Haber Detayı

50 yaşında tam 44 kilo verdi! Diyetlerden sonuç alamayınca bu yöntemi denedi
Aile hurriyet.com.tr
12/03/2026 08:53 (2 saat önce)

50 yaşında tam 44 kilo verdi! Diyetlerden sonuç alamayınca bu yöntemi denedi

İngiltere’de yaşayan Katie Lips, yıllarca farklı diyetler denemesine rağmen kalıcı sonuç alamadığını, asıl değişimi ise yemekle kurduğu ilişkiyi değiştirdiğinde yaşadığını anlattı. Kendi kaleme aldığı yazıda teknoloji sektöründe yüksek tempolu, yoğun sosyalleşmenin ve içkinin öne çıktığı bir iş hayatı sürdürdüğünü belirten Lips, zaman içinde kilosunun giderek arttığını ve bir noktada kendisini kendi bedeninin içinde sıkışmış gibi hissettiğini söyledi. İşte Lips'in 44 kilo verdiren yöntemi...

Katie Lips, 30 yaşına geldiğinde 48 beden giydiğini, görünüşünden memnun olmadıkça daha fazla duygusal yeme davranışına yöneldiğini yazdı.

En yüksek kilosunda yaklaşık 108 kiloya ulaştığını, beden kitle indeksinin de 38’e çıktığını belirten Lips, bu dönemde hem fiziksel hem de ruhsal olarak zorlandığını ifade etti.

Doğum yaptıktan sonra bu sorunu artık erteleyemeyeceğini fark ettiğini anlatan Lips, daha önce kalori sayma, farklı popüler diyet programları ve düşük karbonhidrat temelli yöntemleri denediğini, hatta mide küçültme ameliyatını bile araştırdığını aktardı.

Ancak Lips’e göre hayatını değiştiren şey ne zayıflama iğneleri ne de cerrahi müdahale oldu.

Asıl dönüşüm, 'farkındalıkla yeme' olarak tanımladığı yaklaşımı benimsemesiyle başladı.

Bu yöntem sayesinde yaklaşık 44 kilo verdiğini belirten Lips, bugün yaklaşık 61,5 kiloya düştüğünü, 38 beden giydiğini ve 50 yaşında kendini her zamankinden daha sağlıklı hissettiğini söyledi.

Hatta kendi ifadesiyle, 20 yıl öncesinden daha iyi göründüğünü düşünüyor.

Bu deneyimin ardından benzer sorunlar yaşayanlara yardımcı olmak için kendi programını da başlatan Lips, özellikle 40 yaş üstü kadınlara ulaşmaya çalıştığını belirtti.Kilo alıp verme döngüsünden çıkmak isteyen kadınların kendisine yoğun ilgi gösterdiğini anlatan Lips, kendi hikâyesinin temelinde katı kurallar değil, bedenin verdiği sinyalleri yeniden öğrenmek olduğunu vurguladı.

Katie Lips’in anlattığı yöntemin çıkış noktası, gerçekten aç olup olmadığını ayırt etmeyi öğrenmek oldu.

Ona göre birçok kişi susuzluğu, can sıkıntısını, stresi ya da duygusal boşluğu açlıkla karıştırıyor.Saat öğle oldu diye otomatik biçimde yemek yemek ya da ortada yiyecek olduğu için kendini aç sanmak, bu döngünün önemli bir parçasını oluşturuyor.

Lips, yemek isteme anlarında durup kendine soru sormanın zamanla büyük fark yarattığını söyledi. “Gerçekten aç mıyım, yoksa başka bir ihtiyacı mı yemekle bastırmaya çalışıyorum?” sorusunun sürecin en kritik adımlarından biri olduğunu belirten Lips, özellikle duygusal yeme alışkanlığı olan kişiler için bu farkındalığın belirleyici olabileceğini savunuyor.

Katie, kilo verme sürecinde hiçbir yiyeceği tamamen yasaklamadığını özellikle vurguluyor.

Patates kızartması ya da çikolatayı hayatından tamamen çıkarmadığını söyleyen Lips, ancak bunları eskisine göre çok daha az tükettiğini ve asıl değişimin burada başladığını ifade ediyor.

Ona göre bir yiyeceği tümüyle yasaklamak, onu zihinde daha da büyütüyor ve süreci sürdürülemez hale getiriyor.

Suçluluk duymadan yemek yemeyi öğrenmenin zamanla damak tadını da değiştirdiğini anlatan Lips, eskiden çok çekici gelen bazı tatlıların ve hamur işlerinin artık kendisine aynı şekilde hitap etmediğini belirtiyor.

Porsiyonlarının da zamanla doğal olarak küçüldüğünü söylüyor.

Lips ayrıca öğün saatlerine körü körüne bağlı kalmanın da doğru olmadığını düşünüyor.

Açlığın saatle değil, bedenin verdiği sinyallerle anlaşılması gerektiğini savunan Lips, çok aç kalındığında insanların daha kötü seçimler yaptığını, bu nedenle katı açlık temelli yöntemlerin kendisinde hiçbir zaman işe yaramadığını ifade ediyor.

Katie Lips’e göre en büyük değişimlerden biri de yavaş yemek oldu.

Artık öğünlerini eskisine göre yaklaşık 3 kat daha uzun sürede bitirdiğini söyleyen Lips, acele etmeden yemek yemenin hem doygunluk hissini fark etmeyi hem de yemeğin tadını gerçekten almayı sağladığını belirtiyor.

Televizyon karşısında ya da dikkat dağınık halde yemek yemek yerine masada oturarak yemeye başladığını anlatan Lips, birkaç lokmada bir durup kendine “Doymaya başladım mı?” diye sormayı alışkanlık haline getirdiğini aktarıyor.

Bu küçük molaların, gereğinden fazla yemeyi önlemede önemli rol oynadığını söylüyor.

Lips, tamamen tıka basa doymadan sofradan kalkmanın da kilo verme sürecinde etkili olduğunu belirtiyor.

Ona göre birçok insan, tabaktaki yemeği bitirme baskısı nedeniyle ihtiyaç duyduğundan fazlasını tüketiyor.

Başlangıçta tabakta yemek bırakmanın zor olabileceğini kabul eden Lips, zamanla bedenin gerçekten ne kadar gıdaya ihtiyaç duyduğunu daha iyi anlamaya başladığını ifade ediyor.

Yazısındaki en güçlü mesajlardan biri ise yemeği bir ödül ya da ceza aracı gibi görmekten vazgeçmek.

Lips’e göre yemek, bedeni ve zihni besleyen temel bir ihtiyaç.

Yemekten hemen önce kısa bir an durup bunun öz bakımın parçası olduğunu hatırlamanın bile fark yarattığını söyleyen Katie, bu yaklaşımın uzun vadede hem fiziksel sağlık hem de ruh hali üzerinde olumlu etkiler yarattığını savunuyor.

Katie Lips’in hikâyesi, hızlı sonuç vaat eden sert diyetler yerine yemekle kurulan ilişkinin değişmesinin bazı kişilerde daha kalıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteren dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.

Herkes için tek doğru yöntem bu olmayabilir.Ancak sürekli diyet yapıp bırakma döngüsünden yorulanlar için, kilo vermenin bazen yalnızca tabaktakiyle değil, o tabağa nasıl bakıldığıyla da ilgili olabileceğini hatırlatıyor.

İlgili Sitenin Haberleri