Haber Detayı

Kilo vermenin sırrı mutfakta değil zihinde
Yazarlar hurriyet.com.tr
15/03/2026 06:10 (2 saat önce)

Kilo vermenin sırrı mutfakta değil zihinde

Diyet listeleri, kalori hesapları, spor programları... Kilo vermek çoğu zaman bu üçlüye indirgenir. Ancak obezite ve metabolik sağlık üzerine çalışan bir hekim olarak yıllardır gördüğüm bir gerçek var: Kilo yönetimi yalnızca ne yediğimizle ilgili değildir. Çoğu zaman asıl mesele tabağımızda değil, zihnimizde başlar.

DİYET ve egzersiz elbette sağlıklı bir yaşamın önemli parçalarıdır.

Ancak yeme davranışını ve onu tetikleyen duygusal süreçleri anlamadan kalıcı kilo kontrolü sağlamak çoğu zaman mümkün olmaz.Toplumda kilo vermek çoğunlukla basit bir formülle açıklanır: Daha az ye, daha çok hareket et.Kulağa mantıklı gelen bu öneri teoride doğru olsa da pratikte çoğu zaman yeterli değildir.

Çünkü insan davranışı yalnızca biyolojik açlıkla şekillenmez.

Hayatın içindeki stres, duygusal yükler, alışkanlıklar ve fark etmeden oluşturduğumuz davranış döngüleri yeme davranışımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.Birçok kişi diyet sürecine büyük bir motivasyonla başlar.

İlk günler her şey oldukça iyi gider.

Ancak birkaç hafta sonra iş stresi, uykusuzluk, bir tartışma ya da sadece yoğun geçen bir gün...

Ve kendimizi yeniden mutfakta buluruz.Bu noktada çoğu insan kendini suçlar ve bunu “irade eksikliği” olarak yorumlar.

Oysa mesele çoğu zaman irade değildir.

İnsan davranışı bundan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir.DUYGUSAL YEMEBilimsel araştırmalar bize gösteriyor ki yeme davranışı yalnızca fizyolojik açlıkla ilgili değildir.

İnsanlar stresli olduklarında, üzgün olduklarında ya da kendilerini yalnız hissettiklerinde yemekle rahatlama arayabilirler.Psikolojide bu durum “duygusal yeme” olarak tanımlanır ve düşündüğümüzden çok daha yaygındır.İşte bu nedenle kilo yönetiminde psikolojiyi göz ardı etmek, tedavinin önemli bir boyutunu eksik bırakmak anlamına gelir.Modern obezite tedavisi neden ekip işidir?Günümüzde obezite tedavisi yalnızca diyet ve egzersizden ya da popüler olarak konuşulan “zayıflama iğnelerinden” ibaret değildir.Etkili ve sürdürülebilir bir yaklaşım; hekim, diyetisyen, fizyoterapist ve psikoloğun birlikte çalıştığı multidisipliner bir modeli gerektirir.

Çünkü kilo yönetimi yalnızca metabolizma ile değil, davranış ve duygularla da yakından ilişkilidir.Psikoterapi kilo yönetiminde nasıl yardımcı olur?Psikoterapi bu noktada güçlü bir araçtır.

Özellikle bilişsel davranışçı terapi temelli çalışmalar, kişinin yeme davranışını tetikleyen düşünce ve duygu döngülerini fark etmesine yardımcı olur.Örneğin birçok kişi diyet sürecinde küçük bir kaçamak yaptığında şu düşünceye kapılabilir: “Nasıl olsa bozdum.”Bu düşünce çoğu zaman kontrolün tamamen bırakılmasına yol açar.

Oysa bu düşünce kalıbını fark etmek ve yeniden yapılandırmak, sürecin sürdürülebilir olmasını sağlayan önemli bir adımdır.PSİKOLOĞUN ROLÜBu süreçte klinik psikologların katkısı büyük önem taşır.

Uzm.

Klinik Psikolog Alara Nurgün bu noktaya dikkat çekiyor:“Kilo yönetimi çoğu zaman yalnızca irade meselesi gibi görülür.

Oysa birçok danışan için yeme davranışı duygularla baş etmenin bir yolu hâline gelmiştir.

Psikoterapi kişinin bu döngüyü fark etmesine, kendini suçlamadan anlamasına ve daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmesine yardımcı olur.”Nurgün, klinik deneyimlerinden yola çıkarak süreci şöyle anlatıyor:“Danışanlarla çalışırken en çok gördüğüm şey insanların kendilerine karşı ne kadar sert olduklarıdır.

Oysa değişim çoğu zaman kendimizi eleştirmekle değil, kendimizi anlamaya çalışmakla başlar.Kilo yönetimi aslında kişinin bedeniyle yeniden ilişki kurmasıdır.

Açlıkla duyguyu ayırt etmeyi, kendini dinlemeyi ve bazen de kendine şefkat göstermeyi öğrenmek bu sürecin en güçlü adımlarından biridir.”TARTIDAKİ RAKAMDAN DAHA FAZLASIGerçek şu ki kilo vermek yalnızca tartıdaki rakamın değişmesi değildir.Bu süreç aynı zamanda kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de dönüştürür.

Daha iyi uyumayı öğrenmek, stresle farklı şekillerde baş etmek, duygularımızı fark etmek ve bazen hayatın temposunu biraz yavaşlatmak...

Bunların hepsi kilo yönetiminin görünmeyen ama son derece önemli parçalarıdır.Bilimsel çalışmalar da bu yaklaşımı destekliyor.

Psikoterapiyle desteklenen kilo yönetimi programlarının uzun vadede daha kalıcı sonuçlar sağladığını gösteren çok sayıda araştırma bulunuyor.

Çünkü sürdürülebilir değişim yalnızca kısa süreli motivasyonla değil, davranış kalıplarının dönüşmesiyle mümkün olur.GERÇEK DEĞİŞİM NEREDE BAŞLARBelki de en önemli nokta şu: Kilo yönetimi ve sağlıklı yaşam bir yarış değil, bir yolculuktur.Bu yolculukta kişinin kendisini suçlamak yerine kendisini anlamaya yönelmesi gerekir.Sağlıklı bir beden yalnızca tartıdaki sayıyla tanımlanamaz.

Gerçek sağlık; zihinsel denge, duygusal farkındalık ve yaşam kalitesiyle birlikte anlam kazanır.Bu nedenle obezite tedavisinde psikoterapi bir seçenekten öte, bilimsel olarak kanıtlanmış tedavinin önemli bir parçasıdır.Çünkü gerçek değişim çoğu zaman mutfakta değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkide başlar.UNUTMAYINBedeniniz mücadele etmeniz gereken bir düşman değil, sizi hayatta tutmaya çalışan bir yol arkadaşıdır.

Onu dinlemeyi öğrendiğinizde değişim bir mücadele olmaktan çıkar; anlayış, farkındalık ve sürdürülebilir bir dönüşüme dönüşür.

İlgili Sitenin Haberleri