Haber Detayı
İntihar magazini çığırından çıktı
Yakın zamana kadar intihar haberleri konusunda basınımızda bir konsensüs vardı. Bu olaylar hakkında Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde yer alan 'Haber çerçevesini aşan, okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren...
Yakın zamana kadar intihar haberleri konusunda basınımızda bir konsensüs vardı.
Bu olaylar hakkında Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde yer alan 'Haber çerçevesini aşan, okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır.
Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır' ilkesine riayet ediliyordu.
Pek çok evrensel kabul gibi, bu alanda da asgari eşik aşıldı.
Son örnek Erol Köse'nin intiharı.
İstediğiniz kadar kafanızı çevirin, Köse'nin intiharını adeta bir magazin malzemesi gibi işleyen haberlerden kaçamıyorsunuz.
Spekülasyonlar, olayın en ince ayrıntıları, gündeme gelmek için ölmüş bir adamın ardından beddua eden ilgi müptelalarının hezeyanları havada uçuşuyor.
İntihar anının görüntülerini bile bireysel hesaplarından yayınlayan 'gazeteciler' var.
Evet, sanal dünyada bir tık uğruna ne güneşler batıyor ama meselenin tek boyutu bu değil.
Psikiyatrlarımız ne der bilmem, yaşamın en derin gerçeği ölümü, hele ki intihar gibi toplumsal etkileri de olan dramatik bir sonu böylesine rahat araçsallaştırmak daha büyük sorunlara işaret ediyor olmalı.
Ben tıpkı yapay zekâ videolarıyla kolektif bilinçaltımıza, gerçeklik algımıza kasteden kullanıcılara ve mecralara yaptığım gibi, ölülerin üzerinde tepinenleri de ya blokluyorum ya da sessize alıyorum.
Ancak daha etkili ve sistematik bir müdahaleye ihtiyaç var.
Motivasyon ne olursa olsun, bireyleri, intiharın normalleştirilmesi tehdidine karşı da korumak zorundayız.
Özellikle çocukları ve gençleri.
Zira sosyal medyayı, haber bültenlerini saran şiddet uyarıcılarına bu denli maruz kalan toplumların çürümemesi, bir arada yaşaması mümkün değil.
Adına 'yeni normal' denilerek dayatılan gerçekliği topyekûn reddetmekten başka çıkış yolumuz yok.