Haber Detayı

CNN sunucusundan İran itirafı... ABD'nin planları neden tutmadı... Tartışmalı kariyer
Dünya odatv.com
19/03/2026 07:21 (1 saat önce)

CNN sunucusundan İran itirafı... ABD'nin planları neden tutmadı... Tartışmalı kariyer

CNN’in uluslararası haber programı Christiane Amanpour’un sunucusu olan gazeteci, Fransız gazetesi Libération’a verdiği söyleşide, Washington’un planlarının sahadaki gelişmeler karşısında beklenen sonuçları üretmediğini itiraf etti.

İran-İngiliz kökenli deneyimli gazeteci ve CNN’in uluslararası haber programı Amanpour’un sunucusu Christiane Amanpour, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan savaşın iki haftasını değerlendirdi.

Amanpour’a göre savaşın başında ABD ve İsrail’in hedeflerinden biri, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alarak rejimi hızla çökertecek bir süreç başlatmaktı. “TAKTİK BAŞARI, STRATEJİK SONUÇ GETİRMEDİ”28 Şubat’ta Hamaney’in karargâhının bombalanması ve ölümüne yol açan saldırı, Amerikan ve İsrail istihbaratı açısından büyük bir başarı olarak görülse de beklenen siyasi sonuçları doğurmadı.Gazeteciye göre plan büyük ölçüde “rejimi başsız bırakarak çökertmek”ti.

Ancak İran yönetimi hızla karşılık vererek uzun süredir hazırladığı misilleme stratejisini devreye soktu.

İran’ın İsrail’e, Amerikan üslerine ve bölgedeki ekonomik hedeflere yönelik füze saldırıları başlatması, çatışmanın kısa sürede bitmesini bekleyen Washington’u şaşırttı.

Amanpour, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın direncini muhtemelen hafife aldığını belirtiyor.SAHADA DOĞRULAMA ZORLUĞUSavaşın en dikkat çekici yönlerinden biri de sahadan bilgi akışının sınırlı olması.

CNN muhabiri Fred Pleitgen, İran’a girebilen az sayıdaki Batılı gazeteciden biri olarak bir hafta boyunca ülkede haber yaptı.

Amanpour’a göre Pleitgen’in haberleri, özellikle Tahran yakınındaki yakıt depolarının bombalanmasının ardından yaşanan “zehirli yağmur” olayının etkilerini ortaya koydu.Bu saldırı yerel halk üzerinde önemli bir kırılma yarattı.

Başlangıçta bazı İranlılar Hamaney’in ölümünün rejimi zayıflatacağını düşünerek saldırıları memnuniyetle karşıladı.

Ancak sivillerin etkilenmesi ve sağlık sorunlarının ortaya çıkması, kamuoyunun önemli bir kısmında saldırılara yönelik desteğin azalmasına yol açtı.HALK REJİM VE BOMBARDIMAN ARASINDA SIKIŞTIAmanpour, Tahran’da görüştüğü kişilerin büyük bölümünün korku içinde olduğunu söylüyor.

Birçok insan evlerinden çıkmamaya çalışıyor ve geceleri uyuyamıyor.

İran yönetimi televizyonlardan halka sokağa çıkmamaları yönünde çağrılar yaparken, protesto edenlerin “hain” sayılacağı uyarısı da yapılıyor.

Hatta bazı güvenlik yetkililerinin potansiyel protestoculara karşı “görür görmez ateş etme” talimatı verildiğini söylediği aktarılıyor.Gazeteciye göre İran halkı iki baskı arasında sıkışmış durumda: Bir yanda geçmişte sert baskılar uygulayan kendi rejimleri, diğer yanda ise devam eden bombardımanlar...

Özellikle kültürel ve tarihi alanların zarar görmesi toplumda büyük öfke yaratıyor.

Ayrıca bazı Amerikan istihbarat kaynaklarına göre İran rejiminin çökmekte olduğuna dair henüz bir işaret bulunmuyor.“İRAN HALKININ İNSANLIĞINI HATIRLATMAK İSTİYORUM”İran doğumlu olan Amanpour için bu savaş kişisel açıdan da ağır bir anlam taşıyor. 1979’daki İran Devrimi’nden kısa süre önce ülkeyi terk eden gazetecinin ailesi daha sonra Irak-İran savaşı sırasında ülkeyi tamamen bırakmıştı.

Buna rağmen Amanpour kariyeri boyunca birçok kez İran’a giderek haber yaptı.Gazeteci, siyasi bir aktivist olmadığını özellikle vurguluyor.

Ona göre gazeteciliğin görevi herhangi bir siyasi çözümü savunmak değil, gerçekleri anlatmak.

Amanpour, Batı kamuoyunda İran halkının çoğu zaman yalnızca rejimle özdeşleştirildiğini belirterek, aslında birçok İranlının demokrasi, özgürlük ve normal bir yaşam istediğini hatırlatmaya çalıştığını söylüyor.DİASPORADA BÖLÜNMELERAmanpour ayrıca İran diasporasında yaşanan siyasi bölünmelerin muhalefeti zayıflattığını düşünüyor.

Özellikle devrik İran şahının oğlu Rıza Pehlevi ile yaptığı röportajın ardından monarşi yanlılarının kendisini sert biçimde eleştirdiğini söylüyor.

Ancak bu eleştirileri ciddiye almadığını, gazetecilik kariyeri boyunca tarafsız bilgi vermeye çalıştığını belirtiyor.Gazeteciye göre İran’da gerçek bir siyasi alternatif ortaya çıkabilmesi için muhalif grupların birbirleriyle mücadele etmek yerine ortak bir vizyon etrafında birleşmesi gerekiyor.SAVAŞIN NASIL BİTECEĞİ BELİRSİZAmanpour’a göre savaşın nasıl sona ereceğini öngörmek şu aşamada mümkün değil.

Diasporadaki bazı monarşi yanlıları İran’da bir halk ayaklanmasının rejimi devirebileceğine inanıyor.

İsrail’in Devrim Muhafızları’na bağlı Basij milislerini hedef alan insansız hava aracı saldırıları da böyle bir ayaklanmayı tetikleme stratejisinin parçası olarak görülüyor.ABD tarafında ise bazı yetkililerin krizi mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek istediği belirtiliyor.

Ancak İsrail’in aynı stratejiyi izleyip izlemediği henüz net değil.

Üstelik İsrail’in Lübnan’da yeni bir cephe açması bölgedeki belirsizliği daha da artırıyor.“GERÇEKLERİ ANLATMAK GAZETECİLİĞİN GÖREVİ”Söyleşinin sonunda Amanpour, Donald Trump yönetiminin sık sık medyayı hedef almasına rağmen gazetecilik anlayışının değişmediğini söylüyor.

Ona göre gazetecilerin görevi, hangi hükümet iktidarda olursa olsun gerçekleri ortaya koymaya devam etmek.Amanpour, dünyanın birçok yerinde gazetecilerin aynı sorumluluğu taşıdığını belirterek, Financial Times, New York Times, Wall Street Journal, BBC ve France 24 gibi medya kuruluşlarının da gerçeklere bağlı gazetecilik yapmaya çalıştığını vurguluyor.Deneyimli gazeteciye göre bu savaşın en önemli yönlerinden biri, İran halkının hikâyesinin dünya kamuoyuna doğru biçimde anlatılması.

Çünkü savaşın ortasında kalan milyonlarca insanın gerçek hayatı çoğu zaman jeopolitik hesapların gölgesinde kalıyor.TARTIŞMALI İSİM OLDU Christiane Amanpour, dünya televizyon haberciliğinin en tanınmış yüzlerinden biri olsa da kariyeri boyunca birçok tartışmanın da merkezinde yer aldı.

CNN’in uzun yıllardır en görünür gazetecilerinden biri olan Amanpour, özellikle savaş ve kriz bölgelerindeki yorumları nedeniyle sık sık eleştirildi.BOSNA SAVAŞI VE “TARAFLI GAZETECİLİK” TARTIŞMASI1990’larda Bosna savaşını yerinden takip eden Amanpour’un yayınları büyük yankı uyandırdı.

Ancak bazı eleştirmenler, özellikle Sırp tarafını yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle onu “aktivist gazetecilik” yapmakla suçladı.

Amanpour ise savaş suçlarını görmezden gelmenin gazetecilik olmayacağını savundu.İSRAİL-FİLİSTİN YAYINLARIAmanpour’un İsrail-Filistin çatışması hakkında yaptığı bazı yorumlar da tartışma yarattı. 2023’te İsrailli bir ailenin öldürüldüğü saldırıyı haberleştirirken kullandığı ifadeler nedeniyle eleştirildi ve daha sonra açıklamasını düzeltti.TRUMP DÖNEMİ POLEMİKLERİABD Başkanı Donald Trump döneminde Amanpour’un demokrasi ve medya özgürlüğü hakkında yaptığı sert yorumlar, muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti.

Bazı yorumcular onu “politik aktivizm” yapmakla suçladı.İRAN RÖPORTAJI KRİZİ2022’de İran Cumhurbaşkanı ile yapacağı röportaj, Amanpour’un başörtüsü takmayı reddetmesi üzerine iptal edildi.

Amanpour bu durumu kamuoyuna açıklayarak kadın hakları konusunda taviz vermeyeceğini söyledi.Tüm bu tartışmalara rağmen Amanpour, savaş bölgelerinde yaptığı saha haberciliği ve dünya liderleriyle gerçekleştirdiği röportajlar sayesinde küresel televizyon gazeteciliğinin en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilmeye devam ediyor.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri