Haber Detayı
CHP'den Saraçhane mitingi: On binler bir araya toplandı
CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nın üniversite diplomasının iptal edilmesinin yıl dönümünde Saraçhane’de 99’uncu ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitingini düzenledi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun yıl dönümünde Saraçhane’de yapılacak büyük miting için on binlerce vatandaş alanda toplandı.ÖZGÜR ÖZEL KONUŞTUÖzgür Çelik'in ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel kürsüde yerini aldı.
Özgür Özel konuşmasına Adnan Yücel'den "Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek" şiirini okuyarak başladı.Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:“Bu yolda bize, size ömür biçenler oldu. ‘Dayanamazlar’ dediler. ‘Dağılırlar’ dediler. ‘Vazgeçerler, teslim olurlar’ dediler.
Teslim olmayanlar burada. ‘Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar.
Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz.
Bin kez korkuya boğdular zamanı.
Bin kez ölümlediler.
Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek.
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.’ Değerli istanbullular, bugün her şeyin başladığı yerde, milletin evinde, Saraçhane’deyiz.
Korkanların sığınağında değil, cesurların meydanındayız."EKREM’İ ALARAK İŞİ BİTİRDİK SANIYORLARDI"Tam 365 sabah oldu, tam 365 akşam. 365 kez doğdu güneş, 365 kez battı. ‘Bir Ekrem’i aldık, işi bitirdik, onları sindirdik’ sanıyorlardı.
İşte bir yıl sonra bir Ekrem’in yerine yüz binlerce Ekrem meydanda.
Bir yıl önce bir iftar vaktiydi.
Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler.
Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan ‘Olmaz’ dediği halde, her sorulduğunda ‘Diploma geçerli’ dedikleri halde zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi’nden değil İstanbul Üniversitesi’nin yönetim kurulundan, yani işi diploma vermek, denklik vermek değil boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan üniversite yönetim kurulundan diploma iptaline gittiler.
İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin, hiç birinizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı.
Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı.
Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da.
İşte o gün birileri bu devletin, bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydu.
O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp, milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar.
Hemen ardından sahur vaktinde kapısına yüzlerce polisle birlikte dayandılar.
Yalanlarla, iftiralarla dolu bir kumpası başlattılar.İşte o gün Ekrem Başkan’ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet’e götürdüğünde eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı.
O gün hep beraber buradaydık.
O gün ‘Ne olacaksa olacak ama bugün olacak’ dedik.
Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk.
Burayı savunmak için sizlere çağrı yaptık.
Bunu duyar duymaz bir yasağı duyurdular. ‘Üç kişi bir araya gelmeyecek, beş gün boyunca eylem, toplantı ve yürüyüş olmayacak ve herkes evinde oturacak’ dediler.
Yetmedi, metroları kapattılar.
Otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar.
İşte o gün Vatan Emniyet’in önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversiteliler barikatla, bariyerle karşı karşıyaydılar.O gün Vatan’da ve Beyazıt’ta o bariyerleri yıkanlara, demokrasiye yürüyenlere, geleceğine sahip çıkanlara selam olsun, helal olsun.
O gün bugündür geleceğine sahip çıkan İstanbul Üniversitesi’nin, Boğaziçi’nin, Yıldız Teknik’in, İTÜ’nün, İstanbul’daki tüm üniversitelerin ve tüm gençliğin önünde saygı ile eğiliyorum.
O gün bu otobüsün üzerine çıktık ve sizden aldığımız güçle tarihi bir direnişin meşalesini yaktık.
Hep birlikte yaptık.
Tam yedi gece bu meydanda aynı otobüsün üstünden, aynı mikrofona konuşarak, hep beraber Türkiye’ye ve dünyaya ‘Siz istediğiniz zaman bir şey bitmez.
Biz bitmedi demeden bitmez.
Biz buradayız, meydandayız, eylemdeyiz’ dedik.“99’UNCU EYLEMDE YİNE SARAÇHANE’DEYİZ”İlk gece tüm yasaklamalara rağmen buraya 110 bin kişi geldi.
Bu hayat gelir geçer, bugün varız, yarın yokuz.
Ama ahir ömrümde bana ‘Bir madalyan var demokrasiye dair, bir madalyan var Cumhuriyet’e ve ülkenin geleceğine dair, Kime verirsin?’ deseler, o madalyandan 110 bin tane isterim, geçen sene ilk gece burayı dolduran her birinize veririm.
İlk gece 110 bin kişi, her gece artan bir kalabalık ve 23 Mart günü; ön seçimin günü, Ekrem İmamoğlu’nun 15,5 milyon kişinin oyuyla adaylaştığı, milletin Cumhurbaşkanı adayı olduğu gün bu meydanda 1,2 milyon kişiyle ne bu meydanı, bütün yarımadayı insanlar büyük bir azimle doldurdular.
Drone gitti, gitti.
Drone’nun menzili bitti ama bu kalabalığın sonu gelmedi.
İşte o günden beri Cumhuriyet’in, demokrasinin hikayesi bu memlekette bitmedi.
Bitmedi, bitmeyecek.
Direnişimiz bununla sınırlı kalmadı.
Saraçhane’den yakılan meşale tüm Türkiye’de gür alevlere dönüştü.
Boğazı aştık, karşıya geçtik.
Maltepe’de 2,2 milyon olduk.
Sonrasında her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Anadolu’nun bir ilinde.
Önce bu eylemlerle o illere gittik.
Buranın, İstanbul’un selamını Anadolu’ya taşıdık.
Buranın kıvılcımıyla orada kor alevler olduk.
Bu eylemleri bir gün İstanbul’da, bir gün Anadolu’da bir yıl boyunca sürdürdük.
Önce ‘Bu eylemler bir aya biter’ dediler. ‘Yaz geldi, sıcakta kimseler kalmaz.
Öğrenciler memlekete, İstanbullular tatile gider’ dediler.
Ama ne yazın, ne kışın; Antalya’da 45 derecede, Çankırı’da eksi dört derecede sizin yaktığını meşale yandı, yandı.
Bütün Türkiye’yi sardı.
Siz başardınız.
Bir yılda elbette hep konuştuk. ‘Soğukta olmaz’, eyvallah. ‘Sıcakta olmaz’, elbette.
Ama hep dedik ki ‘Biz bir eyleme, bir mücadeleye yani kuru kuruya bir mitinge değil; bir mücadeleye çağırıyoruz insanları.’ İşte 98’incisi geride kaldı, bu akşam 99’uncu eylemde hep birlikte yeniden Saraçhane’deyiz.
Hep birlikteyiz.“BU OTOBÜS BİR YILDA 105 BİN KİLOMETRE YAPTI”Bu mikrofon tam 112 saat boyunca elimde.
Tam 4,5 gün durmadan, duraksamadan ben konuştum, siz dinlediniz.
Dünyanın çevresi 40 bin kilometre, bu otobüs 1 yılda yaptı 105 bin kilometre.
Sizlerden aldığımız güçle, yol arkadaşlarımızla hiç durmadan, koşarak çalıştık.
Tabii ki ne bu otobüs kendi başına gider, ne bu mücadele bir başına sürer.
Direksiyonundaki şoföründen ses teknisyenine, personeline bir yıldır evlerinden daha çok bu otobüste yatanlara, emek verenlere, kameramanından fotoğrafçısına, tercümanından drone kullanana, helal olsun tüm emekçi kardeşlerime.
Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere, başta ilk günlerde buraya koşan gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, gençlik kollarına, kadın kollarına, aslan sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun.
Ayrı ayrı teşekkür ediyorum her birine.
Tüm meslek örgütlerine, çok değerli sendikaların yöneticilerine, üyelerine, sivil topluma, derneklere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Sizler, 98 eyleme katılan 15,5 milyon yürekli kahraman insan ve bugün hep beraber 16 milyona dayanıyoruz.
En büyük alkışı bu meydan, bu meydanlar, bu kahramanlar hak ediyor.
Bizler sizleri alkışlıyoruz.“GÜCÜMÜZÜ, SEÇTİĞİNE SAHİP ÇIKANDAN ALIYORUZ”Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz.
Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz.
Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz.
Biz gücümüzü sizden alıyoruz, gücümüzü sonuna kadar koruyacağız.
Asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız. 98’inci mitingi Uşak’ta yaparken tüm Tükiye’ye seslendik.
Dedik ki ‘Şimdi sıra yine Saraçhane’de.
Saraçhane’ye gidiyoruz, beklesinler bizi.
Saraçhane’de 99’uncu mitingde buluşuyoruz’ dedik. ‘Bekle bizi İstanbul’ dedik.
İşte şimdi İstanbul’a geldik. 99’uncu eylemde ‘bekle’ dediğimiz İstanbul bir kez daha bizi bekledi.
Ama evde beklemedi.
Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız, yine eylemdeyiz, yine ayaktayız.
Ve bugün Çanakkale Deniz Zaferi'nin tam 111’nci yıl dönümü.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz.Değerli İstanbullular ‘Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür’ derler.
Tazeleyelim hafızaları.
Her şey Kasım 2023’te başladı.
Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz; umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin ‘Ayağa kalkalım’ demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı.
Ve bundan sadece dört ay sonra girilen seçimlerde AK Parti, tarihinde ilk kez yenildi.
Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu.
Ve bu zaferi ne kendimize ne tek başına partimize saydık.
Bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük.
Erdoğan bu gidişi kendi deyimiyle durduramayacağını biliyordu.
Bu yüzden o ne partisine, ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu.
Onun için olmayacak bir işe kalkıştı.
Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip Bakan Yardımcısı yaptığı birisini, bu sefer İstanbul’a başsavcı olarak gönderdi.
O kullanışlı aparat hemen göreve başladı.
Bu ismin kurduğu çete ise her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü.
Bir darbe planı adım adım işledi.
Önce 30 Ekim'de Esenyurt Belediye Başkanımız Sevgili Ahmet Özer alındı.
Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atandı.
Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı.
Ardından Beşiktaş, Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart’ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı.
Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı.
Tam 365 gündür o darbe sürüyor.
Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor.Değerli İstanbullular, 19 Mart devlet ve millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimidir. 19 Mart, bu ülkeyi kim yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır.
Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremezsin diye yapılmıştır.
Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele bir mevzi olarak parti mücadelesi değildir.
Bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir.
Bunun önemini, kıymetini kısaca şöyle hatırlatabiliriz.
Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. 99 eylemden sonra duracak mısın diyenlere, durmayacağız diyoruz. 100 eyleme Çanakkale'ye bekliyoruz.Bunun önemini, kıymetini kısaca şöyle hatırlatabiliriz.
Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz.
Geçtiğimiz haftalarda AK Parti İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı ve modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti.
Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi.
Ve bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakı’na veren, AK Parti’ye veren, belki bizim bu mücadelelerimizi denk geldiğinde ‘Ne yapıyor bunlar?’ diyenler sosyal medyadan AK Parti’ye karşı ‘Sandıkta görüşürüz’ yazmaya başladılar.
İşte 19 Mart milletin, ‘Sandıkta görüşürüz’ deme iradesine karşı, yani ister AK Parti’ye oy veren, sanayi sitesinde çalışan, bütün hayali aracını birazcık daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi’nin önünde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun.
Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği istemediğini gönderdiği bir düzen; bu ülkeyi var eden, kurtaran, kuran, bugünlere taşıyan düzendir.
Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz.
İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen ‘Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım.
Almazsam karşı çıkarım.
İstemediğimi değiştiririm’ diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en önemli güvencemizdir.
Bu meydan sadece kendinden değil, bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür.
Bu mücadeleyi büyütmeye, adım adım büyütmeye hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız?
Hazır mıyız?“MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR”Bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir.
Mühür kimdeyse Süleyman odur.
Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir.
Bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir.
Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.
İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada.
İşte Adana’nın seçilmiş Başkanı Zeydan Karalar aramızda.
Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.
Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney, Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu, Büyükçekmece Başkanvekilimiz Ahmet Şahin, Parti Meclisi Üyemiz Baki Aydöner, önceki dönem milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız Aykut Erdoğdu, Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, Kuşadası Belediye başkanımız Ömer Günel ve 15,5 milyonun oylarıyla belirlediği, 25,5 milyonun imzayla istediği, İstanbul Büyükşehir'in seçilmiş Belediye Başkanı, milletin evladı, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu.
Ona, can yoldaşıma, kardeşime, ağabeyime, canıma şöyle yazmıştım: ‘Bekle kar altında yatan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin.
Gözyaşların çare değil ağlama büyü, başını dik tutabilirsen boy vereceksin.
Korku kar eylemez yola düşene.
Sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın.
Dört bir yanı börtü böcek sarsa ne çıkar.
Toprağa sıkı sarıl, başaracaksın.
Her yanında allı morlu güller açar türlü türlü.
Bu fırtına dünden belli, başedeceksin.’"TARİHE CUMHURBAŞKANI OLARAK DEĞİL, CUNTA BAŞKANI OLARAK GEÇECEKSİN"Arkadaşlarımıza ne yalanlar, ne iftiralar attılar.
Ama her gün bir doğru bir yalanı çürüttü, bir dürüst bir iftiracıyı püskürttü. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ diye yola çıkmışlardı, gelinen noktada 560 kuruş bile ispatlanamadı, iddianameye giremedi. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, yalan çıktı. ‘Valizlerde para’ dediler, jammer çıktı. ‘Parke altından 2 milyon Euro’ dediler, tamamı yalan çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ MHP’li vekilin çıktı.
Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasası, AK Parti’linin ve içinden dolar yerine mühür çıktı.
Ancak TRT bunların yerine montaj görüntülerle yayıncılık yapan bir haysiyet celladının ellerinde çıktı.
Bizim haklığımızla onların kumpasları da tek tek ortaya çıktı.
Bugün ellerinde gizli tanıklarından başka hiçbir şey kalmadı.
İşte onlar, şimdi iftiralarından vazgeçiyorlar.
Antalya’da daha bugün bir itirafçı ‘Baskı gördüm, tehdit edildim, yalan söyledim.
Söylediklerimden zarar görenler hakkını helal etsin’ dedi.
Mahkeme hakkında işlem başlatmaya kalktı.
İBB davasında gizli tanık Meşe vardı.
Ekrem Başkan onun ifadeleri ile tutuklandı.
İddianame gelince Meşe’nin ortada olmadığı çıktı.
Aynı lafların başka bir gizli tanığa aynen yapıştırıldığı çıktı.
Bugün Antalya’da ‘Baskı gördüm, günaha giremem’ diyen de geçen hafta İstanbul’da Silivri’de konuşan da bugün ‘Ben bu ifadeyi demedim.
Savcı böyle yazdı, imzalattı’ deyip doğruyu anlatan da bir kumpasın nasıl çöktüğünü hepimize gösteriyor.
Devletin gücünü kötüye kullanarak bize efelik yapanlara söylüyoruz; biz kimsenin değil, milletin gücünü kullanıyoruz.
Biz hiçbir yerden değil; milletten, meydandan destek alıyoruz.
Bakın duruşmalarda canlı yayın isteyecek kadar kendimize, arkadaşlarımıza güveniyoruz.
Ama onlar duruşma salonlarını bile boşaltacak kadar korkuyorlar.
Artık bu darbeyi sürdürmek millete ihanettir.
Buradan Erdoğan’a sesleniyorum.
Tarihe uzun yıllar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak geçebilirdin.
Ama bir darbeye kalkıştın, ısrar ettin, tarihe bir darbeci olarak; Cumhurbaşkanı değil, Cunta Başkanı olarak geçeceksin.”"TURPUN BÜYÜĞÜ BELLİ, KÜÇÜĞÜ 1,50"“Sevgili İstanbullular, küçük turpun dün bir basın toplantısı yaptık ve küçük turpun marifetlerini anlatmaya başladık.
İzlediniz mi?
Büyük turpu biliyor musunuz?
Turpun büyüğü belli, küçüğü 1,50.
Onu da biliyor musunuz?
İşte o her darbede, her kumpasta aparat olanlar kısa süreli de olsa bazen menfaat elde edebilirler.
Makam ve mevki elde edebilirler.
Ama milletin vicdanı bunları unutmaz.
Gerçekler teker teker ortaya çıkar. 19 yıl devlet memurluğu yapmış; en yüksek maaştan ömür boyunca bir kibrit kutusu bile almamış, bir bardak su bile içmemiş olsa bütün maaşlarına biriktirse 45 milyon lira edecek birisinin üzerinden 452 milyon liralık taşınmazlar, daireler, arsalar çıktı.
Belgelerin altında ezildi.
Hiç birisine yanıt veremedi.
Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerini filtreleyerek ‘Dört evim var’ diye gösterdi.
Bu dört evin üçünün yeni alındığına ilişkin ikonlar yanında duruyordu.
Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim.
Yedisinin ID numaralarını verdim.
Bu yayın bitince bütün basına 12’sinin de ID numaralarını geçeceğiz.
Diğer beşi de geldi.
Bu ID numarası sisteme girince o taşınmazdaki o işlemi gösteriyor. ‘ID numarası doğru değil’ diyemiyor. ‘Ben bunu satın almadım, sonra satmadım’ diyemiyor.
Sadece ‘Bende dört tane var’ diyor.
Bakın şimdi buradan kendisine sesleniyorum.
Bugün ekranda görünmeyen, dün açıkladığım Avcılar Ispartakule Bizim Evler projesinde 2024’ün yedinci ayında emlak bildirimi yapmışsın.
Bizzat emlak vergisini yatırmışsın.
Ayrıca yine basına geçiyorum.
Dün söylediğimiz Mesa İstanbul Evlerinde, bugün bende yok diyorsun, ilki 3 milyon ve her ay 2 milyon taksit ödediğin ödeme çizelgesini, belgesini Mesa’nın resmi evrakı olarak basınla paylaşıyorum.
Buradan açıkça Erdoğan’a sesleniyorum.
Kirli aparatının malvarlığı açıklansın.
Açıkladığım ID numaralarını sisteme girin ve ona ait olmadığını gösterin.
Devlet elinizde, yapamıyorsunuz.
İki; e-devlette bütün taşınmazları dökün ve Türk Lirası, döviz, altın cinsinden verdiği mal beyanını açıklayın.
İki aydır elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları bu milletin bilmeye hakkı var.
Bir darbeye kalkışacaksınız, alıp bu insanları iftiraya zorlayacaksınız, ‘İftira atarsan çıkar, çocuğa kavuşursun’ diyeceksiniz.
Malına çöktüğüne ‘Şu kadar vereceksin’ diye avukat yollayacaksınız, ondan sonra da hiç çekinmeden pişkin pişkin oturup orada duracaksınız.
Bu millet tüy bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez.
Yedirmeyeceğiz, peşini bırakacağız.
Bir yanda cep dolduranlar, bir yanda ekmek kavgası verenler… Bir tarafta kumpas kuranlar, bir tarafta meydanlarda tarih yazanlar, zindanlarda tarih yazanlar… Biz, siz tarihin doğru tarafında duranlarsınız.
Darbeyi bitirmek için gerekirse 99 değil, 999 eylem yapacağız.
Durmayacağız. 100’üncü eylemde 111 yıl önce geçilmeyen Çanakkale’de olacağız.Buradan Amerikan emperyalizmine meydan okuyoruz.
Kahrolsun Amerikan emperyalizmi.
Hep beraber barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz ve yarınlara hep birlikte yürümek istiyoruz.
Yeni bir dünya kuracağız, yağmurlarda yıkanıp güneşte kuruyacağız.
Göklerle dost, yıldızlarla kardeş olacağız.
Dökülürken dünyamıza ayın ışıkları, tutup kollarından bulutları hep beraber halaya duracağız."****EKREM İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDUCHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mesajını okumak için kürsüye çıktı.Özgür Çelik konuşmasının ardından Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu:“Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul.
Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu bir merhaba… Kıymetli İstanbullular; benim onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşerilerim, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Hasretle kucaklıyorum.
Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum.
Sevgili kardeşlerim; 1 yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz.
Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz dikmiş, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz.
Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Sizlerle gurur duyuyorum.
Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.”“ATEŞ GİBİ GENÇLERİMİZ VAR”“Her türlü zulme rağmen, bizim içimiz umut ve iyilik dolu, sevgi ve hoşgörü dolu; ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe, umutsuzluğa sürükleyenlerin ise akıllarını kötülük, yüreklerini korku sarmış.
Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar.
Çeyrek asırdır kendilerine verilen bütün kredileri tüketenler tükettiler.
Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar.
O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar.
Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var.
Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var.
Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var.
Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var.”“HER İKTİDAR, MİLLETTEN ALDIĞI YETKİYİ MİLLETE TESLİM ETMEYE MECBURDUR”“Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmeye mecburdur.
Hükümetler gelir geçer, milletin hükmü baki kalır.
Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz.
Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir.
Orada yürümekte olan dava, ülkemize zarar veren, geleceğimizi riske atan bir büyük siyasi hırsı gizlemek için dikilmiş bir kılıftır.
Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz.”“HESAPLARI MİLLETTEN DÖNDÜ”“Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır.
Ancak, böyle davalarda hükmü millet verir.
Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler.
Çünkü hesapları milletten döndü.
Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi.
Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor.
O gün gelecek ve millet ne derse o olacak.
Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak.
Her şey çok güzel olacak.
Ekrem İmamoğlu.
Silivri Zindanı.”İMAMOĞLU'NDAN 18 MART MESAJIEkrem İmamoğlu'nun kendi sesinden 18 Mart mesajı Saraçhane'de dinletildi.SARAÇHANE'DE NELER YAŞANDIÇağrıya vatandaşların yanı sıra aralarında SOL Parti, HKP, EMEP, DİSK, EHP, CHP İlçelerin de bulunduğu pek çok siyasi parti, sendika ve STK da karşılık vererek alandaki yerlerini aldı.Vatandaşlar alandaki yerini alırken gençler kürsüye çıkarak toplanan halka sesleniyor.
Beyazıt'ta barikatı aşan Gençler geleceksizliklerini, düzenin kendilerine yönelik muamelelerini anlatırken bir yılda yaşanan süreci aktardı.
Öğrencilerin ardından kürsüye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu çıktı.
Çerkezoğlu'nun ardından kürsüde Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu aldı.Dilek İmamoğlu'nun ardından kürsüye Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş çıktı.
Yavaş'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:"En yakın seçimde iktidarı değiştirmek ve ülkeye daha iyi hizmet etmek istiyoruz.
Bu yapılan operasyonlar maalesef bizi engellemek için yapılan işler.
Halktan yana politikaları gördüler.
Halktaki memnuniyeti gördüler.
Kendileri yıllar önce bir yasa çıkardılar, dediler 'artık kimse gece vakti evinden alınmayacak.
Karakoldan yazılı tebliğat gidecek, neden çağrıldığı bildirilecek' denildi.
Şimdi sabaha karşı evler basılarak, davet edilmek yerine belediye başkanları yaka paça gözaltına alınıyor.
Bununla da kalmıyor.
Bu yargılanacak insanları televizyonda savunacak kimse yokken, yargılanmalar televizyondan etkilenmek isteniyor.
Bunlar hakkında işlem yapılmıyor.
Ekrem Başkanı ve arkadaşlarımızı savunduğumuzda, kesinleşmiş yargı olmadan, savunanlar suçlu ilan ediliyor.
Fotoğrafları kaldırılıyor.
Sosyal medya hesapları kapatılıyor.
Nerede adil yargılama?
Televizyonlardan görüyorsunuz, Genel Başkanımızın bozuk tohum ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var.
Pişkin pişkin sırıtarak 600 yapmaz 400'e veririm diyor.
Hayatında bir gün çalışmamış.
Bir gün çalıştırmamış.
Bir gün vergi vermemiş adam.
Hiç kimse bunlara bir şey sormuyor."ÖĞRENCİLER SARAÇHANE'DEÖte yandan İstanbul Üniversitesi öğrencileri de Beyazıt Meydanı'nda bir ara geldi, üniversiteliler burada basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamanın ardından öğrenciler de Saraçhane'ye gitti.İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt Meydanı'na yürüyor / İstanbul #Canlı https://t.co/GSRrC2Di5D— ANKA Haber Ajansı (@ankahabera) March 18, 2026Odatv.com