Haber Detayı

Kadınların hikâyelerini yeniden yazdıkları bir alan
Kelebek hurriyet.com.tr
15/03/2026 07:00 (3 saat önce)

Kadınların hikâyelerini yeniden yazdıkları bir alan

Yazar ve eğitmen Fulden Aytaç’ın kurduğu Feminist Yazım Atölyesi sadece kadınlara özel. Katılımcılar dramatik yazının araçlarını öğreniyor ve çoğu anlatıda görünmeyen arzularını, deneyimlerini ve hikâyelerini yazıya döküyor.

Bir kadın hikâyesi yazsanız nasıl yazardınız?

Toplumsal cinsiyet normları metinlere nasıl yansıyor?

Bu sorulara yanıt bulmayı sağlayan Feminist Yazım Atölyesi geçen yıl yazar ve eğitmen Fulden Aytaç tarafından kuruldu.

Aytaç “Toplumsal cinsiyet kalıpları yalnızca hayatın içinde değil, anlatıların içinde de kendine yer buluyor.

Hikâyelerde çoğu zaman erkeklerin arzuları ve yolculukları anlatılırken kadın karakterler geri planda kalıyor ya da yalnızca karşılaştıkları engellerle görünür oluyor.

Oysa kadınların da arzuları, hayalleri ve peşinden gittikleri hikâyeleri var” diyor.

Aytaç’a göre bu kişisel bir sorgulama: “Yazarlık eğitimi ve ardından dramatik yazarlık yüksek lisans sürecimde kafamı kurcalayan bir sorun vardı.

Toplumsal cinsiyet rollerine dair okumalar yapabiliyor, feminist dramaturji üzerine çalışıyor ve eserleri bu perspektiften inceleyebiliyordum; ancak kahramanı kadın olan bir kurmaca yazmaya başladığımda kadınları ister istemez edilgen yazıyordum.” Bu sorunun peşine düşen Aytaç hem tezinin hem de atölyenin merkezine şu soruyu yerleştiriyor: “Neden böyle oluyor?”Aytaç’a göre atölyenin en önemli amacı, kadınlar için güvenli bir yazma alanı yaratmak.

Çünkü toplumsal beklentiler kadınların üretim alanında da daha fazla yargılanmasına neden oluyor: “Kadınlara yazmaya cesaret edebilecekleri güvenli bir alan yaratmak istedim.

Çünkü toplum kadından bir erkeğe göre çok fazla şey istiyor, kadınların her alanda başarılı olması bekleniyor ve kadınlar çok daha fazla yargılanıyorlar.” Atölyede katılımcılar yalnızca yazı üretmiyor; yargılanmadan dinlenmeyi ve birbirini anlamayı da deneyimliyor.

Bu yüzden atölyenin sloganlarından biri de oldukça çarpıcı: “Kötü yazma hakkı.”Atölyede üzerinde durulan bir mesele de dramatik yapının kadın karakterler için nasıl kurulacağı. “Dramatik yapı karakterin isteğiyle başlar.

Ancak hikâyelerde hep erkekler yazıldığından, kadınların isteklerini göremiyoruz.

Başrol olsa bile” diyen Aytaç, çoğu anlatıda kadınların şiddet ya da engeller üzerinden görünür olduğunu hatırlatıyor.

Atölyedeyse bunun aksine kadınların arzularını, hedeflerini ve hikâyelerini keşfetmeye odaklanılıyor.Yazmak isteyen ve anlama arzusu taşıyan tüm kadınlara açık olan atölye 3 kurdan oluşuyor ve 3 ay sürüyor.

Hedef kısa bir dramatik metin yazmak olsa da edinilen araçlar bununla sınırlı değil. “Bir alet çantası ediniyoruz gibi düşünebiliriz.

Atölyeden sonra her türlü kurmaca metin yazılabilir” diye açıklıyor Aytaç kazanımları.İlk atölyede ortaya çıkan metinler masa başında kalmamış.

Katılımcılar yazdıkları metinlerini okuma tiyatrosu festivaliyle seyirciyle buluşturma fırsatı yakalamış.

Aytaç “Beraber üretmeyi, başka hayatları, güvende ve ait olduğumuz bir topluluk olabilmeyi öğrendik hep beraber ve çok değerliydi” diyor.‘Sesini bulmanın ilk adımı’Feminist Yazım Atölyesi’nin ikinci dönemi bugün başlıyor.

Üçüncü atölye için hazırlıklar da sürüyor.

Yeni duyurular Instagram’da @feministyaz hesabından yapılacak.

Aytaç ilerleyen dönemde kısa buluşmalar ve farklı formatlarda etkinlikler de planladıklarını söylüyor: “Çünkü bazen bir hikâyeyi yazmaya başlamak, yalnızca bir metin üretmek değil; sesini bulmanın ilk adımı anlamına geliyor.”

İlgili Sitenin Haberleri