Haber Detayı
Hayaletlerimiz uzayda
BAŞKAN Erdoğan Uzay ajansı kararnamesini imzaladığında bizim zavallı öngörüsüz ve vizyonsuz muhalefet ayağa kalktı. Dalga geçtiler, alay ettiler. 'Uzayla karnımızı mı doyuracağız' dediler. Mart 2019 döneminin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank 'Türkiye Uzay Ajansının kuruluş kararnamesinin...
BAŞKAN Erdoğan Uzay ajansı kararnamesini imzaladığında bizim zavallı öngörüsüz ve vizyonsuz muhalefet ayağa kalktı.
Dalga geçtiler, alay ettiler. 'Uzayla karnımızı mı doyuracağız' dediler.
Mart 2019 döneminin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank 'Türkiye Uzay Ajansının kuruluş kararnamesinin iptali için CHP Anayasa Mahkemesine başvurdu.
Bilime ve teknolojiye karşı olan CHP'nin bu girişimi çalışmalarımızı durduramayacak.' diyerek, vizyonsuz muhalefete 'Hodri Meydan' çekiyordu.
Tam 138 CHP'li Anayasa Mahkemesine imzalarıyla başvurarak 'Durdurun bu Uzay Ajansını' diyordu.
Yıllarca bu toplumda 'Gerici-yobaz' diye yaftalayıp, damgaladıkları insanlar iktidardaydı.
Bunlar nasıl uzaya gidebilir, uzayda çalışabilirdi?
Çıldırdılar.
CHP'li bir milletvekili 'Uzay mekiği yok, astronot yok ama Uzay ajansı var.
Olacak iş mi' diye bağırıyordu kürsülerden. 'Biz CHP olarak asla izin vermeyeceğiz bunlara' diye haykırıyordu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı da Milli Uzay Programı'na ilişkin hazırladığı raporu partisine 2021 yılında sunuyordu.
Milli Uzay Programı'nın kamuoyunda genel olarak inandırıcı bulunmadığı belirtilen raporu İngiliz İndependent yayınlıyordu.
İngiliz'in haberinde 'CHP'nin raporunda yerli otomobil ve yerli uçak örneği verilerek Milli Uzay Programı'nın da hayata geçirilmesine şüpheyle bakıldığı belirtiliyor.' deniyordu.
Raporda 'Uzay çalışmaları Türkiye'ye nasıl bir katma değer sağlayacak?' diye bas bas bağırılıyordu.
Muhalefetin Türkiye'nin uzay hamlesini itibarsızlaştırmak için dört koldan saldırdığı günlerde Türkiye peşpeşe uydularını Uzay Ajansı vasıtasıyla göklerin üzerine fırlatıyordu.
Başkan Erdoğan o dönemde, Türkiye Uzay Ajansı'nın kuruluşunu yargıya taşıyan CHP yönetimini eleştirerek, 'Kendileri tuğla üzerine tuğla koymazlar, yapanları engellemek için Anayasa Mahkemesi'nin önünde nöbet tutarlar' diyordu.
Aynı kafalar 'Bize kim saldıracak ki' diyordu.
Savunma Sanayii'ne yapılan yatırımlarla alay ediyor hatta Bayraktar kardeşlerin yargılanmasından bile bahsediyordu.
Daha da ileri giderek 'Ne işimiz var, Somali'de, Afrika'da' diyorlardı.
Şubat 2026'de İngiliz devlet yayın organı BBC 'Türk tankları Somali'ye indi.
Türkiye'nin UZAY LİMANINI burada inşa edeceği düşünülüyor.
Başkan Erdoğan, Somalili mevkidaşı ile İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında uzay üssünün yapımına başlandığını duyurdu.
Tanklar Uzay limanını koruyacak.
Somali'de kurulacak üste uzay çalışmalarının yanı sıra uzun menzilli füze testleri de yapılacak' yazarak Türkiye'nin UZAY ve onunla koordineli FÜZE çalışmalarını tüm dünyaya duyuruyordu.
Bugün Türkiye yeni hipersonik ve balistik füzelerini deniyor, muhalefet yine zıpçıktı gibi fırlayıp 'Balıklar ürküyor' diye hücuma geçiyordu.
Somali'deki varlığımıza da şiddetle karşıydılar.
Bu dar kafalara rağmen öyle bir noktaya geldik ki artık 3000 km menzile sahip balistik füzelere sahibiz.
Bunlar hayalet, hiçbir radar yakalayamıyor.
Durdurmak mümkün değil.
Çünkü önce 'UZAYA ÇIKIYORLAR.
Hedefe yaklaşınca öyle bir hız yakalıyorlar ki, tüm radarlar kör kalıyor.
Türkiye tüm dünyaya 'Yarasa CENK geliyor' diye bağırıyor.
Düşmana korku aşılıyor.
Henüz kimsenin bilmediği, açıklanmamış füzelerimiz de yakında görücüye çıkmaya hazırlanıyor.
Füze yapmak yeterli değil.
Önemli olan radarlara yakalanmayacak, vurulamayacak HAYALET FÜZELER üretmektir.
Bunun da yolu uzaydan geçiyor.
Eğer uzay ajansın ve onun göklerin ötesine fırlattığı uyduların varsa ancak bunu başarabilirsin.
Çünkü uzaydaki uydularından gelen bilgi akışı ile atmosferin üzerine çıkan füzeler yön buluyor, hedefe yol alıyor ve görünmezlik elbisesiyle asla yakalanamıyordu.
UZAY AJANSI hayati önem taşıyordu.
Tüm bu vizyonsuz, çekirdek çıtlatan heykelleriyle övünen öngörüsüz kafalara baktıkça 'İyi ki iktidarda değiller' diyoruz.
Binlerce kez şükrediyoruz.
Bölgemizin yangın yerine döneceğiniz asla göremediler. 'Neden Uçak gemisi, tank, füze, İHA-SİHA yapıyoruz.
Uzayda ekmek mi var.
Yapanları yargılayacağız' diye bağırdılar.
Bugün tüm Siyonist siyasiler, stratejistler, askerler ekranlara çıkıp 'Asıl tehlike Ankara.
Bunu halletmeliyiz' diye bağırarak Türkiye'yi hedef gösteriyorlar.
Devlet Aklı, bugün Türkiye'yi yönetenler, şimdi bölgemizde yaşananları çok önceden görerek tüm hazırlıklarını yaptı.
Hem de elinde oltasıyla balığa çıkan zavallı muhalefetimize rağmen.
Şunu birisi söylerse kesinlikle buna inanın; 'Denizlerdeki balıklar bile bölgemizde yaşananları önceden tahmin ediyordu.
Ancak CHP kafası asla.