Haber Detayı
Körfez'de kritik eşik: Su tesisleri hedefte! Milyonları etkileyebilecek saldırılar...
İran ve Bahreyn’de geçtiğimiz hafta sonu deniz suyu arıtma tesisleri bombalandı. Deniz suyunun arıtılarak tatlı suya dönüştürüldüğü bu tesisler, bölgenin sert çöl ikliminde hayati önem taşıyor. Öyleyse bu tesisler neden hedef alınıyor? Savaş yeni bir cepheye mi taşınıyor?
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin Keşm adasındaki deniz suyu arıtma tesisi vurduğunu ileri sürerek, saldırının 30 kadar köyün su tedarikini etkilediğini belirtti.
Erakçi sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, “İran’ın altyapısına saldırmak, ciddi sonuçları olan tehlikeli bir hamle.
Bu örneği İran değil, ABD belirledi” dedi.ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins ise olaya ilişkin açıklamasında, saldırıdan ABD güçlerinin sorumlu olmadığını ileri sürdü.
ABD Başkanı Donald Trump da pazar günü başkanlık uçağı Air Force One’da gazetecilerin ABD’nin İran’ın deniz suyu arıtma tesisini vurduğu yönündeki iddiaları reddetti.Diğer yandan, Bahreyn İçişleri Bakanlığı söz konusu açıklamadan bir gün sonra, İran’a ait bir dronun ülkedeki deniz suyu arıtma tesisine “maddi hasar verdiğini” duyurdu ve İran’ı ayrım gözetmeksizin sivil hedeflere saldırmakla suçladı.
Bahreyn’in su ve elektrik kurumlarından yapılan açıklamada da saldırının ülkedeki su tedarikinde ve su ağı kapasitesinde bir etki yaratmadığı kaydedildi.İran son yıllarda ciddi su kesintileri yaşıyor; Bahreyn gibi körfez ülkeleri ise tatlı su ihtiyacını giderebilmek için deniz suyu arıtma teknolojilerine ciddi ihtiyaç duyuyor.
Deniz suyu arıtma tesisleri bölgedeki en savunmasız askeri hedefler olarak görülüyor çünkü bu tesisler olmadan Körfez’deki gelişen metropoller bilfiil çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.Japonya’daki Waseda Üniversitesi’nde çalışmalar yürüten Ummanlı akademisyen Abdullah Baabood, “Bahreyn’deki su arıtma tesisinin hedef alınmasıyla önemli bir eşiğin aşıldığını ve olayın ciddi bir tırmanışı temsil ettiğini dile getirdi.
Abdullah Baabood, deniz suyu arıtma tesislerinin Körfez’de yalnızca bir altyapı tesisi olmadığına işaret ederek, “Bu tesisler milyonlarca kişiye su tedarik eden hayati öneme sahip yapılar.
Buralara saldırmak, askeri çatışmaları sivillerin hayatına yönelik doğrudan tehditlere dönüştürme riski taşır” dedi.
Çöl iklimine sahip Bahreyn, deniz suyu arıtımı teknolojisine ciddi şekilde bağımlı.
Fotoğraf: iStockKörfez bölgesinde 400’den fazla deniz suyu arıtma tesisi mevcut ve bu tesislerin meşru hedefler olarak görülmeye başlanması halinde, bölge öngörülemeyecek boyutlarda içme suyu krizleriyle karşı karşıya kalabilir.
Siyasi analistler ve diplomatlar, deniz suyu arıtma tesislerinin askeri hedef haline gelmeleri halinde ciddi hassasiyet yaşayabilecekleri konusunda çok uzun zamandır uyarılarda bulunuyor.DENİZ SUYU ARITMA TESİSLERİ NEDİR?Deniz suyu arıtma tesisleri, deniz suyunun içme, sulama ve endüstriyel faaliyet suyuna dönüştürüldüğü yapılar.
Arıtma sürecinde deniz suyu, termal işlemlerden geçerek ya da membran bazlı teknolojiler kullanılarak tuz, alg ve diğer kirleticilerden temizleniyor.
ABD Enerji Bakanlığına göre, desalinasyon yani tuzdan arındırma sistemi, suyun ısıtılarak buharlaştırılmasına dayanıyor.
Buhar haline gelen su, katışıklardan ayrışıyor ve sonra kullanım için tekrar sıvı halde yoğunlaşıyor.
Membran bazlı teknoloji ise, tuzlu suyun tuz gibi çözünmüş katı maddeleri tutan yarı geçirgen bir malzemeden geçerek arındırılmasına dayanıyor.ARITMA TESİSLERİ KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?Körfez ülkelerinin ikliminin kurak olması ve bölgenin düzensiz yağış alması nedeniyle su bölgede hayli sınırlı.
Bu ülkelerin doğal tatlı su kaynakları da çok az.
Körfez Ülkeleri Araştırmaları’nın 2020 verilerine göre, arıtılmış deniz suyu ve yeraltı suları, bölgenin temel su kaynaklarının yüzde 90’ını oluşturuyor.
Ancak iklim değişikliğinden ötürü son yıllarda yeraltı sularının da azalmasıyla, Körfez ülkeleri su ihtiyaçlarını karşılayabilmek için deniz suyu arıtma tesislerine daha çok dayanmaya başladı.
O nedenle, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Kuveyt’e kadar Basra Körfezi kıyıları dünyanın en kurak bölgesine su sağlayan 400’den fazla deniz suyu arıtma tesisiyle kaplı.Washinton DC Arap Merkezi verilerine göre, Körfez İşbirliği Konseyi üye devletleri, küresel su arıtma kapasitesinin yaklaşık yüzde 60'ına sahip BAE’nin suyunun yüzde 42’sini arıtılmış deniz suyu oluştururken bu oran Kuveyt’te yüzde 90, Umman’da yüzde 86, Suudi Arabistan’da yüzde 70 seviyesinde.
Suudi Arabistan ayrıca diğer tüm ülkelerden daha çok su arıtıyor.
Körfez ülkelerinde çevre araştırmaları yürüten Naser Alsayed’e göre, deniz suyu arıtımı bölgenin ekonomik gelişmesinde de kritik role sahip.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırılarında hedef olan tesislerden görüntü yayınladı.
Fotoğraf: APNaser Alsayed ayrıca, Körfez ülkelerinde 1930’larda petrolün keşfedilmesinden sonra bu ülkelerde tatlı su kaynaklarının çok sınırlı olduğunu ve bu kaynakların artan nüfus ve büyüyen ekonomik faaliyetlerin doğurduğu ihtiyaçları karşılayamadığını vurguladı.
Alsayed, Al Jazeera’ya verdiği demeçte, bu nedenle deniz suyu arıtma tesislerinin kurulduğunu ve Körfez ülkelerinin kalkınmasında arıtılmış deniz suyunun öneminin genellikle göz ardı edildiğini aktardı ve ekledi:“Deniz suyu arıtma tesislerini hedef almak ve faaliyetlerini aksatmak, bölgenin ekonomik istikrarını ve büyümesini büyük bir riske atacaktır.
İkincisi, Bahreyn, Kuveyt ve Katar gibi görece küçük ve çok kurak ülkeler olmak üzere Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğunda deniz suyu arıtımı ana tatlı su kaynağı konumunda.
Çünkü bu su öncelikle insanların tüketiminde kullanılıyor.
Deniz suyu arıtımı çok güçlü bir insani açıya sahip ve bölgede günlük hayatın sürdürülmesinde elzem.
Dolayısıyla bu tesislerde herhangi bir aksama, nüfus için özellikle önem taşıyor.” Gözden Kaçmasın Savaşın görünmeyen ‘cephesi’: Körfez’de ‘elektronik’ kaos! ‘Gördüğümüz bu tablo son derece tehlikeli’ Haberi görüntüle Örneğin, ABD’nin Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nden 2008’de gönderilen ve daha sonra basına sızan bir diplomatik notta, o dönemde Riyad'ın içme suyunun yüzde 90'ından fazlasının tek bir deniz suyu arıtma tesisinden sağlandığı yazıyordu.
Notta, “Eğer tesis, boru hatları veya ilgili enerji altyapısı ciddi şekilde hasar görür veya yok olursa, şehrin bir hafta içinde tahliye edilmesi gerekir.
Tesis olmadan Suudi hükümetinin mevcut yapısı var olamazdı” ifadesi yer almıştı.
Suudi Arabistan o dönemden bu yana su depolama kapasitesine ciddi yatırımlar yaparak, bu konudaki hassasiyetini azalttı.Öte yandan, İran da arıtılmış deniz suyu kullanıyor, o nedenle Keşm adasında ve Körfez kıyılarında deniz suyu arıtma tesisleri mevcut.
Fakat İran aynı zamanda çok sayıda nehre ve baraja da sahip olduğundan Körfez ülkeleri kadar bu tesislere bağımlı değil.
Arıtılmış su tesisine büyük ölçüde bağımlı Katar'da Amerikan üssü mevcut.
Fotoğraf: AFPDENİZ SUYU ARTITMA TESİSLERİNE SALDIRILARIN ETKİSİ NE OLUR?Körfez’in deniz suyu arıtma tesislerine bu kadar bağımlı olması, bölgeyi çatışma dönemlerinde hayli hassaslaştırıyor.
Irak güçleri 1990-1991 Körfez Savaşı sırasında Kuveyt’in deniz suyu arıtma kapasitesine kasten saldırdı ve ülkenin su tedarikine zarar verdi.
Katar’daki Georgetown Üniversitesi’nde baş danışmanlık yapan hidrolog Raha Hakimdavar bu saldırılara ilişkin açıklamasında, saldırıların uzun vadede çoğunlukla yeraltı sularının kullandığı yerel gıda üretimini etkileyebileceğine dikkat çekti.
Hakimdavar şöyle konuştu:“Ancak, yarışan ihtiyaçların baskıları, bu suyu yerel üretimden ayırabilir.
Bu durum özellikle zorlayıcı olabilir çünkü bölge aynı zamanda gıda ithalatına da büyük ölçüde bağımlı ve Hürmüz Boğazı'nın tehlikeye girmesi nedeniyle potansiyel gıda güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya.” Gözden Kaçmasın ABD'nin rejimi sarsacak gizli planı: Vekil güç hamlesi! ‘Esad döneminde Suriye'de yapılanın aynısı’ Haberi görüntüle CIA’in 2010’da yayımladığı raporda, Körfez ülkelerinde arıtılmış deniz suyuna bağımlılığın farklılık gösterdiğini fakat bu tesislerde yaşanacak aksamaların Arap ülkelerinin çoğunda herhangi bir endüstri veya emtia kaybından daha büyük sonuçlar doğurabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu.
Alsayed de deniz suyu arıtma tesislerine gelecek saldırıların etkilerinin yerel duruma bağlı olduğunu belirtti.
Alsayed değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:“Suudi Arabistan deniz suyu arıtımına en az bağımlı olan ve önemli coğrafi alanı bulunan ülke.
Kızıl Deniz’deki tesisleri ona dayanıklılık sağlıyor.
BAE’nin de 2036 su güvenliği stratejisi kapsamında 45 günlük suyu var.
Yani olası aksaklıkları idare edebilmek için acil durum planları mevcut.
Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi daha küçük ve deniz suyu arıtımına daha çok dayanan ve stratejik rezervleri az olan ülkelerde etkiler daha ağır hissedilebilir.”Asıl etkinin psikolojik olduğunu aktaran Alsayed, “Su insan hayatı için elzem ve suyun riske girdiği algısı korku ve panik yaratabilir.
Bu da özellikle bölgedeki mevcut ortamda ve yetkililerin sükuneti sağlamaya çalıştığı bir dönemde hayli zorlayıcı olur” diye konuştu.Kaynaklar: The New York Times, Al Jazeera, The Guardian