Haber Detayı
ABD'nin Orta Doğu sahnesi: Bir öyle bir böyle... 'İyi polis - kötü polis' tiyatrosu
Washington yönetimi yıllardır Ortadoğu için birbirini tutmayan cümleler kuruyor. Bir gün ‘yeni Ortadoğu’nun doğum sancıları’ deniyor, başka bir dönemde bölgenin tarihsel olarak dış müdahalelerle biçimlendiği söyleniyor, bugün ise yeni bir Sykes-Picot yapılmayacağı ilan ediliyor.
Washington, Orta Doğu’yu "iyi polis-kötü polis" oyunu için bir sahne gibi kullanıyor.
Bunu, yıllar içinde birbiriyle çelişen açıklamalardan anlıyoruz.İran’a yönelik saldırılarla birlikte Donald Trump’ın “Ortadoğu sınırları değişebilir” imaları yeniden tartışma yarattı.
Ancak kronolojiye bakıldığında ABD yönetimlerinin ortak bir planı olmadığı, tam tersine değişen krizlere göre değişen söylemleri olduğu görülüyor.İran saldırıları Washington’daki bu çelişkiyi yeniden görünür hale getirdi.
Trump yönetimi bir yandan bölgedeki sınırların yapay olduğunu ve değişebileceğini ima ederken, diğer yandan mevcut devlet düzenini koruma söylemini sürdürüyor.
ABD siyasetinde yıllardır tekrar eden bu dil, Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi fikrinin net bir stratejiden çok, kriz dönemlerinde kullanılan esnek bir retorik olduğunu gösteriyor.YIL: 2003Dönemin ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, Washington Post’ta 7 Ağustos günü yayımlanan “Transforming the Middle East” başlıklı makalesinde Irak savaşının ardından ABD’nin Ortadoğu’yu dönüştürmesi gerektiğini yazdı.
Rice, Ortadoğu’nun siyasi ve ekonomik dönüşüm yaşamamış bir bölge olduğunu iddia etti ve ABD’nin bu değişimde rol oynaması gerektiğini belirtti.
Bu yazı Bush yönetiminin Ortadoğu’ya yönelik ‘dönüşüm’ söyleminin başlangıç noktalarından biri olarak görülür.YIL: 2006O yazıdan 3 yıl sonra Rice, İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan savaş sırasında Ortadoğu’daki çatışmaları “yeni bir Ortadoğu’nun doğum sancıları” olarak tanımladı.
Ancak bu açıklamadan birkaç yıl sonra ABD Irak’tan çekilme planlarını tartışmaya başladı.
Washington’un bölgede yeni bir düzen kurma iddiası, sahadaki gelişmelerle hızla çelişmeye başladı.YIL: 2014Suriye iç savaşı ve IŞİD’in yükselişi sırasında Obama yönetimi, Ortadoğu’daki mevcut düzenin sarsıldığını ve Irak-Suriye hattında devlet otoritesinin ciddi biçimde zayıfladığını kabul eden açıklamalar yaptı.
Ancak Washington aynı dönemde yeni sınırlar çizme fikrini açık bir politika olarak benimsemedi.YIL: 2025ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu kez tam ters yönde bir mesaj verdi.
Barrack, ABD’nin Suriye’nin bölünmesine karşı olduğunu ve bölgede yeni bir Sykes-Picot düzeni kurulmasını istemediğini söyledi.Barrack açıklamasında Batı’nın bir asır önce Ortadoğu’yu “haritalar, manda yönetimleri ve çizilmiş sınırlarla” böldüğünü belirterek bunun büyük bir hata olduğunu söyledi.
Bu hatanın nesiller boyunca bölgeye ağır bir bedel ödettiğini ifade eden Barrack, “bunu bir daha yapmayacağız” mesajını verdi.Aynı açıklamada Batı müdahalesi döneminin sona erdiğini savunan Barrack, ABD’nin bundan sonra Türkiye, Körfez ülkeleri ve Avrupa ile birlikte bölgesel çözümler üzerinde çalışmak istediğini söyledi.
Barrack’a göre Suriye’nin yeniden inşası askeri müdahale veya yeni sınırlar çizmekle değil, bölgesel işbirliğiyle mümkün olacaktı.YIL: 2026Trump, İran saldırıları sonrasında bölgesel düzenin sert biçimde değişebileceğini ima eden ama sınırlar konusunda net bir doktrin ortaya koymayan açıklamalar yaptı.
Bir muhabirin sorusuna “Sınırlar değişebilir” yanıtını verdi, net bir cümle kurmadı.2003’ten bugüne Washington’dan gelen açıklamalara bakıldığında tek bir stratejiden söz etmek zor.
ABD yönetimleri zaman zaman “Ortadoğu’nun dönüştürülmesi”, zaman zaman “yeni Ortadoğu”, bazen de “yapay sınırlar” argümanını kullandı.
Ancak bu sözlerin hiçbiri somut ve tutarlı bir planla desteklenmedi.
İran saldırıları sonrası ortaya çıkan tartışma, Washington’un Ortadoğu politikasında yıllardır süren bu belirsizliğin son örneği olarak görülüyor.Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın yaptığı "Sykes-Picot bitti, sınırlar değişmeyecek" açıklaması, Türk basınında bir bahar havası estirmişti.
Ancak 28 Şubat 2026’da başlayan "Epic Fury" operasyonu ve Trump’ın son sınır çıkışı, bu açıklamanın aslında bölgeyi uyutmaya yönelik bir "diplomatik anestezi" olduğunu kanıtladı.Odatv.com