu “iş” ve “aş” sorununa kalıcı bir çözüm bulmanın yolu kendi yolumuzu açmak için mücadele etmekten, üretmekten ve denemekten geçmektedir.

TOPLUMUN PARÇASIYIZ - Gazeteciler, genel olarak yaptıkları geçim haberlerinin aynı zamanda öznesi haline mi geliyor?

Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Burada öncelikle hangi gazetecilerden söz ettiğimizi ayırmak gerekiyor.

Venedik tatili yapanlar, “fancy” mekânların sunduğu “deneyimleri” haberleştirenler de var elbette.

Ancak büyük çoğunluk için durum bambaşka.

Bizler, haberini yaptığımız toplumun bir parçasıyız.

Güvencesiz çalışıyoruz; asgari ücretle ya da onun biraz üzerinde maaşlarla yaşamaya çalışıyoruz.

Kira artış oranlarının muhatabıyız, markette gıda enflasyonu altında eziliyoruz, toplu ulaşım zamlarını birebir yaşıyoruz.

Emeklilik maaşıyla geçinmeye çalışan anne babaların çocuklarıyız.

Yani haberini yaptığımız dünyanın dışından bakan gözler değiliz; tam tersine, o dünyanın öznesiyiz.

Bu öznelik hali, haberin yapılış biçimini de doğrudan etkiliyor.

Hayata uzaktan bakan bir gazetecinin göremediğini görebiliyor, soramadığını sorabiliyorsunuz.

Çünkü yaşanan sorunla aranızda mesafe yok.

Ancak tam da bu noktada başka bir soru ortaya çıkıyor.

Bu kadar “içinde” olmak, zaman zaman farklı bir yabancılaşmaya ya da bir tür körlüğe yol açar mı?

Bu da gazetecilik açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başka başlık olarak karşımızda duruyor. - Yoksulluk ve umutsuzluk, beraberinde sektörden kopuşu, haber kalitesinde düşüşü getiriyor.

Sizce bu konuda sektörde atılması gereken adımlar nelerdir?

Haber kalitesindeki düşüşün önemli nedenlerinden biri, kuşkusuz “tık” motivasyonudur.

Geçmişte reyting kaygısı nasıl kaliteyi aşağı çektiyse, bugün de daha fazla tık almak uğruna içeriklerin yüzeyselleştiğini, hatta zaman zaman “saçmalaştığını” görüyoruz.

Bir diğer temel sorun ise otosansürdür.

Haberi derinleştirdikçe adliye mesainiz artabilir, hukuki ve idari baskılarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Oysa nitelikli, özel ve araştırmaya dayalı haberler, zaman, emek ve belli bir maddi güvenlik gerektirir.

Ancak gazeteciler, günde kaç haber ürettikleriyle ölçülüyorsa, niteliksel değer kaçınılmaz olarak ortadan kalkar.

Bu koşullarda çözüm bireysel direnişten değil, dayanışmadan geçer.

Kimse tek başına uzun süre mücadele edemez, bir noktada tükenir.

Mesleğin geleceğini korumanın yolu, ortak üretim, dayanışma mekanizmalarını güçlendirmekten geçmektedir.

Bu dayanışma yalnızca söylem düzeyinde değil üretim süreçlerinde, gelir elde etme modellerinde, hukuki destek mekanizmalarında ve mesleki paylaşım alanlarında da somut olarak tasarlanabilir.

Bazen anonimleşerek, bazen de “ben” yerine “biz” diyerek mümkün olur.

KORKU İNSANLIĞIN DÜŞMANIDIR - Haydut devlet ABD’nin Venezuela’ya saldırısı ve Maduro’yu kaçırması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda her şey çok net.

Ortada, tüm dünyaya Venezuela üzerinden verilen bir gözdağı, yani korku var.

Korku, insanlığın düşmanıdır. -Teşekkür ederiz.

Yeni istihdam alanları oluşturulmalı Yerel basında gazete muhabirliği yapan Arzu Yavuz, basın emekçilerinin sorunlarını anlattı, çözüm önerilerini sıraladı. - Gazeteciliği nasıl tanımlarsınız?

Gazetecilik bana göre vatandaşın sesi olmaktır.

Yerel yönetimler kadar halka yakın bir alandır.

Vatandaşın derdini, sıkıntısını ve sorunlarını ilgili mecralara taşımak için kurulan bir köprüdür.

Gazetecilik sevgiyle, aşkla yapılan bir meslektir.

Ben işimde en çok farklı insanlarla, farklı meslek gruplarıyla ve vatandaşla haber yapmayı seviyorum.

Özellikle mesleğin dört duvar arasına sıkıştırılmamış olmasını, sabit bir mekâna bağlı kalmamayı çok önemsiyorum.

Her gün bir hareket var.

İnsanlarla tanıştığımda gazeteci olduğumu duyduklarında verdikleri tepkiler oldukça şaşırtıcı ve heyecan verici.

Sırf mesleğin isminden dolayı duyulan sempati paha biçilemez.

KADIN MUHABİR AZ - Mahallenizde, sokağınızda, okulunuzda yaşanan her olayı yazan, çizen, kentin sorunlarına ve çözümlerine ışık tutan yerel muhabirler ne tür sorunlarla karşılaşıyoruz?

Aslında bu durum tüm muhabirlerin ortak sorunu.

Örneğin bir haber yaptığımızda sansüre uğraması ya da yayından kaldırılması gibi durumlarla karşılaşıyoruz.

Bunun yanında bir olay anını görüntülerken muhabirin saldırıya uğraması da yaşanan sorunlar arasında yer alıyor.

Bunların dışında özellikle kadın muhabirlerin sahada karşılaştığı zorluklar çok daha fazla.

Zaten sahada çalışan kadın muhabir sayısı oldukça az.

Çoğu zaman cinsiyet odaklı yaklaşımlar mesleğin itibarını da zedelemektedir.

GAZETELER OKUNMUYOR - Yerel basın kuruluşlarında asgari ücretin dahi altında maaşlarla çalıştırılan meslektaşlarımız olduğunu biliyoruz.

Bazı gazeteler kapanma baskısıyla karşı karşıya.

Bu durum mesleği nasıl etkiliyor?

Hepimiz biliyoruz ki günümüzde gazeteler ne yazık ki artık okunmuyor.

Hal böyle olunca yerel gazeteler de yayın hayatlarını sürdürebilmek için internet sitelerine yönelmek zorunda kaldı.

Ancak bunu da Basın İlan Kurumunun reklam ve ilan desteğiyle sağlayabiliyorlar.

Elbette bunun için Basın İlan Kurumunun belirlediği şartların yerine getirilmesi gerekiyor.

Bu şartları her gazete maalesef karşılayamıyor.

Bu nedenle gazetelerin abone olmadan ayakta kalması mümkün değil.

Bana göre gazetelerin az bir ömrü kaldı, yakın gelecekte hayatımızdan çıkmaları olası görünüyor.

Zaten büyük ölçüde reklam ve ilanlar sayesinde ayakta duruyorlar.

Bunun yanında gazete okumak bir kültürdür.

Yeni nesil bunu pek bilmese de eskiler çok iyi bilir.

O gelenekten tamamen kopulmaması için gazeteler hâlâ varlığını sürdürüyor.

NELER YAPILMALI?

Meslekte yeni istihdam alanları oluşturulmalı.

Yeni teknolojiler mesleğe adapte edilerek, geleceğin meslek adayları bu alanlarda yetiştirilmeli.

Basın İlan Kurumunun şartları bir miktar esnetilmeli, yerel yönetimler yerel basını desteklemeli ve abonelerle ayakta kalmaya çalışan yerel basına her alanda sahip çıkılmalıdır.

İlgili Sitenin Haberleri