Haber Detayı
Petrol krizine kim ne kadar dayanabilir? Asya ülkelerinin stok ve rafineri kapasitesi belli oldu
ABD ve İsrail'in İran'a saldırması ile fitili ateşlenen çatışmalar Körfez ülkelerine kadar uzanırken, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması küresel piyasaları alt üst etti. Özellikle Orta Doğu petrolüne bağımlı Asya ülkeleri için ciddi riskler oluşurken, petrol fiyatları arz endişeleri ile birlikte 100 doların üzerine çıktı. Analistler ise Asya ülkeleri arasındaki stok eşitsizliklerine ve rafineri kapasitesinin önemli bölümünün çatışma riski altında kaldığına dikkat çekiyor, bunun enerji güvenliği üzerinde ciddi baskı yaratabileceği konusunda uyarıyor.
ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan savaşın enerji piyasalarına etkisi büyürken, uzmanlar özellikle Orta Doğu petrolüne bağımlı Asya ülkeleri için ciddi riskler oluştuğu uyarısında bulunuyor.
Stratejik petrol stokları bazı ülkelerde güçlü olsa da bölge genelinde rezervler arasında büyük eşitsizlik bulunması ve rafineri kapasitesinin önemli bölümünün çatışma riskine maruz kalması enerji güvenliği üzerindeki baskıyı artırıyor.Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasına yol açan gelişmelerin, özellikle ithalata bağımlı ekonomilerde arz güvenliği ve tedarik zinciri açısından yeni kırılganlıklar yaratabileceği değerlendiriliyor.
En büyük stratejik petrol rezervi Çin'deUluslararası veri analitik şirketi Kpler'in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, Asya-Pasifik bölgesinde kara depolama tanklarında şu anda yaklaşık 1 milyar 780 milyon varil petrol bulunduğunun tahmin edildiğini söyledi.Falakshahi, dünya genelinde toplam 722 milyon varil petrolün stratejik depolarda bulunduğunu, Çin'in yaklaşık 400 milyon varil ile en büyük stratejik petrol rezervine sahip olduğunu belirtti.
Japonya’nın rezervleri 265 milyon, Güney Kore’ninki 57 milyon ve Hindistan’ın rezervleri ise yaklaşık 30 milyon varil seviyesinde bulunuyor.Falakshahi, diğer depolardaki petrolün bir kısmının da stratejik amaçla değerlendirilebileceğini belirtti.
Falakshahi, Asya-Pasifik bölgesinde petrol talebinin şu anda günlük yaklaşık 25-26 milyon varil düzeyinde olduğunu belirterek, bunun 21 milyon varilinin ithalatla karşılandığını, 10,6 milyon varilinin ise Basra Körfezi’nden geldiğini vurguladı.
Japonya’nın stratejik petrol rezervlerinden salım yapabileceğine dair söylentiler bulunduğunu belirten Falakshahi, Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan’ın rezervlerinin ithalatı karşılayabilecek gün sayılarında büyük farklılıklar olduğunu belirtti.Çin’in 170, Japonya’nın 132, Güney Kore’nin 33 ve Hindistan’ın 11 gün yetecek rezervi bulunduğunu ifade eden Falakshahi, şu aşamada koordineli bir rezerv salımının olası görünmediğini, ancak Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyelerinin ilerleyen dönemde böyle bir adım atabileceğini söyledi.
IEA Başkanı Fatih Birol ise şimdilik böyle bir ihtiyacın bulunmadığını kaydetti. 6 milyon varillik rafineri kapasitesi risk altındaS&P Global Energy Küresel Yakıtlar ve Rafinaj Başkanı Yardımcısı Dan Evans ise ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimin özellikle Orta Doğu’dan yoğun petrol ithal eden Asya ülkelerindeki rafineri sektörünü doğrudan etkileyebileceğine dikkati çekti.
Krizin ne zaman sona ereceği belirsiz olduğundan hükümetlerin en kötü senaryoya da hazırlandığını belirten Evans, "Bu, iç piyasaya öncelik verilmesi anlamına gelebilir.
Rafine ürün ihraç eden ülkeler için ise rafineri çalıştırma oranlarının iç talebe göre düşürülmesi ve ihracatın yasaklanması söz konusu olabilir.
Çin yeni ürün ihracat onaylarını askıya aldı ve Tayland da ihracatı durdurdu." dedi.
Evans, ithalatçı ülkeler için ise endişe verici durumun bu önlemlerin kartopu etkisi yaratarak yayılması olabileceğine işaret ederek, "Dünyadaki rafinaj kapasitesinin yarısından fazlası doğrudan etkilenecek.
Günlük yaklaşık 6 milyon varillik kapasite Hürmüz Boğazı içinde yer alıyor ve saldırı riskiyle sevkiyat zorluklarıyla karşı karşıya bulunuyor.
Hürmüz dışında, ancak çatışma bölgesi içinde veya yakınında bulunan günlük yaklaşık 6 milyon varillik rafineri kapasitesi de saldırı riski altında.
Bunun yanı sıra çatışma bölgesi dışında yer alan ancak Orta Doğu petrolünü işleyen günlük yaklaşık 42 milyon varil kapasiteli rafineriler de ham petrol tedarikine erişimde sorun yaşayabilir." diye konuştu.
Krizden hiçbir ülke veya rafineri kaçamayacakDünyadaki geri kalan kapasitenin ise genel piyasa sıkılığı nedeniyle dolaylı olarak etkilendiğini ifade eden Evans, şunları kaydetti:"Bu krizden hiçbir ülke veya rafineri tamamen muaf olmayacak.
En dayanıklı olacak ülkeler muhtemelen yerli ham petrole erişimi olan ve/veya önemli stratejik veya ticari stoklara sahip olan ülkeler olacak (OECD ülkeleri ve Çin).
En kırılgan olanlar ise ithalata bağımlı ve stratejik ya da ticari stokları bulunmayan veya çok sınırlı olan ülkeler olabilir (örneğin bazı Afrika ülkeleri).
Uzun sürecek bir kriz, rafinajın stratejik önemi konusunda yeniden düşünülmesine yol açabilir.
Son dönemde rafineri kapasitesinin kapandığı ve ithalat bağımlılığının arttığı ülkeler veya bölgeler bu kriz karşısında daha kırılgan.
Bu durum, gelecekte rafineri yatırımları ve kapatma kararlarını etkileyebilir."