Haber Detayı
Gübre sektörü öngörülebilirlik ve maliyet istikrarı sağlanmasını istiyor
Gübre üreticileri, olası gübre krizine karşı uzun vadeli ve kalıcı bir çözüm üretmek için biyoteknoloji temelli Ar-Ge şirketlerinin sayısının artırılarak desteklenmesini ve çiftçilerin yeni nesil ürünlere erişiminin kolaylaştırılmasını istiyor.
FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırıları sonucu ortaya çıkan ekonomik krizde en çok tarım sektörü darbe alırken, gübre üreticileri olası gübre krizine karşı, doğalgaz başta olmak üzere enerji maliyetlerinin üretim üzerindeki belirleyici etkisi dikkate alınarak, sanayiciye yönelik daha güçlü destek mekanizmaları oluşturulmasını, AR-GE temelli şirketlerin desteklenmesini talep ediyor.
Antalya Organize Sanayi Bölgesinde gübre üretimi ve ihracatı gerçekleştiren Makro Tarım Genel Müdürü Harun Öztürk, gübre sektörünün, küresel gelişmelere en hızlı tepki veren ve en fazla etkilenen stratejik alanlardan biri olduğunu belirtti.
Özellikle savaşın uzama ihtimalinin, hammadde tedariki, enerji maliyetleri ve lojistik süreçlerde belirsizliği artırdığını ifade eden Öztürk, şunları kaydetti: ‘’Yapılan düzenlemeleri olumlu bulmakla birlikte, mevcut şartlar sektörün daha kapsamlı ve sürdürülebilir desteklere ihtiyaç duyduğunu açıkça gösteriyor.
İşveren ve sektör temsilcileri olarak en temel beklentimiz, öngörülebilirlik ve maliyet istikrarının sağlanmasıdır.
Doğalgaz başta olmak üzere enerji maliyetlerinin üretim üzerindeki belirleyici etkisi dikkate alınarak, bu alanda sanayiciye yönelik daha güçlü destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Aynı şekilde, kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltacak uzun vadeli politikalar geliştirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.’’ "Finansmana erişim en büyük sorun" Finansmana erişimin de sektörün en önemli sorun başlıklarından olduğuna dikkat çeken Öztürk, şöyle devam etti: ‘’Özellikle işletme sermayesi ihtiyacının arttığı bu dönemde, uygun maliyetli ve erişilebilir kredi olanaklarının artırılması üretimin sürekliliği açısından kritik önemdedir.
Bunun yanında, ihracat pazarlarında rekabet gücümüzü koruyabilmek için lojistik destekler ve ihracat teşviklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Yerli üretimi teşvik eden, enerji ve hammadde maliyetlerini dengeleyen, aynı zamanda çiftçinin gübreye erişimini kolaylaştıran bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Çünkü gübre sektörü yalnızca bir sanayi kolu değil, doğrudan gıda arz güvenliğinin de temel unsurlarından biridir.
Sonuçta sektör olarak beklentimiz, kısa vadeli düzenlemelerin ötesine geçilerek, daha dirençli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim yapısını destekleyecek politikaların hayata geçirilmesidir.’’ "Üre gübresinde dışa bağımlılık çiftçinin maliyetini artırıyor" Antalya Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Merkez Anadolu Kimya Sanayi Ltd.
Şti. sahibi Osman Dirican da, savaşın devam etmesinin, tarım sektöründe çeşitli sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.
Bu sorunların başında ise gübre temini, özellikle de üre geldiğine dikkat çeken Dirican, şunları kaydetti: ‘’Üre gübresinde dışa bağımlı olunması, küresel gelişmelerden doğrudan etkilenilmesine neden olmakta ve çiftçinin maliyetlerini artırmaktadır.
Bununla birlikte, Türkiye’de amonyum nitrat üretiminin yapılabilmesi ve çiftçilerin kullanımına belirli ölçülerde izin verilmesi, bu sorunun kısmen telafi edilmesine imkân sağlamaktadır.
Nitekim bu yönde atılan adımlarla, çiftçilerin gübreye erişimi geçici olarak kolaylaştırılmıştır.
Ancak söz konusu uygulamanın yalnızca belirli bir süreyle, örneğin mayıs ayına kadar sınırlandırılması, mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kalmaktadır.’’ Savaşın etkilerinin uzaması olasılığının, tarımsal girdilerdeki sıkıntıların da devam edeceğini gösterdiğini vurgulayan Osman Dirican, ‘’Bu nedenle, alınan bu tür önlemlerin süresinin uzatılması ve daha kapsamlı politikalarla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Aksi halde, gübre temininde yaşanacak sorunlar üretimi olumsuz etkileyecek, verim düşüşlerine yol açacak ve bu durum hem çiftçiyi hem de genel ekonomiyi zorlayacaktır’’ dedi.
AR-GE odaklı şirketlere destek Sektörün kısa vadeli çözümlerle zaman geçirmemesi gerektiğini anlatan Osman Dirican, önerilerini şöyle sıraladı: ‘’Yeni nesil dediğimiz Avrupa’nın da çalıştığı yararlı bakteriler göz ardı olmaması lazım.
Yalnızca kısa vadeli çözümlerle değil, aynı zamanda yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımlarla ele alınmalıdır.
Bu noktada Ar-Ge odaklı şirketlerin rolü son derece kritiktir.
Özellikle gübre yerine veya gübreyi destekleyici olarak kullanılabilen yararlı bakteriler ve bitkilerin gelişimini doğrudan destekleyen aminoasitlerin üretimi, tarımda dışa bağımlılığı azaltabilecek stratejik alanlar arasında yer almaktadır.
Bu tür biyoteknolojik çözümler, hem toprak sağlığını korumakta hem de kimyasal gübre kullanımını azaltarak maliyetleri dengeleyebilmektedir.
Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren Ar-Ge şirketlerinin sayısının artması, bilgi birikiminin yaygınlaşması ve yerli üretimin güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için kamu desteklerinin artırılması, teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir.’’ Ayrıca, çiftçilerin bu yeni nesil ürünlere erişiminin kolaylaştırılması ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılmasının da kritik bir unsur olduğunu anlatan Dirican, ‘’Çünkü teknolojik çözümler ne kadar gelişmiş olursa olsun, sahada benimsenmediği sürece istenilen etkiyi yaratması mümkün değildir.
Sonuç olarak, gübre krizine karşı uzun vadeli ve kalıcı bir çözüm üretmek için biyoteknoloji temelli Ar-Ge şirketlerinin desteklenmesi, Türkiye tarımının rekabet gücünü artıracak ve sürdürülebilir üretim modeline geçişi hızlandıracaktır’’ dedi.