Haber Detayı
Ensarullah daha hançeri çekmedi
Hürmüz Boğazı’nın ardından Kızıldeniz’in de tamamen kapanması, dünya ekonomisini eşi benzeri görülmemiş bir krize sokabilir. ABD-İsrail ittifakı ile İran arasındaki savaş dördüncü haftasına girerken, gözler Yemen’de ‘parmağımız tetikte’ diyen Ensarullah hareketine çevrildi.
ABD-İsrail saldırganlığı enerji altyapılarının hedef alınmasıyla daha da pervasızlaştı.
İsrail’in önceki gece İran’ın en büyük gaz sahası Güney Pars tesislerini vurması, savaşta başka bir eşiğin aşılmasına yol açtı.
İran buna karşılık Körfez’deki enerji tesislerini hedef alırken ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail arasında gerginlik yaşandı.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından gözler küresel ticaretin ikinci ana damarı olan Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’na çevrildi. 1400 millik bu kritik su yolu, Afrika ve Asya’yı birbirinden ayırırken, şimdi küresel bir ekonomik çöküşün merkez üssü haline gelme riskini taşıyor.
Bu noktada da akıllara gelen tek güç Ensarullah.
En son yapılan açıklamada Ensarullah savaşa girmenin sadece zaman meselesi olduğunu açıkladı. ‘YENİ AŞAMAYA GEÇTİK’ Dün İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO)’ndan yapılan açıklamada, ülkenin enerji altyapısına yönelik saldırılara misilleme olarak bölgedeki ABD bağlantılı petrol tesislerini hedef alan “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 63. dalgasının başlatıldığı duyuruldu.
Çatışmanın seyrinde stratejik bir dönüm noktasına girildiğini vurgulayan DMO, operasyonlar neticesinde ABD çıkarları dahilindeki birçok tesiste yangınlar çıktığını bildirdi; bu hamlenin enerji savaşını genişletme amacı taşımadığını ancak hayati tesislerine yönelik saldırılara karşı “doğrudan ve ağır bir yanıt” niteliğinde olduğunu ifade etti.
Açıklamada ayrıca, İran altyapısına yönelik saldırıların sürmesi halinde “düşman ve müttefiklerine ait enerji tesislerinin tamamen yok edilmesini” içeren çok daha şiddetli bir safhaya geçileceği uyarısında bulunuldu.
WASHINGTON’DA PANİK: HABERİMİZ YOKTU Trump, İsrail’in saldırılarından sonra Truth Social’da yaptığı açıklamada, İsrail’in İran’daki Güney Pars doğal gaz tesislerine yönelik saldırılarından haberdar olmadığını belirterek durumun sorumluluğunu tamamen Tel Aviv yönetimine yıktı.
Trump, ABD’nin ve tesis ortağı olan Katar’ın bu operasyonla hiçbir ilgisi olmadığını savunurken, İsrail’in “öfkeyle hareket ederek” stratejik öneme sahip bu tesise saldırdığını belirtti; ancak bu inkâr, ABD medyasında yer alan ve Beyaz Saray’ın saldırıdan önceden haberdar olduğunu ileri süren raporlarla çelişerek Washington ile Tel Aviv arasında bir koordinasyon krizi olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı.
ENSARULLAH’IN STRATEJİK BEKLEYİŞİ Hürmüz ve buna bağlı enerji krizi yaşanırken daha büyük bir kriz kapıda.
O krizin fitili de Yemen’den yakılabilir.
Direniş Ekseni’nin diğer üyeleri olan Lübnan Hizbullah’ı ve Irak’taki silahlı gruplar savaşa dahil olmuşken, Ensarullah’ın şimdiye kadar gösterdiği “temkinli sessizlik” askeri analistler tarafından dikkatle takip ediliyor.
Hareketin lideri Abdulmelik el-Husi’nin 5 Mart’ta yaptığı “Gelişmeler gerektirdiği an yanıt vermeye hazırız.” açıklaması, grubun savaşa girmek için yalnızca Tahran’dan gelecek nihai işareti ya da stratejik bir kırılma anını beklediğini gösteriyor.
Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Buhayti de 14 Mart’ta yaptığı açıklamada, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını yakından izlediklerini belirtti.
El-Buhayti, şu kritik ifadeyi kullandı: “Durumu izliyoruz, parmaklarımız tetikte.
Yemen’in savaşa katılımı artık bir niyet meselesi değil, sadece bir zaman meselesidir.” Uzmanlara göre Ensarullah, Direniş Ekseni’nin en az hasar görmüş ve stratejik olarak en avantajlı konumdaki üyesi.
Yemen’in başkenti Sana dahil kuzey ve orta kesimlerini kontrol eden hareket, doğrudan Kızıldeniz kıyılarına hakim durumda.
ALTERNATİF YOLLARIN ÇARESİZLİĞİ Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını “petrol piyasası tarihinin en kötü kesintisi” olarak tanımlarken, Suudi Arabistan ve BAE’nin geliştirdiği alternatif boru hatları da çözüm olmaktan uzak görünüyor.
Suudi Arabistan’ın doğu-batı boru hattı ve BAE’nin Habshan-Füceyre hattı, normal şartlarda Hürmüz’den geçen petrolün ancak dörtte birini taşıyabiliyor.
Daha da kritik olan nokta, bu alternatif hatların varış noktalarının (Kızıldeniz limanları) Husilerin füze ve drone menzili içinde olması.
Chatham House’dan David Butter’ın belirttiği gibi, “Bu rotalar bile İran ve Husilerin saldırılarına karşı son derece savunmasız.” 2023-2024’TEKİ UYARI DENEYİMİ Tarihsel veriler, Kızıldeniz’in kapanmasının dünya için ne anlama geldiğini açıkça ortaya koyuyor. 2023 sonundaki Ensarullah’ın operasyonlarında, Süveyş Kanalı trafiği yüzde 70 oranında düşmüş ve Babülmendep’ten geçen petrol akışı yarı yarıya azalmıştı.
Gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalması, nakliye sürelerini uzatarak küresel enflasyonu tetiklemişti.
Bugün ise durum çok daha vahim.
Hürmüz Boğazı zaten kapalıyken, Ensarullah’ın Babülmendep’i de kapatması, küresel enerji akışının tamamen boğulması anlamına gelecek.
Bu senaryo, sadece petrol fiyatlarının fırlaması değil, aynı zamanda Batı dünyasında sanayi üretiminin durma noktasına gelmesi ve gıda tedarik zincirlerinin kopması demek. ‘ENSARULLAH’IN GİRİŞİ ZİRVE NOKTASI OLUR’ Yemen uzmanı Nadwa Al-Dawsari’ye göre, Ensarullah’ın savaşa girmesi Tahran’ın “asimetrik yıpratma” stratejisinin zirve noktası olacak.
Ensarullah saldırıları, ABD ve İsrail’in hava savunma sistemlerini meşgul ederek mühimmat stoklarını tüketecek.
Bu durum, İran’dan fırlatılan ana füzelerin hedefi vurma olasılığını artırırken, ABD uçaklarını İran cephesinden çekilip Yemen’deki mobil füze rampalarını aramaya zorlayacak.
Ensarullah’ın henüz harekete geçmemiş olması bir zayıflık değil planlı bir bekleyiş olarak değerlendiriliyor.
Yemen cephesinin açılması Washington’u artık kesin ateşkes için masaya oturmaktan başka şans bırakmayabilir. ‘ABD üsleri sizleri koruyamaz’ Ensarullah hareketinin Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Ferah, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne seslendi.
El-Ferah “Amerikan-İsrail safını terk ederek Arap ve İslam dünyasına dönme” çağrısında bulunurken, bölgedeki enerji tesislerini korumanın tek yolunun ABD üslerini kapatmak ve hava sahasını İran’ı hedef alan uçaklara yasaklamak olduğunu vurguladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın “İslam komşulara saldırıya izin vermez.” şeklindeki açıklamasına, koalisyonun Yemen’deki on yıllık müdahalesini hatırlatarak tepki gösteren el-Ferah; ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana İran’ın sivil altyapısına yönelik saldırılarına karşı Tahran’ın meşru müdafaa hakkını kullandığını ve Körfez ülkelerinin bu “yıkıcı ittifaktan” çekilmediği sürece güvenliklerini sağlayamayacaklarını ifade etti.
Deniz ticaretinin yüzde 15’i Kızıldeniz ve onun güney kapısı olan Babülmendep Boğazı, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12-15’ini, dünya konteyner trafiğinin ise yüzde 30’unu sırtlayan, yer ikamesi zor bir stratejik koridor.
Asya ile Avrupa arasındaki en kısa rota olan Süveyş Kanalı’nın girişini kontrol eden bu su yolu, her yıl yaklaşık 2 trilyon dolarlık ticari malın geçişine ev sahipliği yaparken; enerji arzı açısından da kritik bir öneme sahiptir; zira küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 12’si ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) yüzde 8’i bu dar boğazdan geçmekte.
Herhangi bir tıkanıklık veya güvenlik krizi durumunda gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalması, yolculuk süresini yaklaşık iki hafta uzatmakta, yakıt maliyetlerini ve sigorta primlerini fırlatarak küresel enflasyonu doğrudan tetiklemektedir.