Haber Detayı

ABD İran’a neden saldırdı-1
Hakan topkurulu aydinlik.com.tr
19/03/2026 00:00 (1 saat önce)

ABD İran’a neden saldırdı-1

ABD İran’a neden saldırdı-1

ABD İran’a neden saldırdı?

Bu soru savaş uzadıkça daha çok akla gelmeye başladı.

Soruya çok fazla yanıt da akla geliyor: - İran’ın nükleer silah elde etmesini önlemek için, - İsrail’in güvenliğini sağlamak için, - Epstein dosyaları nedeniyle, Trump Netanyahu’nun Batı Asya’da savaş yapma isteklerini yerine getirmek zorunda kaldığı için, - İran’ın büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarına, Venezuela’da yapıldığı gibi el koymak için, - Trump ve çevresi Evanjelist, onlar dünyaya seçilmiş olarak gönderildiler.

Dünya nizamını sadece onlar sağlayabilir, - En büyük hedefi Çin Halk Cumhuriyeti’nin enerji yollarını keserek Çin’i teslim almak için.

Bu yukarıda saydıklarım benim aklıma gelenler.

Belki daha fazla neden de bulunabilir.

Burada benim aklıma en yakın gelen neden, Çin Halk Cumhuriyeti’ne giden enerji yollarını, Hürmüz Boğazı’nı kontrol ederek kesme hedefidir.

Peki Trump’ı bugünden İran’a saldırmaya teşvik eden konu nedir?

Trump başka vaatlerle 2024 seçimlerini kazanmıştı.

Ne oldu da bu hedefler değişti?

Yoksa devleti uzun yıllardan bu yana yöneten küreselciler (Demokratlar) Trump’ı tuzağa düşürüp kendi politikalarını uygulatmaya mı başladılar?

TRUMP HANGİ VAATLERLE SEÇİMLERİ KAZANDI?

Hatırlayalım, Trump seçimler sırasında ve seçimlerden kısa süre sonra “ABD Suriye’de ne arıyor?

Burada yıllardan bu yana trilyonlarca para harcadık.

Ama bir sonuç elde edilmedi.

ABD buradan çekilmeli.” demekteydi.

Trump kendisinin Nobel Barış Ödülü’nün tek adayı olduğunu ve 7 tane savaşı sona erdirdiğini iddia etti.

NATO müttefiklerinin yeterince savunma harcaması yapmadığını söyleyerek, NATO harcamalarına daha fazla katkı yapmaları gerektiğini dile getiriyordu.

Zaman içinde ABD Ordusu’ndaki asker sayısını azaltacağını söylüyordu.

Ekonomide korumacılık uygulayarak, dünyanın en büyük ithalatçı ülkesinin kamu gelirlerini, gümrük vergi oranlarını yükselterek artıracağını söylüyordu.

ABD’ye ihracat yapan; başta Çin, komşu ülkeleri Kanada ve Meksika ile Almanya, Japonya gibi ülkelerin yıllardan bu yana ABD’yi istismar ettiğini, gümrük vergilerini yükselterek hem kamu gelirlerinin artacağını hem de bu korumacılık duvarı ile ABD’de yatırımların artarak tekrar üreten bir ülke haline geleceğini tüm seçimler boyunca dillendirdi.

Yasa dışı göç ile yüz binlerce göçmenin ABD’ye girdiğini ve ekonomik dengeleri bozduğunu söylüyordu.

Göçe son verecek, yakalanan yasa dışı göçmenleri sınır dışı edecekti.

Uygulanan bu politikalar ile ABD’nin sürdürülemez hale gelen kamu borcunu durduracak, kamu borcunu bütçe gelirlerini artırarak düşürmeye başlayacaktı.

Sonuçta İran ve Çin’i düşman olarak tespit etse dahi, askeri müdahale konusunu öne çıkarmayıp ekonomik önlemlerle önce ABD’yi tekrar eski gücüne kavuşturmayı hedefliyordu.

Ana seçim sloganı MAGA (Make America Great Again-Amerika’yı tekrar büyük yap) idi.

ABD zaten eski kuvvetine kavuştuğunda dünya hegemonyasını istediği şekilde tekrar yerine oturtacaktı.

SEÇİMDEN SONRAKİ UYGULAMALAR VE RAKAMLAR ABD’nin ana ekonomik sorunu, sürdürülebilir oranları aşan borçlanması olarak tespit ediliyor.

İşsizlik, enflasyon gibi göstergeler tam olarak ideal olmasa bile tolere edilebilir seviyelerde.

Küreselcilerin elinde olan FED (ABD Merkez Bankası) yönetimi, 2026 Mayıs ayına kadar değişmeyeceği için borçlanma faizi hala tahammül edilebilir seviyelerin üstünde.

Trump baskı yapsa dahi Powell faiz rakamını azaltmıyor.

Çünkü neoliberal ekonomi öğretisine göre enflasyon direncini kıracak ana mücadele silahı yüksek faiz oranları.

Tamamen yönetemediği halde, Trump bu sorunlarla birlikte iktidar uygulamalarını başlattı. 2025 yılı başında ABD’de dümene geçtiği andan itibaren seçimlerde verdiği sözlerini yerine getirmeye başladı.

Dünyada ticaret savaşları başlattı.

Düşman-müttefik ayırt etmeden gümrük vergilerini, tüm kendisine yüksek miktarlı mal satan ülkeler için artırdı.

Ya bu ülkeler ABD’ye vergi ödeyeceklerdi ya da ABD ithal ettiği bu ürünleri kendisi üretmeye başlayacaktı.

Hedef aslında doğru ve mantıklı idi.

Biraz zorlansa dahi, ABD’nin geçmiş performansı bu noktadan ileri gitmeye yetecek dinamiklere sahip olduğunun kanıtları ile doluydu.

ABD bir zamanların sanayi devi idi.

Hala yapay zeka, biyoteknoloji gibi dünyanın geleceğini belirleyecek konularda dünya liderliğini elinde tutuyordu.

Bütçe gelirlerinin ve sanayi yatırımlarının artması tekrar ABD’yi tartışmasız en büyük dünya gücü haline getirecekti.

TRUMP İKTİDARA GELDİĞİNDE EKONOMİK GÖSTERGELER NE DURUMDAYDI ABD’nin en büyük ekonomik sorunu olan kamu borcu Trump’ın iktidar koltuğuna oturduğu 2025 yılı başında 36 trilyon 218 milyar dolar idi.

Kamu borcunun GSYH’ye oranı ise 2025 yılı başında yüzde 121 idi.

Bu borç ve borcun milli gelire oranı gerçekten sürdürülemez durumdadır.

ABD, dünyanın en yüksek birkaç borçlu ülkesinden biridir.

Borcun kendi bastığı ülke parası ile olması bile, bu borç oranının yüksekliğini tartışmasız hale getirmez.

Çünkü ABD’nin en büyük ekonomik silahı ve geliri, bastığı dolarlardan elde ettiği büyük senyoraj geliridir.

Bu gelirin ABD’nin sistemine nasıl girdiği konusunu daha önce defalarca yazdığım için tekrar burada yazmıyorum.

Ama çok özet olarak ABD, verdiği büyük dış ticaret açığı ile bu dolarları dünya piyasalarına gönderiyor ve bu bedava dolarlar karşılığında dünyadan karşılıksız mal ve hizmet alıyor.

Bu gelirin devamlılığı için dolara güvenin en ufak şekilde zedelenmemesi gerekmektedir.

Borçlanmanın yüksekliği işte burada, dolara olan güvenin sarsılması sonucunu getirir. 2025 yılının ilk iki çeyreğinde işler Trump’ın istediği şekilde gelişti.

ABD kamu borcu düştü.

ABD sadece kamu borcunu azaltmakla kalmadı, kamu borcunun GSYH’ye oranında da aşağı doğru gelişme oldu.

ABD kamu borcu ilk iki çeyrek sonu itibarıyla sırasıyla 2025 Mart ayı sonunda 36 trilyon 214 milyar dolara, 2025 Haziran ayı itibarıyla ise 36 trilyon 211 milyar dolara geriledi.

ABD kamu borcunun GSYH’ye oranı da aynı şekilde 2025 Mart ayında yüzde 120,54’e, Haziran 2025 sonunda yüzde 118,78’e düştü.

Her şey yolunda gidiyordu.

Kamu borcu hemen tepki vermiş ve azalmaya başlamıştı.

Daha da önemlisi kamu borcunun GSYH’ye oranı da düşmekte idi.

Tablo : 1 ABD Son 5 Yıl Kamu Borcu Tablo : 2 ABD Son 5 Yıl Kamu Borcu/ GSYH Oranı  Kaynak FED İstatistikleri Ancak 2. çeyrek sonrası işler tersine dönmeye başladı.

ABD’de borçlanma yine yükselmeye başladı.

Borçlanma ile birlikte kamu borcunun GSYH’ye oranında da yükselme başladı.

Aşağıda tablo 3’te ABD kamu borcu ve kamu borcunun GSYH’ye oranının değişimi rakamlarla görülmektedir.

Tablo : 3 Tablo : 4 ABD Piyasalarındaki Para Miktarı Tablo 4’ten de görüleceği gibi ABD’de, 2022 yılından bu yana azaltılmaya çalışılan piyasalardaki para miktarı, 2026 yılı başından bu yana tekrar tersine dönerek artmaya başlamıştır.

ABD’ye artık sadece piyasalardan borçlanma ile aldığı para yetmemektedir.

Henüz bilinmemekle birlikte belki borçlanmada dışarıya sızdırılmayan, borçlanma zorlukları başlamış olabilir.

ABD borç yanında ayrıca para bulabilmek için para basmaya başlamıştır.

NOT: Yazımız yarın devam edecektir.

İlgili Sitenin Haberleri