Haber Detayı

Ekranlar İran’ı yansıtmıyor
Dünya aydinlik.com.tr
23/02/2026 23:00 (3 saat önce)

Ekranlar İran’ı yansıtmıyor

İranlı uzman Salehi, ABD’nin askeri yığınağını zorlayıcı baskı unsuru olarak niteledi. Tahran’ın önceki müzakerelerden tecrübeyle daha risk odaklı yaklaştığını kaydeden uzman, İran’ın kaçınılmaz bir tehdit görmeden önleyici saldırı yapmayacağını belirtti.

İranlı bir siyasi analist ve yazar Peiman Salehi, İran-ABD arasındaki gerilimi ve müzakereleri Aydınlık’a değerlendirdi.

Bölgede tansiyonun yükseldiği ve askeri hareketliliğin zirve yaptığı bir dönemde, “ABD’nin yığınağı bir savaşın habercisi mi?” sorusu gündemi meşgul ediyor.

Salehi, ABD’nin baskısına rağmen İran halkının Silahlı Kuvvetler’e güveninin tam olduğunu belirterek kamuoyunda havanın sakin olduğunu söyledi. ‘ZORLAYICI SİNYAL VE PSİKOLOJİK BASKI’ Salehi, ABD’nin son askeri yığınağını, kesin bir saldırı başlangıcından ziyade, müzakere çerçevesinde zorlayıcı sinyal gönderme ve psikolojik baskı aracı olarak değerlendirdi. “Washington, müzakere masasında İran üzerindeki stratejik ve zihinsel maliyeti artırmaya çalışmaktadır.” diyen Salehi, “Geçen on yıllar boyunca ABD, pazarlık pozisyonunu güçlendirmek için ileri konuşlandırmaları sıkça bir yöntem olarak kullanmıştır.

Bununla birlikte, genişletilmiş bir askeri varlık otomatik olarak bir savaş kararına işaret etmez.

Bu sevkiyatların görünürlüğü ve kamuoyuna duyurulması, operasyonel bir baskından ziyade caydırıcılık ve baskı amacını taşımaktadır.

Gerçek bir saldırı senaryosu tipik olarak daha fazla stratejik belirsizlik ve daha az retorik maruziyet içerir.” değerlendirmesinde bulundu.

İranlı uzman, Tahran’ın bakış açısından bu tutumun, acil bir savaş planından ziyade, algılanan bir üstünlük pozisyonundan müzakere etme çabası olarak görüldüğünü belirterek, “Temel sorun, bu baskının taviz mi üreteceği yoksa İran’ın kararlılığını mı pekiştireciğidir.” dedi.

İRAN’IN MÜZKERELERE YAKLAŞIMI Salehi, İran’ın bu müzakere turuna, geçmiş deneyimlerin şekillendirdiği artan bir stratejik ihtiyatla yaklaştığını vurguladı.

ABD’nin önceki anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yaptırımların yeniden uygulanmasının, Tahran’daki tehdit algısını temelden değiştirdiğini belirten İranlı uzman, “Bugün İranlı politika yapıcılar müzakereleri güvene dayalı diplomatik bir süreç olarak değil, yönetilen bir risk olarak ele almaktadır.” ifadelerini kullandı.

İran’ın karşılıklı ve doğrulanabilir adımlar atılmadan tavizleri önden vermesinin pek olası olmadığının da altını çizen Salehi, “Vurgu, aşamalı taahhütler ve uygulanabilir garantiler üzerindedir.

Diğer bir deyişle İran diplomasiyi reddetmiyor; önceki süreçte yurt içinde ‘stratejik bir dengesizlik’ olarak görülen durumun tekrarlanmaması için diplomasinin işleyebileceği çerçeveyi yeniden tanımlıyor.” yorumunda bulundu. ‘ÖNLEYİCİ SALDIRI DİPLOMASİYİ SARSAR’ Salehi, İsrail ve Batı medyasında dillendirilen İran’ın önleyici saldırı ihtimallerini de değerlendirdi.

İranlı uzman, Tahran’ın önleyici (preemptive) bir saldırı düzenleyebileceğine dair “spekülasyonlara” temkinli yaklaşılması gerektiğini söyledi.

Salehi, “İran’ın son on yıllardaki askeri doktrini, ilk vuruş stratejisinden ziyade büyük ölçüde caydırıcılık ve misilleme üzerine odaklanmıştır.

Odak noktası çatışmayı başlatmak değil, saldırganlığın maliyetini artırmaktır.” şeklinde konuştu.

İranlı uzman, önleyici bir saldırının, diplomatik manzarayı temelden sarsacağını ve İran’ı böylesine hassas bir anda geniş bir uluslararası baskıya maruz bırakacağını vurguladı. “Böyle bir hamle, Tahran’ın kendisini gerilimi tırmandıran değil, baskı altındaki bir müzakere aktörü olarak sunma çabasıyla çelişecektir.” diyen Salehi, “Bu nedenle, bölgedeki sertleşen retoriğe rağmen, İran ulusal güvenliğine yönelik acil ve kaçınılmaz bir tehdit değerlendirmedikçe, önleyici bir saldırı olasılığı düşük kalmaktadır.” ifadelerini kullandı.

İRAN HALKI SAKİN İranlı uzman Salehi ile İran’daki günlük yaşam ve halkın psikolojisini de konuştuk.

Salehi, İran halkının ruh halinin, birçok dış gözlemcinin varsaydığından çok daha sakin ve vakur olduğunu söyledi. “Sertleşen durum ve bölgesel gerilimlere rağmen günlük yaşam göreceli bir normallik içinde devam etmektedir.” diyen Salehi, “Üniversiteler, okullar, ofisler ve pazarlar rutin faaliyetlerini sürdürmektedir.

Genellikle çatışmanın eşiğindeki toplumlarda görülen yaygın panik alımları veya temel mal tedarikinde sistemik bir aksama yaşanmıyor.” değerlendirmesini yaptı.

İranlı uzman bu göreceli sakinliğin iki yapısal etmeni yansıtmakta olduğunu söyledi: - Birçok İranlı, onlarca yıldır yaptırım ve baskı altında yaşamış, bu da halkın belirli bir jeopolitik gerilim seviyesini kanıksamasına neden olmuştur. - İran’ın Silahlı Kuvvetlerine ve caydırıcılık kabiliyetlerine yönelik önemli düzeyde bir toplumsal güven mevcuttur.

Bu güven her zaman savaş hevesine dönüşmemekte; daha ziyade İran’ın gerekirse kendisini savunabileceğine olan inancı yansıtmaktadır. ‘SOSYAL MEDYA UÇ ANLATILARI BÜYÜTÜYOR’ Salehi, dijital mecralarda, genellikle monarşist veya diaspora ağlarıyla bağlantılı, dış müdahaleyi destekleyen seslerle karşılaşılsa da bu görüşlerin temsil gücünü doğrulamanın zor olduğunu belirtiyor.

Sosyal medyanın genellikle uç anlatıları büyütmekte olduğunu vurgulayan İranlı uzman “Bu seslerin yerel halkın duygularını mı, gurbetçi toplulukları mı yoksa koordineli dijital kampanyaları mı yansıttığı her zaman net değildir.

Genel olarak, İran toplumu ekonomik baskılara veya siyasi tartışmalara bağışıklığı olmasa da hakim psikolojik duruş panikten ziyade direnç (metanet) olarak görünmektedir.” ifadelerini kullandı.

İRAN’IN MÜTTEFİKLERİNİN HAMLESİ NASIL OLACAK?

Salehi, İran’ın bölgedeki müttefiklerinin durumuna dair de konuştu.

İran’ın kendi topraklarına yönelik herhangi bir doğrudan saldırının coğrafi olarak sınırlı kalmayacağını defalarca belirttiğini hatırlatan Salehi, “Bu mesaj verme biçimi esasen caydırıcı niteliktedir.

Amaç, herhangi bir tırmanmanın bölgesel sonuçlar doğuracağını işaret ederek askeri harekatın maliyetini yükseltmektir.

Daha geniş çaplı bir çatışma durumunda, Hizbullah veya Ensarullah gibi İran ile müttefik olan aktörler, muhtemelen kendi stratejik ortamlarına göre bir değerlendirme yapacaklardır.

Ancak, otomatik olarak büyük ölçekli ve koordineli saldırılar başlayacağını varsaymak aşırı bir basitleştirme olur.

İran’ın bölgesel stratejisi tarihsel olarak kontrolsüz tırmanmadan ziyade, ayarlanmış (kalibre edilmiş) yanıtları vurgulamıştır.” değerlendirmesini yaptı.

Stratejik su yollarındaki deniz trafiğinin aksatılması senaryolarının da sıkça tartışıldığını belirten İranlı uzman, “Yine de bu tür önlemler muhtemelen topyekûn bir savaştan ziyade seçici ve baskı odaklı olacaktır.

Buradaki hedef savaşın genişletilmesi değil, saldırganlığın stratejik bedelinin artırılmasıdır.

Özünde, potansiyel müdahalenin temelindeki mantık, karmaşıklık yoluyla caydırıcılık sağlamaktır; yani İran’a yönelik herhangi bir askeri harekatın bölgesel düzeyde maliyetli ve stratejik olarak öngörülemez kılınmasıdır.” yorumunu yaptı.

İran’a karşı ABD’nin kara gücü olacaklar ABD’nin askeri yığınağı artarken terör örgütlerinde de hareketlilik yaşanıyor.

Birkaç ay önce Sistan ve Belucistan ilindeki örgütlerin tek bir çatı altında toplanmasının ardından, şimdi de İran’ın kuzeybatısında faaliyet gösteren beş terör örgütü, İran yönetimine karşı güç birliği yapma kararı aldıklarını duyurdu.

PJAK, Komele, PAK, İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) ve Hebat örgütleri, yayınladıkları ortak bildiriyle, “İran Kürdistanı Siyasi Güçler Birliği” adı altında tek bir flama ve komuta merkezi altında birleştiklerini ilan etti.

Bu hamle, bölgedeki ayrılıkçı dinamiklerin son yıllardaki en kapsamlı kurumsal ittifakı olarak kayıtlara geçti.

Bu durumun ABD ve İsrail ile yaşanabilecek olası bir topyekûn çatışma senaryosunda, İran’a yönelik kapsamlı ve çok cepheli bir terör harekâtına hazırlık mahiyetinde olduğu öngörülüyor.

Devrim Muhafızları komutanları, geçen ay yaptıkları resmi açıklamalarda, dış güçlerin İran’ı etnik hatlar üzerinden parçalayarak “Balkanlaştırma” planı yürüttüğünü vurgulamıştı.

Türk yetkililer de feshedilen PKK terör örgütünden unsuların bir bölümünün İran’a geçtiğini, bu geçişlerle ilgili İanlı makamlara koordinat verdiklerini bildirmişti.

İlgili Sitenin Haberleri