Haber Detayı
Meclis’te yeter sayı sağlanamadı
TBMM Genel Kurulu’nda Karayolları Trafik Kanunu teklifi görüşmeleri yeter sayı bulunamadığı için iki kez ertelendi, birleşim 7 Ocak Çarşamba günü saat 14.00’e bırakıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyordu ancak siyasi parti gruplarının önerilerinin görüşüldüğü sırada iki kez yeter sayı bulunamadığından TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, 7 Ocak Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatma kararı aldı.Trafik cezalarında yüksek oranlarda artış öngören ve geçen yasama yılında mayıs ayında komisyondan geçmesine karşın TBMM Genel Kurulu’nda ele alınamayan Karayolları Trafik Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine ekim ayında başlanmış, teklifin tümü üzerinde görüşmeler tamamlanmış ancak maddelerine geçilemeden başka kanun teklifleri öne çekilerek, görüşmelere ara verilmişti.
Kanun teklifi görüşmelerine yarın devam edilecek.YENİ YOL PARTİSİ'NİN ÖNERİSİ REDDEDİLDİTBMM Genel Kurulu'nda Yeni Yol Partisi tarafından "Cumhurbaşkanlığı ve hükümet sistemi döneminde belediyelere yönelik mali uygulamaların, vergi ve SGK borçlarının tespiti, kamu bankalarından kullandırılan kredilerdeki kriterlerin ve yurt dışı kaynaklı kredi izinlerinde uygulanan farklılıkların incelenmesinin araştırılması" önerisi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.Önerinin gerekçesini açıklayan Yeni Yol Grubu adına konuşan Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, şunları kaydetti:"Bu belediyelerle ilgili, eğer hatırlarsanız, burada bütçeyle ilgili konuşmamı yaparken oradan AK Partili arkadaşlar bana seslendiler 'Biz bu konularda adiliz' dediler, 'Tarafsızız' dediler, 'Objektifiz' dediler.
Hangi konularda?
Mesela, belediyelerin almış olduğu kredilerle ilgili.
Nereden alıyorlar kredileri belediyeler?
Bir yandan İller Bankası’ndan alıyorlar; ödenekler, bir diğer yandan devlet bankalarından alıyorlar, bir diğer yandan da yurt dışındaki bankalardan daha düşük faizli krediler getiriyorlar.Bununla ilgili olarak, bu belediyeler 2004 yılından 2019'a kadar çoğunlukla Adalet ve Kalkınma Partisinin elindeydi ama 2019 yılında belediyeler el değiştirdi yani muhalefet partileri de burada söz sahibi olmaya başladılar ve o günden itibaren çifte standart başladı.
Neyin çifte standardı?
Yürütmenin çifte standardı.Bunu Covid'de de gördük.
Covid'de belediyeler bazı konularda, sosyal yardım konularında veyahut da ayni ve nakdi yardım konularında faaliyetlere geçince oradan hükûmet hemen dedi ki: 'Sen kesinlikle paralel bir devlet kurmak istiyorsun, sana müsaade etmem.' Aynısını...
Şimdi, belediyelerde ne yapıyorlar?Devlet bankalarındaki kredileri almak isteyen belediyelere çifte standartlı davranıyorlar. 'Yo, davranmıyoruz' dediniz, değil mi?
O zaman gelin, bu araştırma önergesine "evet" oyu verin, hep beraber araştıralım ve sizin dedikleriniz doğru çıkarsa biz sizden özür dileyelim.
Hakikaten Türkiye'de belediyelerde tarafsız, objektif bir yürütme var diyelim ve sizden özür diyelim ama böyle olmadığını göreceksiniz.""SİLKELENEN BELEDİYELER DEĞİL VATANDAŞ OLMUŞ"İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz ise şunları söyledi:"Artık hepimiz biliyoruz ki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte ülkemizde her şey kötüye gitmiş, her alanda ayrımcılık artmıştır.
Belediyecilik ve belediye başkanlığı o kentteki insanlara hizmet açısından en kutsal görevlerden birisidir, başı ağrıyan her vatandaşımız önce belediyeye başvurur.
Belediye insanların kapısını çaldığı ilk duraktır.
Belediye yedirir, içirir, giydirir, barındırır, yaşatır.
Belediye kentin devlet babasıdır, devletin kentlerdeki insanlara hizmet eden, dertlerine derman olmaya çalışan en önemli kurumudur.
Yirmi beş yıl bu şerefli görevi layıkıyla yapmaya çalıştım, bugün gündeme getirilen konuları bizzat yaşadım.Milletimiz de bu anlamda belediyelere çok fazla önem verir ve seçimlerde partilerinden ziyade adayların bizzat şahsına oy verir.
Bu nedenle, belediye ve belediye başkanlarına karşı yapılan haksızlıklar ve ayrımcılıklar aslında bizzat o kentte yaşayan vatandaşlara yapılmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanının muhalefet belediyelerine ait SGK borçlarıyla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a dönerek 'Belediyeleri silkeleyin' şeklindeki konuşması belediyeler arasındaki ayrımcılığı net bir biçimde ortaya koymuştur.
Bu açıklama sonrası iktidar belediyelerine karşı hiçbir işlem yapmayan iktidar, muhalefet belediyelerinin âdeta ümüğünü sıkmış ve onları vatandaşlara hizmet edemez hâle getirmiş, genel bütçedeki vergi gelirlerinden gelen İller Bankası paylarına bile el koymuştur.Aslında Cumhurbaşkanının bu açıklamasından sonra silkelenen belediyeler değil vatandaş olmuş, böylece belediyelerin yaptığı bazı sosyal yardım hizmetleri aksamıştır. 'Muhalefet belediyelerini silkeleyin' diye talimat veren anlayış, merkezî yönetim tarafından iktidara yakın birçok belediyelerde alt geçit, katlı kavşaklar hatta raylı sistem gibi hizmetleri dahi genel idare bütçesinden yaptırarak kendi belediyelerine teslim edebilmektedir.
Ancak diğer taraftan muhalefete ait bazı belediyelere kendi bütçesinden borçlanarak yapmak istedikleri yatırımları engellemekte, borçlanma taleplerini geri çevirmektedir.
Oysa bu kredileri veren kuruluşlar kredilerin nerelerde kullanıldığını bizzat kendileri takip eder.""İKTİDAR BORCU KAPATMAK İSTEYEN BELEDİYELERİMİZİ HEDEF ALMAKTADIR"CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, şu ifadelere yer verdi:"CHP'nin yerel seçimlerde halkçı belediyecilik anlayışının güçlenmesiyle AK Parti iktidarı nasıl da paniğe sürüklenmiştir.
Bu panik bürokrasiyle, kanunlarla, Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla ve idari baskılarla da somutlaşmıştır.
Yaşadıklarımız tesadüf değildir; bu, yerel yönetimleri bilinçli ve sistematik biçimde kuşatma planıdır.
Bu kuşatma üç ayaklıdır; kanunlarla yerel yönetimlerin yetkileri Ankara'ya taşınmaktadır.İller Bankası ve kredi mekanizmaları baskı aracına dönüştürüldü, idari ve yargısal denetimler siyasi sopa hâline getirildi.
Örneğin, belediyelerimizin yurt dışı finans kuruluşları tarafından onaylanan proje ve kredileri aylarca bekletilmektedir.
Belediyelere verilen kredilerin siyasi sadakat esasına göre yürütüldüğü de artık çok nettir.
İşte, tam bu noktada tablo açıktır: Cumhur İttifakı belediyelerine kolaylık, muhalefete gelince vurun abalıya.Biliyorsunuz, aydınlatma giderleri belediyelerin sırtına yüklendi, asgari ücret işveren desteği belediyelerden çekildi, İller Bankası payları kesildi.
Yetmedi, SGK borçlarının yapılandırılmasında da açık bir ayrımcılık uygulanıyor.
İktidar belediyelerinin borçlarında kolaylık sağlanır ve ötelenirken muhalefet belediyelerine ağır faiz oranları uygulanmaktadır, deyim yerindeyse tefeci faizi işletiliyor.
Ne yapılıyor biliyor musunuz?
İktidar belediyelerinin çöplerini bile borçlarına karşılık kabul ederken muhalefet belediyelerinin en değerli taşınmazlarını istiyorsunuz, eşit davranmıyorsunuz.Bakın, kanun aynı, borç aynı ama iki farklı uygulama dayatılmaktadır.
Bu adaletsiz uygulamaları kabul etmiyoruz. 2019 ve 2024 yerel seçimleri sonrasında devraldığımız birçok belediyeyi önceki AKP ve MHP yönetimlerinden yüksek SGK ve vergi borçları başta olmak üzere yüksek borç stokuyla teslim almıştık.
Bu mali tablolar her bir belediye başkanımız tarafından kamuoyuyla da paylaşılmıştır ama gördük ki borcu yapanlara ses çıkarmayan iktidar borcu kapatmak isteyen belediyelerimizi hedef almaktadır."ERDEM: İLLER BANKASI PAY DAĞITIRKEN NÜFUSA GÖRE DAĞITIYORAKP İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, şöyle konuştu:"Öncelikli olarak Yeni Yol Gurubuna şu soruyu sormakta fayda var: Bu önergeyi verene kadar vermeden önce Türkiye genelinde kamuya borcu olan, Sosyal Güvenlik Kurumuna veya vergi borcu olan veya bankalara kredi borcu olan belediyeleri bir araştırsak gelsek daha doğru sonuç almış olurduk.
İller Bankası pay dağıtırken nüfusa göre dağıtıyor. 81 il, 900 küsur ilçe, belde belediyeleri de dâhil olmak üzere nüfus kriterine göre her ayın sonu bilgisayardan düğmeye basarsın, eşit bir şekilde Türkiye'nin en ücra noktasındaki belediyeye nüfus sayısına göre İller Bankasından pay verilir.
Vergi ve SGK, sosyal güvenlik borcu...Şimdi, bir taraftan diyoruz ki emekliye ilave para verelim ancak belediyeler sosyal güvenlik primini ödemez ise belediyeden emekli olan vatandaşımıza bırak ilave parayı, maaşı nereden vereceğiz?
Bunun da sorulması lazım.
Vergi borcu veya sosyal güvenlik borcu olan belediyelere haciz yoluyla farklı uygulamalar yapıldığına, iktidar, muhalefet ayrımı yapıldığına dair önergede farklı bir soru var yine.
Böyle bir şey yok, belediye başkanlığı yapan bir arkadaşınız olarak söyleyeyim: Yaşadığım dönem de dâhil olmak üzere, iktidarı, muhalefeti fark etmez, Çalışma Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu primlerini almak için borcu olan, yapılandırmış, ödemeyen, iyi niyeti bulunmayan idarelere karşı, belediyelere karşı herhangi bir ayrım yapmadan üzerine gider ve gitmektedir de."AKP'li Erdem'in konuşması devam ederken Gelecek Partili Özdağ, "Niye Sayın Cumhurbaşkanı 'Silkeleyiniz' dedi mademki ayrım yapmadan çalışıyordunuz da?" diye sordu.Erdem, proje karşılığı kredilendirme olduğunu söyleyerek "Eğer projeniz toplum yararına aktif kullanılacak toplumsal menfaat içeriyorsa Hazine ve Maliye Bakanlığı da dâhil olmak üzere Strateji Başkanlığı buna onay veriyor.
Limiti aşan, vergi borcu olan, sosyal güvenlik primi borcu olan belediyeler elbette kredi kullanamıyor; bu da yasal bir durum, burada da herhangi bir ayrımcılık yok.
Benim Yeni Yol Partisi Grubuna ne bir önerim var.
Cumhuriyet savcılığının iddianamesinde de açık, İstanbul Büyükşehir Belediyesi metrolar için almış olduğu krediler, dış krediler hangi amaçla, nerede kullanıldı; buna yönelik de bir araştırma önergesi verirseniz çok makbule geçer" dedi.Özdağ ise AKP'li Erdem'e "İsmail Bey, bunu kabul edin, onu da verelim" dedi.Odatv.com