Haber Detayı

Tarihin tek su altı düellosundan geriye kalan korkutan miras
Güncel chip.com.tr
24/02/2026 12:03 (3 saat önce)

Tarihin tek su altı düellosundan geriye kalan korkutan miras

1945 yılında iki denizaltı arasında yaşanan ve tek bir torpidoyla biten meşhur savaş, aradan geçen 80 yılın ardından devasa bir çevre krizine yol açtı. Norveç hükümeti, deniz tabanına sızan tonlarca zehirli maddeyi engellemek için Çernobil benzeri bir yöntemle mühürleme işlemine güveniliyor.

İkinci Dünya Savaşı'nın dondurucu sularında yaşananlar, sadece askeri stratejilerden ibaret değildi.

Alman donanması Kriegsmarine’e ait 1.162 denizaltının okyanuslarda kol gezdiği o yıllar, denizcilik tarihinin en kanlı mücadelelerine sahne oldu.

Müttefik gemilerine göz açtırmayan "U-bot" filosu, savaş boyunca 3 binden fazla gemiyi suların derinliğine gönderdi.

Ancak bu devasa filodan geriye kalan en sarsıcı hikaye, bir zaferden ziyade deniz tabanında uyuyan sessiz bir felaketle ilgili. 9 Şubat 1945'te gerçekleşen U-864 ve HMS Venturer arasındaki çatışma, her iki tarafın da tamamen suyun altında olduğu sırada yaşanan tarihteki tek denizaltı düellosu olarak kayıtlara geçti.Bu sıra dışı karşılaşmanın merkezinde, İngiliz Teğmen Jimmy Launders komutasındaki HMS Venturer bulunuyor.

Shetland Adaları’ndan yola çıkan İngiliz denizaltısı, Almanların "Sezar Operasyonu" kapsamında Japonya’ya çok kritik bir kargo taşıdığı bilgisini almıştı.

Alman U-864 denizaltısı, motorundaki teknik bir arıza nedeniyle suyun altında gürültü çıkarınca İngilizlerin radarına yakalandı.

Yaklaşık üç saat süren gerilimli bir takibin ardından Teğmen Launders, elindeki tüm torpidoları aynı anda fırlatarak büyük bir risk aldı.

Dördüncü torpido Alman denizaltısını ortadan ikiye bölerek 73 mürettebatıyla birlikte derinliklere gömdü.

Ancak bu askeri başarı, beraberinde yarım asır boyunca kimsenin fark etmediği devasa bir çevre krizini getirdi.Okyanusun kalbindeki saatli bomba: 65 ton cıvaDenizaltı enkazları genellikle sadece paslanan çelik yığınları olarak görülse de U-864’ün durumu çok daha vahim bir boyuta ulaştı.

Gemi, Japonya’ya patlayıcı üretimi için gönderilen tam 65 ton sıvı cıva taşıyordu.

Çelik tüplerin içinde saklanan bu ölümcül kargo, denizaltı battığında Norveç’in Fedje Adası açıklarında, yaklaşık 150 metre derinlikte sessizliğe gömüldü.

Enkazın yerinin 2003 yılında tespit edilmesine kadar geçen sürede, tuzlu suyun etkisiyle korozyona uğrayan tüpler sızdırmaya başladı.

Yıllık bazda çevreye yayılan cıva miktarı sadece 4-5 kilogram civarında olsa da bu miktar bile bölgedeki deniz yaşamını ve dolaylı olarak insan sağlığını tehdit eder hale geldi.Norveç hükümeti, felaketin boyutunu fark eder etmez bölgeyi balıkçılığa kapattı ve çözüm arayışına girdi.

Enkazın yüzeye çıkarılması, paslanmış tüplerin tamamen parçalanma riski nedeniyle çok tehlikeli görüldüğü için bu fikirden vazgeçildi.

Bilim insanları ve mühendisler, Çernobil’deki nükleer reaktörün üzerini kapatan yapıdan ilham alarak enkazın üstünü devasa bir tabakayla mühürleme kararı aldı.

Yaklaşık 32 milyon dolarlık bir projeyle, enkazın çevresindeki geniş bir alan kum, beton ve moloz yığınlarıyla kaplanarak cıvanın yayılması engelleniyor.Bugünlerde bu çevre felaketine karşı yürütülen çalışmalar yeni bir aşamaya geçti. 2026 yılı itibarıyla, Norveç hükümetinin hem güvenli şekilde çıkarılabilecek cıvayı tahliye etmesi hem de kalan kısımları kalıcı olarak mühürlemesi beklenen büyük operasyonun başlaması planlanıyor.

Savaşın sona ermesinden on yıllar sonra bile, o günlerden kalan bu ağır miras, doğayı korumak için modern teknolojinin tüm imkanlarını seferber etmeyi zorunlu kılıyor.

İlgili Sitenin Haberleri