Haber Detayı

Küresel gıda ve enerji krizi kapıda: Türkiye kritik rol üstlenebilir
Ekonomi dunya.com
09/03/2026 13:48 (2 saat önce)

Küresel gıda ve enerji krizi kapıda: Türkiye kritik rol üstlenebilir

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim, enerjiyle birlikte gübre ve tarım ürünleri ticaretini de tehdit ediyor. Uzmanlara göre boğazda yaşanabilecek bir kriz küresel gıda tedarik zincirini sarsarken, Türkiye lojistik gücü ve diplomatik rolüyle yeni bir “enerji ve gıda koridoru” oluşturabilecek ülkeler arasında öne çıkıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından enerjiden tarıma kadar küresel ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, birçok üründe tedarik zincirinin aksamasına yol açarken uzmanlar Türkiye’nin yeni bir koridor oluşturma rolü üstlenebileceğine dikkat çekiyor.Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Bülent Gülçubuk, ABD ile İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel tarım ve gıda tedariki üzerindeki olası sonuçlarını değerlendirdi.Boğazın yalnızca enerji piyasaları açısından değil, küresel gıda sistemi ve gıdaya erişim bakımından da kritik bir noktada bulunduğunu belirten Gülçubuk, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığının önemli kısmının bu boğaz üzerinden gerçekleşmesinin tarım ve gıda piyasalarına doğrudan ya da dolaylı etkiler yarattığını ifade etti."Gıda fiyatlarında artış yaşanabilir"Gülçubuk, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının enerji maliyetlerinden gübre fiyatlarına, lojistik giderlerden sigorta primlerine kadar birçok alanda küresel tarımı etkileyeceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:"Hem ülkemizde hem de dünya genelinde tarım sektörü enerjiye mutlak bağımlılık göstermektedir.

Akaryakıt, elektrik, sulama, gübre, soğuk zincir, depolama ve nakliye gibi üretim ve dağıtım süreçlerinin hemen tamamı enerji maliyetleriyle doğrudan ilişkilidir.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak krizler enerji fiyatlarında, tarımsal maliyette, gıda fiyatlarında ani artışlara yol açabilir.""Türkiye bölgesel dağıtım merkezi olabilir"Söz konusu maliyet artışlarından özellikle gıdaya erişimde sorun yaşayan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin daha fazla etkilenebileceğini dile getiren Gülçubuk, Türkiye’nin bu süreçte hem bölgesel hem de küresel ölçekte önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti."Bu jeopolitik kriz ortamında Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli bir rol üstlenme potansiyeli belirebilir.

Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği 'Tahıl Koridoru' rolünü bu sefer 'enerji ve gıda koridoru' oluşturma misyonunu yüklenerek küresel barışa ve gıda güvencesine öncülük edebilir."Türkiye’nin lojistik ve ticari altyapısını kullanarak enerji ve gıda tedarik zincirlerinin kesintisiz devamına katkı sağlayabileceğini belirten Gülçubuk, ülkenin Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu arasında köprü konumunun bu süreçte avantaj yaratabileceğini söyledi."Liman altyapısı, depolama kapasitesi ve ticari ağları kullanılarak Türkiye, süreçte stratejik ürünlerde bölgesel bir dağıtım merkezi haline gelebilir.

Bu tür bir yaklaşım yalnızca Türkiye'nin gıda güvenliğini güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda küresel gıda piyasalarında istikrarın korunmasına da katkı sağlayacaktır."Alternatif rota pratikte yokSelçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof.

Dr.

Zeki Bayramoğlu ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik koordineli saldırısıyla başlayan çatışmaların küresel gıda tedarik zincirindeki kırılganlıkları daha görünür hale getirdiğini söyledi.Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarındaki yükselişin gündemde olduğunu ancak tarım ekonomistleri açısından asıl riskin gübre arzı olduğunu vurgulayan Bayramoğlu şu bilgileri paylaştı:"Hürmüz'ün stratejik önemi enerji boyutunun çok ötesine geçmektedir.

Haziran 2025 verilerine göre, dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin yüzde 33'ünün, sülfür ve amonyak dahil, bu boğazdan geçtiği bilinmektedir.

Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı gerçekleşiyor.

Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonunu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonunu üre oluşturmaktadır.

Katar, Suudi Arabistan ve İran, 2024 yılında, sırasıyla dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında üçüncü, dördüncü ve beşinci sıralarda yer almış ve bu 3 ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25'ini karşılamıştır."Bayramoğlu, modern tarımın gübreye olan bağımlılığının sektörde yapısal bir kırılganlık oluşturduğunu ifade ederek Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda küresel sülfür arzının yüzde 44, üre arzının ise yüzde 30 oranında daralabileceğine dikkat çekti.Büyük tonajlı gemiler için uygulanabilir alternatif bir rota bulunmadığını belirten Bayramoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:"Küresel tarım politikalarının yalnızca üretim artışına değil, gübre arz güvenliğinin çeşitlendirilmesine, enerji girdi bağımlılığının azaltılmasına ve alternatif ticaret koridorlarının geliştirilmesine öncelik vermesi, mevcut krizin gösterdiği yapısal bir zorunluluktur."“Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” önerisiBayramoğlu, 2022’de yaşanan Karadeniz krizi ile 2025’te gündeme gelen Hürmüz krizinin bazı yönlerden benzerlik gösterdiğini belirterek her iki durumda da savaş nedeniyle kritik bir deniz koridorunun fiilen devre dışı kaldığını ve gıda ticaretinin sekteye uğradığını ifade etti.Her iki kriz döneminde de tarafsız bir arabulucuya ihtiyaç doğduğunu belirten Bayramoğlu, şöyle konuştu:"Mevcut krizin 2022 koşullarından yapısal açıdan farklı ve daha karmaşık bir denklem sunduğu göz ardı edilmemelidir.

Karadeniz modelinden ilham alan 'Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi' kurgusunun hayata geçirilmesi teknik ve diplomatik açıdan mümkün görünmektedir.

Bu mekanizma askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek, ithalatçı ülkeler, ihracatçı firmalar, lojistik şirketleri ve uluslararası kuruluşların katılımıyla İstanbul merkezli platform biçiminde işletilebilecektir"Bayramoğlu, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında hayata geçirilen Tahıl Koridoru ile arabuluculuk kapasitesini kanıtladığını belirterek Hürmüz krizinde benzer bir rol üstlenmesinin Ankara’nın stratejik tercihine ve diplomatik zeminin oluşmasına bağlı olduğunu ifade etti."Hürmüz krizinde benzer bir işlev üstlenip üstlenemeyeceği hem Ankara'nın stratejik iradesine hem de krizin çok taraflı çözüm zeminlerine ne ölçüde açık olacağına bağlıdır.

Diplomatik pencereler doğası gereği geçicidir ve teknik hazırlık ile siyasi kararlılığın eş zamanlı oluşmasını gerektirmektedir."

İlgili Sitenin Haberleri