Haber Detayı
Şam ‘hazırlık seviyesini yükseltti’, Fırat hattı hareketlendi! SDG’nin biyometrik verileri sızdı
SDG’ye bağlı örgütlere ait binlerce belge ve görüntü kaydı açığa çıktı. Sızdırılan belgelerde 'Kandil unsurları' ve Suriyeli olmayan isimlere dair kayıtlara yer verildiği iddiaları, Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği 'SDG, PKK’nın Suriye’deki uzantısıdır' tezini yeniden gündeme taşıdı
PYD/YPG’nin çatı yapılanması SDG’ye bağlı örgütlere ait binlerce belge ve görüntü kaydı açığa çıktı.
Suriye merkezli Zaman Alwasl Ajansı’nın haberine göre, bu materyallerde binlerce personele ait biyometrik ve kimlik verileri ile görevlendirme kayıtlarının yer aldığı, teşkilatın iç birimleri, komuta zinciri ve tesis içi görüntülerini gösteren resmî belgelerin bulunduğu belirtildi.
KOMUTA ZİNCİRİ VE ‘KANDİL UNSURLARI’ Ajansın aktardığına göre, sızdırılan dosyalar; Asayiş bünyesinde görev yapan personelin ad-soyad, kimlik numarası, görev yeri ve görev detaylarını kapsayan kişisel ve güvenlik bilgilerini içeriyor.
Belgeler arasında teşkilatın yapısını ve hiyerarşisini gösteren resmî evrakların yanı sıra, tesisler içinde kaydedilmiş video görüntülerinin de yer aldığı ifade ediliyor.
İlk incelemelerde, “Kandil unsurları” olarak tanımlanan yapı içerisinde Suriyeli olmayan kişilere dair kayıtların bulunduğu; İran ve Türkiye vatandaşları dâhil farklı ülkelerden unsurların Asayiş yapılanması içinde yer aldığına işaret eden belgelerin de materyaller arasında olduğu öne sürüldü.
Bilgilerin, kapsamlı bilgi sisteminden sorumlu bir örgüt yöneticisinin örgütten ayrılmasının ardından dışarı sızdığı iddia edildi.
OPERASYON ÖNCESİ GÖZDAĞI MI?
Sızdırılan belgelerde “Kandil unsurları” ve Suriyeli olmayan isimlere dair kayıtlara yer verildiği iddiaları, Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği “SDG, PKK’nın Suriye’deki uzantısıdır” tezini yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye, PYD/YPG bünyesinde yer alan Kandil kadroları ile Suriyeli olmayan unsurların tasfiye edilmesini, SDG yapılanmasının dağıtılmasını ve bu yapıdan ayrılacak kişilerin Suriye Ordusu’na bireysel olarak dahil edilmesini savunuyor.
Ankara, YPG ve SDG’nin PKK ile organik bağ içinde olduğunu her fırsatta vurgularken, örgüt cephesi bu iddiaları reddederek “yerel bir yapı” olduklarını ileri sürüyordu.
Türkiye ise SDG’nin Suriye’nin geleceğinde ne siyasi ne de askerî bir meşruiyet kazanamayacağını, bu yapının doğrudan PKK ile bağlantılı bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu uluslararası platformlarda da dile getiriyor.
SÜRE DOLMUŞTU Belge sızıntısı, Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart mutabakatı kapsamında yürütülen entegrasyon süreci için verilen sürenin dolduğu bir döneme denk geldi.
Sahadan derlenen bilgilere göre SDG, sürenin uzatılmasını talep etti ancak Şam yönetimi, örgütün “iyi niyet” göstermediği gerekçesiyle bu talebi kabul etmedi.
SDG’nin askeri entegrasyonun yanı sıra idari ve ekonomik entegrasyona da yanaşmadığı; buna ek olarak Şam’dan Dışişleri, Savunma ve İçişleri bakanlıklarını istediği, bu taleplerin Suriye yönetimi tarafından reddedildiği belirtiliyor.
SURİYE ORDUSUNDA ‘HAZIRLIK SEVİYESİ YÜKSELDİ’ Entegrasyon sürecinin tıkanmasının ardından Suriye ordusunda hazırlık seviyesinin yükseltildiği gözlendi.
Suriye Genelkurmay Başkanı Ali el-Naasan, Halep ve çevresinde konuşlanmış birliklerin komutanlarıyla bir araya gelerek “sahadaki son gelişmeleri” değerlendirdi ve “en yüksek hazırlık seviyelerinin sağlanması” için birlikler ile muharebe birimleri arasındaki “ortak koordinasyonun geliştirilmesi” yollarını görüştü.
Aynı süreçte Suriye Ordusu 76.
Tümen Komutanı Tuğgeneral Seyf Ebubekir Polat’ın harbe hazırlık faaliyetleri kapsamında birlikleri denetlediği; saha kaynaklarına göre tankların içine bizzat binerek kontroller yaptığı ve kurmaylarına talimatlar verdiği görüldü.
FIRAT HATTINDA FİİLÎ HAREKETLİLİK Sahadaki hareketlilik özellikle Deyrizor ve Fırat Nehri hattında yoğunlaştı.
Arap basınında yayımlanan ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı Şahin Tugayları’nın da aralarında bulunduğu askeri konvoyların Deyrizor kentine doğru sevk edildiği görüldü. 1 Ocak tarihli saha bilgilerine göre, Fırat Nehri boyunca askeri yığınakla eş zamanlı olarak Suriye iç güvenlik güçleri Deyrizor’un Aşara kentinde yaşayan sivillere “nehir geçişlerinin önümüzdeki birkaç saat içinde kapatılacağını” bildirdi. 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece Deyrizor’daki Arap aşiretleri de videolu bir mesaj yayımlayarak sahadaki gerilime ilişkin tutumlarını açıkladı.
Mesajda “Suriye bütündür” denilirken, “işgalcilere bir santim bile toprak bırakmayacağız” ifadeleri kullanıldı.
Açıklama, askeri hareketlilikle eş zamanlı olarak bölgede toplumsal saflaşmanın da belirginleştiğine işaret etti.
SDG BELİRSİZ AÇIKLAMALAR YAPIYOR Öte yandan SDG cephesinden gelen açıklamalar bağlayıcı bir takvim ortaya koymadı. “PYD Eşbaşkanlık Divanı üyesi” terörist Eldar Halil, “mevcut yerel yönetimler kanununu reddediyoruz” derken, “10 Mart Anlaşması’nı tartışmadan önce Suriye anayasası ve hükümet biçimi tartışılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Halil, “uygulamaya kararlıyız” dese de “Şam henüz uygulamaya yönelik herhangi bir adım atmadı” sözleriyle sorumluluğu karşı tarafa yükledi; “merkezi olmayan bir Suriye” ve “komün–konsey sistemi” talep ettiklerini ileri sürdü.
Lübnan’daki Al Modon gazetesine konuşan “PKK/YPG’li bir askeri kaynak” da mutabakatın üzerinden “9 ay geçtiğini” ve “iletişimin tıkandığını” savunarak, 8 Ocak’ta Mazlum Abdi ile Ahmed Şara arasında bir görüşme “beklediklerini” söyledi.
Aynı kaynak, Mazlum Abdi’nin “Haziran ayına kadar” bir süre belirlediğini iddia etti.