Haber Detayı
Körfez’in sağduyusu
'Trump, Amerikan piyasalarındaki fiyat hareketlerinden endişe ettiği için İran'ın enerji altyapısına saldırıyı erteledi. Ancak yirmi günden uzun süredir Körfez toplumları İran füzeleri altında kalırken ve Körfez ekonomileri onlarca milyar dolarlık zarar görürken, bu durum onun kararlarını...
'Trump, Amerikan piyasalarındaki fiyat hareketlerinden endişe ettiği için İran'ın enerji altyapısına saldırıyı erteledi.
Ancak yirmi günden uzun süredir Körfez toplumları İran füzeleri altında kalırken ve Körfez ekonomileri onlarca milyar dolarlık zarar görürken, bu durum onun kararlarını değiştirmesine neden olmuyor.
İran'ın gazına yönelik saldırıdan herhangi bir stratejik kazanç elde etmediler; buna karşılık Körfez'deki enerji sektöründe büyük kayıplara yol açtılar.
Körfez'in gazdan kaynaklanan tüm kayıpları ise Amerikan gaz şirketlerinin lehine işledi.
Trump yalnızca Hürmüz Boğazı ve petrol fiyatlarından söz ediyor; Körfez toplumlarının ise onun gözünde bir varil petrol kadar bile değeri yok!
Bu savaşın amacının sadece İran rejimini devirmek değil, aynı zamanda Körfez'i de zayıflatmak olduğunu kim inkâr edebilir?' Sosyal medyada rastladığım bu alıntı Katarlı bir akademisyene ait denilerek paylaşılıyor.
Ancak en önemlisi Körfez kamuoyundaki esas damarı temsil ediyor.
Bu sebepten ötürü genişçe yer verdim.
Zira uzun yıllar sonra ilk defa Körfez ülkelerinde Amerikan güvenlik mimarisinin bir parçası ve uzantısı olmanın zararları tartışılıyor.
Bu bir dönüm noktasıdır.
Nitekim ABD-İran görüşmelerinde arabuluculuk rolünü üstlenmiş Umman Dışişleri Bakanı Bedr El Buseydi de bu görüşü en gür dile getirenlerden oldu ve şöyle ifade etti: 'İran hakkındaki görüşünüz ne olursa olsun, bu savaş onların suçu değil.
Bu durum şimdiden yaygın ekonomik sorunlara yol açıyor ve savaş devam ederse çok daha kötüye gideceğinden korkuyorum.' El Buseydi'nin Economist'e verdiği demeçte de ABD'nin bu savaşa sürüklendiğini, bunun Amerikan çıkarları aleyhine de olduğunu belirttiğini düşünürsek tablo biraz daha netleşir.
İki hafta önce 'Körfez'e 'savaşın' baskısı' yazımda şöyle demiştim: 'İran ile Körfez ülkeleri birbirlerinin ekonomik ve askeri kapasitelerini tüketirken, savaşın maliyeti bölgenin omuzlarına yüklenir.
Petrol gelirleri savunma harcamalarına akar, kalkınma projeleri durur, toplumlar yıpranır.
Sonunda ortaya çıkan tablo şudur: Zayıflamış İran, zayıflamış Körfez ve jeopolitik olarak daha rahat hareket eden bir İsrail...' Körfez'de mezkûr sağduyunun hâkim kalması hayati değerde...