Haber Detayı

Depremin üzerinden üç yıl geçti, sorumluların ceza alması için mücadele devam etti: Yürekler ağza geldi
Türkiye cumhuriyet.com.tr
03/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Depremin üzerinden üç yıl geçti, sorumluların ceza alması için mücadele devam etti: Yürekler ağza geldi

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçmesine karşın, 11 ilde yaşanan yıkımın sonuçları hâlâ giderilemedi. On binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği felaketin ardından deprem davaları büyük ölçüde “bilinçli taksir” kapsamında yürütülürken, adalet talebi karşılıksız kalıyor. Hatay ve Adıyaman başta olmak üzere deprem bölgelerinde sağlık, eğitim ve barınma sorunları sürerken, resmi ziyaretler öncesi yapılan geçici düzenlemeler “makyajlı iyileştirme” eleştirilerini artırıyor.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. 11 ilde yıkıma neden olan depremlerde en az 53 bin 537 yurttaş yaşamını yitirdi, 107 binden fazla yurttaş ise yaralandı. 300 binden fazla binanın yıkıldığı depremlerde, bölgede yaşayan 13 milyon yurttaş doğrudan ya da dolaylı etkilendi.

Yaklaşık 2 milyon kişi ise başka bir yere göç etmek zorunda kaldı. ‘BİLİNÇİ TAKSİR’ Depremde yakınlarını kaybeden ailelerin temel önceliği, barınma kadar “sorumluların hak ettikleri cezayı” alması.

Buna karşın yargılamaların önemli bir kısmı sanıkların “bilinçli taksir” suçuyla cezalandırılması talebi üzerinden yürütülürken bugüne kadar “olası kast” suçundan hüküm verilen deprem davası sayısı yalnızca bir.

Onlarca dava ise sürekli yeniden talep edilen bilirkişi raporları ile kısır bir döngüye girmiş durumda.

Öte yandan depremzede aileler, son dönemde de 11. yargı paketinde değişiklik için mücadele vermek zorunda kaldı. 11. yargı paketi, 27.

Maddesi’ndeki düzenlemeyle bilinçli taksir suçu üzerinden yargılanan deprem suçlularının da tahliyesini sağlayacak haliyle TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.

Depremzede ailelerinin konuyu ısrarla gündemde tutması ile 27. maddeye ilişkin yeni bir düzenleme yapıldı.

Deprem suçları kapsam dışına çıkarıldı.

Yasını yaşaması gereken kayıp yakınları, deprem davalarının ağır ilerlemesi ve eksiklikler nedeniyle hukuk mücadelesi vermeye devam ediyor.

Talepleri ise intikam değil, adil yargılama.

Caydırıcı cezalarla, sorumluların aynı zamanda başka canlara da kastedecek binalar yapmalarının önüne geçilmesi.

MAKYAJLI İYİLEŞTİRME Depremin üzerinden üç yıl geçmesine karşın eğitim ve sağlık alanında özellikle Adıyaman ve Hatay’da imkânlar 6 Şubat öncesine bile dönebilmiş değil.

Hatay’da yıkılan aile sağlık merkezlerinin büyük bir kısmı yeniden inşa edilemezken kontrolsüz biçimde şantiyeye dönen şehirler halk sağlığı sorunu yaratıyor.

Son olarak 27 Aralık günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay ziyareti nedeniyle bazı anayollara asfalt döküldüğü, tamamlanmayan bina ve köprülere ise branda çekildiği görüldü.

Öte yandan Erdoğan geleceği için asfaltlanan bazı yollarda da kısa süre içerisinde kısmi bozulma yaşandı KIZILAY’IN ÇADIR SATTIĞI KANITLANDI Deprem sonrası yaşanan en büyük skandallardan birisi ise Kızılay’ın AHBAP Derneği’ne çadır satması oldu.

Cumhuriyet’in ortaya çıkardığı olaya ilişkin yakın zamanda yeni bir gelişme yaşandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kızılay yöneticileriyle ilgili “görevi kötüye kullanma ve ihmal suretiyle ölüme sebebiyet verme” suçlamasıyla yürüttüğü soruşturmada İçişleri Bakanlığı denetçileri tarafından hazırlanıp bilirkişiye iletilen “inceleme ve değerlendirme” raporu, 1 Aralık 2025’te de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildi.

Raporda, “Ahbap Derneği’ne çadır satışı işleminde; satışa konu çadırların şirket (Kızılay Çadır AŞ) stokunda yer aldığı, bedelin banka aracılığıyla ödendiği, işlem taraflarının ticari nitelikte bir satış sözleşmesi çerçevesinde hareket ettiği yönünde kayıt ve savunmalar bulunduğu, buna karşın şikâyet dilekçelerinde bu işlemin Kızılay tüzüğü ve kamu yararı ilkeleriyle bağdaşmadığı, afet döneminde derhal ve ücretsiz yardım yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu yönünde iddiaların ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

DEPREM KENDİNİ UNUTTURMADI 2025 yılında hem ulusal hem de küresel ölçekte birçok deprem meydana geldi.

Araştırmalara göre tüm dünyada bu yıl 8-9.9 arası 1, 7-7.9 arası 15, 6-6.9 arası 127, 5-5.9 arası 1900’den fazla deprem oldu. 29 Temmuz’da Rusya’nın Kamçatka bölgesinde 8.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Yerin 35 km derinliğinde yaşanan bu sarsıntıda, resmi verilere göre yalnızca bir kişi yaşamını yitirdi.

Yine aynı bölgede 19 Eylül’de 7.8 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı.

En ölümlü sarsıntı ise Myanmar’da 28 Mart’ta oldu. 7.7 büyüklüğündeki depremde 5 bin 456 kişi yaşamını yitirdi.

Sındırgı sallandı Türkiye’de ise üçü 6.0- 6.5 büyüklüğü arasında olmak üzere binlerce irili ufaklı deprem yaşandı. 23 Nisan’da merkezüssü İstanbul’un Silivri ilçesi olan 6.2 büyüklüğündeki deprem kentte paniğe yol açtı. 359 kişi yaralandı. 10 Ağustos’ta Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeki 6.1 büyüklüğündeki depremde 2 kişi yaşamını yitirdi, 29 kişi yaralandı.

Aynı bölgede 27 Ekim’de meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremde, önceki depremde “ağır hasar” raporu verilen 4 bina yıkıldı.

TOKİ’DE KURA İSYANI DEPREM bölgelerinde yurttaşların rezerv alan ve kura sonuçlarına ilişkin problemleri de sürüyor.

Hatay’da evleri yıkılan veya riskli alan ilan edilen mülk sahipleri, metrekarelerin küçülmesinden, komşuluk ilişkilerinin yok olmasından ve merkezi konumdaki evlerinin yerine şehrin çeperlerinde konut verilmesinden şikâyetçi.

Eylem yapan yurttaşlar, “Bize 2+1 dediler ancak salon-mutfak birleşik, toplam 25 metrekarelik 2+0 daireler yapılmış.

Komşularımızın tamamı ara sokaklara dağıtıldı.

Biz yerimizde, aynı komşularımızla birlikte yaşamak istiyoruz” dedi.

Rezerv alan ilanının ardından yerinde dönüşüm talep eden yurttaşlar, “Ömür boyu çalışıp bu evi aldım.

Depremin ardından mahallemizi de kaybetmek istemiyoruz” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri