Haber Detayı

ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı
Fikret akfırat aydinlik.com.tr
20/11/2025 00:00 (2 ay önce)

ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı

ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı

Gazze ateşkesinde Türkiye’nin öne çıkması, dahası ateşkesi denetlemek için kurulması planlanan çok uluslu güç içinde Türk askerinin de yer almasının öngörülmesi, önce İngiltere’nin ardından Almanya’nın Başbakanı’nın Türkiye ziyaretleri ve yapılan anlaşmalar, özellikle Batı basınında “Türkiye-Batı ilişkilerinde yeni bir dönem mi başlıyor?” sorusu üzerindeki tartışmaları yoğunlaştırdı.

İngiltere’den İngiliz-Alman-İspanyol-İtalyan ortaklığı tarafından üretilen Eurofighter uçaklarının alımı için çerçeve anlaşmanın imzalanmasının yanı sıra, İngiltere Başbakanı’nın iki ülke arasında “stratejik işbirliği” vurgusu dikkat çekti.

Almanya Başbakanı’nın Türkiye ile ilişkiler hakkındaki değerlendirmesi, “Yeni bir jeopolitik sürece giriyoruz.

Bu süreçte büyük güçlerin siyaseti belirleyici olacak.

Stratejik ortaklıklarımızı geliştirmeliyiz ve Türkiye de burada devre dışı kalmamalı.” şeklinde oldu.

AVRUPA’DAKİ BAKIŞIN DEĞİŞİMİ Eurofighter anlaşması, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki Türkiye’ye karşı katı tutumlardaki değişikliğin sonucuna bağlanıyor.

Bunun nedenleri üzerinde duruluyor.

ABD’nin etkili gazetelerinden Wall Street Journal’ın eski İstanbul Büro Şefi Marc Champion’un Bloomberg için kaleme aldığı yazıdaki Türkiye Batı ile ilişkileri hakkındaki değerlendirmesi konuya ilişkin farklı bir bakış açısı sunuyor.

Champion Ankara ile Batı arasındaki son gelişmeleri, “Türkiye’nin Batı’ya yönelmesi değil, Batı’nın Türkiye’ye yönelmesi” diye niteliyor ve şöyle devam ediyor: “Artık Türkiye’ye, en az Türkiye’nin onlara ihtiyaç duyduğu kadar ihtiyaçları var.” (Bloomberg, 14 Kasım 2025).

ABD’NİN TUTUMU Öte yandan, ABD Kongre Araştırma Servisi’nin (Congressional Research Service: CRS) bir raporunda Washington’un Türkiye politikasına ilişkin öncelikleri hakkında ipuçlarına ulaşmak mümkün. 15 Eylül 2025 tarihli raporun hazırlayıcıları, Clayton Thomas ve Jim Zanotti.

Bu raporlar, Kongre üyelerine düzenli aralıklarla çeşitli bölge ve ülkelerle ilgili bilgiler sunmak amacıyla hazırlanıyor.

CRS’nin çalışanlarının CIA ve Dışişleri Bakanlığı’yla doğrudan bağlantıları bulunuyor.

Dolayısıyla, bu raporlar ABD yönetiminin eğilimlerini yansıtıyor.

Raporda iki ülke arasındaki devam eden sorunlar masaya yatırılıyor.

Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F 16 ve F 35’lerin satışı, Suriye’de SDG’nin Şam ile bütünleştirilmesi konusundaki ABD yönetiminden beklentileri vurgulanıyor.

RAPORDAKİ 4 SORU “ABD’nin Türkiye politikasını şekillendirecek konular” başlığı altında sıralanan 4 soru, Washington’daki Türkiye’ye yaklaşımın genel hatlarını anlamaya yarıyor.

Bunlar özetle şöyle: -Türkiye’nin hâlen, ABD güçleriyle ortaklık kuran Suriyeli Kürtlerle mücadele etmesi, Rusya ile işbirliğinin belirli yönlerinden vazgeçmeye isteksiz olması, İsrail’e karşı siyasi ve ekonomik adımlar atarken Hamas’ı desteklemesi ve hatta barındırması, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile çeşitli siyasi-askeri, coğrafi ve enerji konularında uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları sürdürmesi durumunda, Türkiye’ye kısıtlamaların hafifletilmesinin ve ortaklığın derinleştirilmesinin potansiyel dezavantajları nelerdir? “-ABD’nin Türkiye’ye yönelik hangi yaklaşımları, Erdoğan veya diğer potansiyel liderlerle daha verimli veya daha az verimli ikili ilişkiler geliştirebilir? “-Suriye ve daha geniş bölgede, Türkiye ve İsrail anlaşmazlıklarını en aza indirip ortak çıkarlar (örneğin İran’ın etkisini azaltmak) peşinde koşabilir mi?

Yoksa 2025’te ortaya çıkan gerilimler, Türkiye ve İsrail arasında bölgesel düzendeki rolleri konusunda daha büyük bir çekişmenin habercisi mi? “-Türkiye’nin Rusya veya ÇHC gibi ABD rakipleriyle daha fazla ittifak kurmasına ne yol açabilir?

ABD’nin Türkiye ile gelişmiş savunma teknolojilerini paylaşma konusundaki isteksizliği veya Türkiye ile temel dış politika konularında anlaşmazlıklar?

Rusya veya ÇHC’nin Türk askeri veya ekonomik gücünü artırma girişimleri?

Türkiye’de otoriterliğe veya istikrarsızlığa doğru giden iç gelişmeler?

Türkiye, ABD çıkarlarına daha fazla düşman hale gelirse, bunun bölgesel ve küresel sonuçları ne olur?” Özellikle son başlıktaki sorular, bütün soruların birleştiği esas noktayı ortaya koyuyor.

Toplam olarak değerlendirilecek olursa ABD ve Avrupa’daki genel yaklaşımın, çok kutuplaşan dünyada giderek etkili bir bölgesel güce dönüşen Türkiye’nin Atlantik hegemonyasının karşısındaki güçlerle bütünleşmesini önlemek üzerine kurulu olduğu söylenebilir.

İlgili Sitenin Haberleri