Haber Detayı

Sanatın yeni sihri: Yapay zekâ ve gerçekliğin yeniden yazımı
Dünya+ dunya.com
27/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Sanatın yeni sihri: Yapay zekâ ve gerçekliğin yeniden yazımı

Sanat dünyası her dönemde bir kırılma anı yaşar. Fotoğrafın icadı, performans sanatının yük­selişi, dijital üretimin yaygınlaş­ması… Bugün ise bu kırılma, ya­pay zekâ üzerinden gerçekleşiyor. Ancak mesele yalnızca yeni bir araçla üretim yapmak değil; sana­tın ne olduğu, kime ait olduğu ve nasıl değerlendirileceği soruları­nın yeniden açılması.

Yapay zekâ artık yalnızca bir yazılım değil, üretime doğrudan müdahil olan bir “ortak”.

Büyük müzeler, müzayede evleri ve kü­ratoryal platformlar bu yeni üre­tim biçimini nasıl konumlandı­racaklarını tartışıyor.

Yapay zeka ile üretilen bir görsel bir eser mi­dir, yoksa bir çıktı mıdır?

Sanat­çı, algoritmayı yazan mı, komutu veren mi, yoksa süreci kurgula­yan mı?Bu tartışma özellikle iki eksen­de yoğunlaşıyor: özgünlük ve ni­yet.

Sanat tarihine baktığımızda, üretim teknikleri sürekli değiş­miştir; ancak sanat eserini diğer görsel üretimlerden ayıran şey, çoğu zaman sanatçının deneyimi, bağlamı ve niyetidir.

Yapay zekâ ise devasa veri setlerinden öğre­nir.

Bu veri setlerinin içinde bin­lerce sanatçının, tasarımcının, fo­toğrafçının emeği vardır.

Dolayı­sıyla bugün en kritik soru şu: Bu öğrenme süreci yaratıcı bir sentez mi, yoksa görünmez bir alıntı mı?Telif hakları meselesi de bura­da devreye giriyor.

Eserleri izin­siz şekilde veri setlerine dahil edilen sanatçılar, üretimlerinin makine tarafından “öğrenilme­sini” sorguluyor.

Bu durum, sa­nat piyasasında hem hukuki hem de etik bir tartışmayı büyütüyor.

Büyük kurumlar ise bir yandan teknolojiyi programlarına dahil ederken, diğer yandan bu eleştiri­leri göz ardı edemiyor.Yapay zeka üretimleri koleksiyonlara giriyor Piyasa tarafında ise daha prag­matik bir hareket var.

Yapak ze­ka üretimleri müzayedelerde yer buluyor, koleksiyonlara giriyor ve yeni bir yatırım alanı olarak gö­rülüyor.Refik Anadol’un data-driven AI işleri, Christie’s ve Sotheby’s mü­zayedelerinde milyon dolar sevi­yelerinde alıcı bulurken, Fransız kolektif Obvious tarafından üre­tilen, yapay zeka ile oluşturulmuş portre 432 bin 500 dolara satıldı.

Ancak bu noktada değer mesele­si tekrar gündeme geliyor: Değer, teknik yenilikten mi doğar, yok­sa insani deneyimin derinliğin­den mi?Sanatın yeni aynası Benim için yapay zekâ, sanatın sonu değil; sanatın yeni bir ayna­sı.

Çünkü asıl mesele teknoloji­nin ne yaptığı değil, bizim onunla ne yaptığımız.

Yapay zeka, sanat­çının yerine geçen bir özne de­ğil, sanatçının gerçeklik ile kur­duğu ilişkiyi yeniden tanımlayan bir araç.

Eğer bilinçli kullanılır­sa, düşünsel alanı genişletebilir.

Eğer sorgusuz kabul edilirse, yü­zeysel bir estetik üretime indir­genebilir.Sanat tarihi bize şunu gösterir: Yeni araçlar her zaman direnişle karşılanır, ardından sindirilir ve dönüştürülür.

Yapay zekâ da bu sürecin bir parçası.

Önemli olan, bu dönüşümü yalnızca teknolojik değil, etik ve kavramsal bir tartış­ma olarak ele almak.Bugün asıl sormamız gereken soru şu: Gerçekliği artık kim ku­ruyor?

Sanatçı mı, algoritma mı, yoksa izleyici mi?

Ve belki de ce­vap, her zamanki gibi, bu üçlü iliş­kinin tam ortasında duruyor.

İlgili Sitenin Haberleri