Haber Detayı
Acının sonunda aydınlık pencere...
Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.
Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.
Kimi ölüm tehditleri karşısında ülkesini terk etme yolunu tuttu kimi öldürüldü.
Kimi de cezaevini mesken tuttu. 1940 kuşağı şairlerinden Arif Damar ’ın başına gelenler ise bambaşkaydı. 51 tevkifatında alındı içeri.
İfade al, ifade ver, iki yıl sürdü bu acayip süreç.
Arif Damar’ın ağzından tek bir söz çıkmadı.
Hatta “Beni neden içeride tutuyorsunuz” diye sormadı!
Arkadaşları şaşırdılar bu işe. “Tahliyeni istesene” dediler inatla!
O ise susmaya devam etti.
Yıllar sonra arkadaşları, “Arif neden tahliyeni istemedin” diye sorunca şöyle yanıt verdi gülen gözleriyle: “Ne yapacaktım dışarıda?
Çıksam faşizm kol geziyordu.
Bir bahane bulup beni yine içeri sokacaklardı.
Ayrıca eşim dostum hep içerideydi.
Ne iş vardı ne de güç.
Ben de ustanın dediği gibi namluda yatan bir kurşun gibi durdum öylece.” - Özgürlük şaşırtıcıdır. *** Biz faniler, özgürlük düşüncesine özgür olamadan vardık.
Ruhlarımız tutsak edilmekten bir hayli uzaktı.
Çünkü her şeyden önce insanın en eski, en soylu niteliklerinden biri başkaldırmaktı.
Nedeni ve hatta sonucu ne olursa olsun büyük bir değerdi başkaldırı.
Camus , “Başkaldıran İnsan” yapıtında, özgürlük yoluna varmak isteyeni, “hayır demesini öğrenen biri” olarak tanımlar. - Özgürlük, başkaldırtır. *** Nelson Mandela , “Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok, ruhunuzu satmayın yeter” demişti. - Özgürlük, moderndir. *** 1783 yılında Beaumarchais ’in yazdıklarından rahatsız olan krallığın adamları evine girdi ve son romanını aldı götürdü. “Figaro’nun Düğünü” nün yazarının dönemin emniyet amirine yazdığı mektup, direnmenin acıklı bir örneğidir: “Sayın Bay, bir yığın işiniz arasında, benim de çok işim olduğunu ve üç aydır evimle daireniz arasında en az elli kez kez gidip geldiğimi, buna karşın, sizinle görüşemediğimi düşünürseniz bu güldürüde oynamaya çalıştığım yürek sızlatıcı role belki siz de acırdınız.
Sizden beni yıldırmanız isteniyorsa ben de zaten bu işten yeterince bıktım.
Kalemimden çıkan her şeyin kesinlikle yasaklanması söz konusu ise böyle bir kararı neden bekletiyorsunuz?
Beni neden çaresizlik içinde bırakıyorsunuz?
Beyefendi, sizden yazdığım ama evimden çaldığınız kitabımı geri vermenizi istiyorum.” - Özgürlük vazgeçilmezdir. *** Montaigne boşuna dememiş: “Özgürlüğe öyle düşkünüm ki koca Hindistan’ın bir köşesini bana yasak etseler, dünyanın tadı kaçar neredeyse...” - Özgürlük evrenseldir. *** Büyük şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı hastalanır.
Tedavi olmak için yurtdışına gider ve orada vefat eder.
Cenazesi getirilir ama polis gözetiminde.
Adamakıllı bir tören yapılmasına bile izin verilmez. - Özgürlük ürkütücüdür. *** Yaşar Kemal , başına gelenleri şöyle anlatır: “Şu benim roman İnce Memed var ya, niye komünist kitabı imiş, biliyor musunuz?
Ben Memed sözcüğünü yazarken (H) harfini yazmamışım bir, bir de ardına (T) yerine (D) harfini koymuşum.
Birgün son yirmi yılda bana yapılacak zülmü yazacak olsam, insanlık gerçekten insanlığından utanır!
Bir bahar ayında sorgusuz sualsiz tutuklandım.
Bir ay yattım, sonra hiçbir şey söylemeden bıraktılar.” - Özgürlük, ortadan kaldırılsa bile düşüncesiyle var olmaya devam eder. *** Dışarıda kar var.
Yeni bir yılın içine girdik çoktan.
Gazeteci dostlarımızın bir kısmı içeride.
Bu yazı onların özgürlüğe kavuşmasının yazısı olsun.
Ne demişti şair Eluard ? “her acının sonunda açık bir pencere vardır, aydınlık bir pencere... hayal edilecek bir şey vardır, yerine getirilecek bir istek, doyurulacak açlık, cömert bir yürek, uzanmış açık bir el, canlı canlı bakan gözler vardır... bir yaşam vardır, yaşam bölüşülmeye hazır” - Bize yeni yıl aydınlık bir pencere versin.