Haber Detayı

DİK BİR YOKUŞ: LİDERLİKTE KADINLAR-11 Azınlıkta olmanın getirdiği stres faktörleri
Berna bridge aydinlik.com.tr
22/02/2026 15:47 (3 saat önce)

DİK BİR YOKUŞ: LİDERLİKTE KADINLAR-11 Azınlıkta olmanın getirdiği stres faktörleri

DİK BİR YOKUŞ: LİDERLİKTE KADINLAR-11 Azınlıkta olmanın getirdiği stres faktörleri

Geçen haftalarda kadınlar için üst düzey liderliğin çok dik bir yokuş olduğunu işlemeye başladım.

Tarihten, geçmişten sayılarla örnekler verdim, kadınların liderlik ve yöneticilik konularında ne kadar az sayıda olduğuna değindim.

Peki neden?

Neydi engeller?

Geçen haftalarda “Gizli Kültür Egemenlikleri”ne ve “Kadınların Sosyalizasyonu Teorisi”ne değindim, özellikle de erkek kültürünün egemenliği nedir sorusunu açtım.

Önceki bölümde görüldüğü gibi kadınlar erkeklerden yönetici konumlarında daha başarısız değildir.

Öyleyse, eşit sayıları sağlamak için kadınları yönetici konumlarına başvurmak ve onları bu konumlarda sebatla devam etmeleri konusunda eğitmek, destek vermek gereklidir.

Erkek adaylar bu tür eğitimi ve desteği resmi olmayan bir şekilde almaktadırlar.

Geçen hafta başladığım kadınlara özel stres faktörleri ile devam ediyorum.

ÖZGÜVEN Özellikle alt yönetim kadrolarında görevli olan yönetici kadınlar özgüven azlığı ve girişkenlik konusunda erkeklere göre daha fazla sorun yaşamaktadırlar.

Yapılan araştırmalar kadınların işyerinde özgüvenlerini hızlı yitirdiklerini ve bunun sonucunun stresle birlikte meslekte ilerlemeye engel olduğu görülmüştür.

Kadın yöneticilere güçlü ve zayıf yanları sorulduğunda önce zayıf yanlarıyla başladıkları, güçlü yanlarıyla ilgili çekingen ve sıkılgan oldukları saptanmıştır.

Özgüvenin tohumlarının ergenlik ve ev ortamında atıldığı düşünülmektedir.

Bu nokta da yine sosyalizasyona işaret eder.

Kadınların iş yerinde kendi becerileri ile ilgili yoğun özgüvensizlik yaşadığı belirlenmiştir TOPLANTILAR Hem erkek hem de kadın yöneticiler toplantı esnasında stres yaşayabilmektedirler.

Ancak, kadın yöneticilerin bunu daha güçlü yaşadığı saptanmıştır.

Bu genellikle kendi yarattıkları bir strestir.

Toplantıya katılmak, bir şeyler söylemek zorunluluğunu duyumsamakta, ama yanlış bir şeyler söyleme kaygısını da yoğun yaşamaktadırlar.

Bir kadın yönetici duygularını şöyle dile getirmiştir:‘Söylediğinin önemli olması için duyarlı olmalısın, gereksiz, anlamsız şeyler söylememelisin.

Herkes sana bakıyor olacak.

Gergin bir ipte yürümek gibi bir şey.

Herkes senin düşmeni bekliyor.

Eğer bir toplantıya gidersen, dalmak, dinlememek, yanındakiyle sohbet etmek gibi bir rahatlığın olamaz.

Söyleyecek bir fikrin varsa söylemelisin.

Ancak odaklanmalısın ve iyi söylemelisin.’ ERKEKLER KADINLARIN SÖZÜNÜ FAZLA KESİYOR Başka bir kadın yönetici şöyle diyor: ‘Bir masa çevresinde erkekler arasında yalnız bir kadın olmak beni rahatsız etmiyor.

Ancak içeri giren kişilerin ‘günaydın beyler’ deyip, ‘ah, pardon sizi görmedim’ diye eklemeleri veya bazılarının bile bile, mahsus böyle davranması bende birileri bana karşı kaba davrandı duygusu uyandırıyor.

Ben aynı kabalığı onlara yinelemiyorum ama söylediğim bir sözle onlara bu toplantıda bir kadının olduğunu ayrımsatıyorum.’ ‘Man Made Language’ isimli kitabında Dale Spender yapılan araştırmalarda erkeklerin kadınların sözünü kadınların erkeklerin sözünü kestiğinden daha çok kestiğini, kadınlardan daha çok konuştuklarını açıklıyor.

Böylece kadınlar için toplantılarda düşüncelerini söylemek bir mücadeleye dönüşebiliyor.

SİNİRLERE HÂKİM OLMAK Hennig ve Jardim etkin yönetici becerilerini geliştirmek isteyen kadın yöneticilere şöyle bir öneride bulunuyor: Geçmişte sıkıntı yaratan durumların yinelememesi için anımsayabildiğiniz tüm olayları bir deftere yazın.

Geçmişle ilgili açık, net bir görüntü geleceği anlamanıza yarayabilir.

Gelecekte sizin ve diğerlerinin verebileceğiniz tepkileri anlayabilir ve önceden düşünerek ne yapmanız gerektiğine olaylar olmadan önce karar verebilirsiniz.’En iyi öneri deneyimli bir kadın yöneticiden geliyor: ‘Eğer gerekmediği yerde sinirlenir ve kendinize hâkim olamazsanız, gücünüzü kaybedersiniz.’ KADIN KİMLİKLERİ AŞINIYOR Başka bir sorun da yöneticiliğin genelde erkeksi bir meslek olarak algılanması olarak ortaya çıktı.

Yönetici kadınların kendi kadın kimliklerini aşındırmadan ve erkeksi görünmeden görevlerini yapmaları için fazladan gayret göstermeleri gerekliliği onları rahatsız ediyordu.  (Hall) Bir erkek duygularını ve düşüncelerini şöyle dile getiriyor: ‘Bunu kabul etmeliyiz.

Kadınların çoğu meslek sahibi olmayı istemez.

Erkekler gibi olmak istemezler.

Bir kadının yönetici olmayı istemesini çok garip buluyorum.

Maskülen, erkeksi bir meslek seçmek çok garip.

Tabii, erkekler de hemşire olmamalı.

Erkekler erkekleri terfi ettirmeli.

Bu böyle olmalı.’ 'ERKEK VE LİDER OLMAK KARŞIT KAVRAM DEĞİL’ Devam ediyor: ‘Kadınlara farklı davranılması veya kadın oldukları için terfi ettirilmesi erkeklere haksızlık olur.

Kızgınlık yaratır.

Kadınlar azınlıkta ve öyle kalmalı.

Onlar yönetici olmamalı.

Birçok erkek bu konuda kızgınlık duyar.

Kadınlar bu açıdan meslek engeli oluyor erkeklere.

Ama beni yanlış anlamayın.

Çalışan tüm kadınları sevmiyorum diye bir şey yok.

Onlar geleneksel olarak kadın mesleklerinde kaldıkları sürece sorun yok.’ (Davidson) Hem kadınlar hem erkekler bunu kabul ediyorlardı.

Tersine, kadınların kadın kimliklerini incitmeden, tatsız iletişimlere girmeden otoritelerini hissettirmeleri için çaba göstermeleri gerekiyordu.'  (Hall) Kadın ve lider olmak karşıt kavram olarak karşımıza çıkıyordu.

Kadınlar hızla olumsuz etiketleniyordu.

PERFORMANS BASKILARI Kadın yöneticiler azınlıkta olunca otoriteleri sorgulanmaktadır.

Yaptıkları her iş dikkatlice yargılanmakta ve yorumlanmaktadır.

Spotların altında olduklarından isimleri toplantılarda geçmekte, örnek olarak verilmektedirler.

Böylece gelecekteki kadın yöneticiler için bir ‘test case’, ‘sınav’ vermektedirler.

Hataları abartılarak söz konusu edilmekte, başarıları halının altına süpürülüp, görmezden gelinip yakınında çalışan bir erkeğe mal edilmektedir.

Kanter, ‘Azınlıktaki kadın yönetici fark edilmek için bir çaba göstermek zorunda kalmaz, hemen fark edilir.

Ancak başarılarını fark ettirmek için çok çaba harcamak zorunda kalır.

Becerisini kanıtlamak için yakınında çalışan erkeklerden iki kat daha fazla çaba göstermek zorundadır’ demektedir. (Kanter) İKİ KAT ÇALIŞMAK ZORUNLULUĞU Yine Kanter’a göre başarısı kanıtlanmış kadın yöneticilerin bile başarılı olmak için vasat erkek yöneticiden iki kat daha fazla çalışmak zorunda olduğu saptanmıştır.

Davidson ve Cooper’da ‘çok çalışma’ ve ‘performans baskısı’na işaret eder: ‘Birçok araştırma kadınların çok çalışması, kendilerini kanıtlaması ve yaptıkları işte erkeklerden daha iyi olma zorunluluğunu saptar.

Performans baskısı genelde erkeklerin kadın yöneticilere karşı olan tutumundan oluşur’. 75 yıl önce Simone de Beauvoir ünlü ‘İkinci Cinsiyet’ adlı kitabında Coleman’ın 2000 yılında yinelediği sorunu yazmıştır: ‘Erkeklerin kadın liderlere olan kızgınlığı epey yaygın olarak saptanmıştır ve kadın yöneticilerin ‘değerlerini kanıtlamaları’ gerekliliğini doğurmuştur.’ İŞ, EV VE ÇOCUK BASKISI Davidson ve Cooper profesyonel kadınların benzer eğitim sahibi ev hanımlarından daha özgüvenli ve sağlıklı psikolojiye olduğunu ama dinlenme ve rahatlama zamanına sahip olmadığını saptamıştır.

Dinlenme ve rahatlama zamanının olmamasının strese neden olduğunu ve stresin strese bağlı hastalıklara neden olduğunu da bulmuşlardır.

Kadın yöneticilerin strese bağlı karşılaştıkları hastalıklar depresyon, kaygı, yüksek tansiyon, baş veya mide ağrısıdır.

Evli ve bekar yönetici kadınlar incelendiğinde evli kadınlarda ciddi şekilde bekar kadınlardan daha fazla olarak kalp hastalıkları saptanmıştır.

Çocuk sayısı arttıkça koroner hastalık olayları da artma göstermektedir.

Ev hanımlarının durumu böyle değildir.

EVLİLİK SORUNLARI Yönetici kadınların ailelerinde iş ve ev ihtilafı yüzünden evlilik sorunları yaşandığı da saptanmıştır.

Ev işi ve çocukları büyütme konusunda kadınlar erkeklerden daha çok görev almaktadır.

Kadın evde daha uzun saatler çalıştığı, bu nedenle erkek dinlenmeye zaman bulurken kadının bulamadığı, bazı erkeklerin ise hiç yardımcı olmadığı saptanmıştır.

Sonuç olarak birçok kadın yönetici eşleri onlara gerekli desteği vermediği için boşanmayı seçtiklerini belirtmişlerdir.

Yapılan araştırmalarla hem erkeklerin hem de kadınların iş ve yaşam tatmini arasında sıkı bir ilişki bulunmuştur.

Bu nedenle her geçen gün kadınların kendilerini desteklemeyen eşleri yerine işlerini tercih ettikleri görülmüştür.

KADININ EŞİNDEN ÇOK KAZANMASI SORUN YARATIYOR Burada ayrıca dikkate alınması gereken konu bu araştırmanın Türkiye’de değil, İngiltere’de yapılmış olmasıdır.

Bu yazılanlar İngiliz aile sistemini tanımlamaktadır ancak Türk aile sistemi ile de hayli benzerlikler bulunmaktadır.

Ayrıca kadın yöneticinin eşinden daha çok kazanmasının veya daha yüksek statüde olmasının da evlilik sorunlarına neden olduğu saptanmıştır. (Cooper ve Davidson) Bazı durumlarda bu sıkıntının ayrılıklara bile neden olabildiği görülmüştür.

İlgi çekici bir nokta da bu kadın yöneticilerin daha sonra kendilerinden daha çok kazanan veya daha yüksek statüde biriyle tekrar evlendiğinin saptanmasıdır.

Elli yaşlarının başında boşanmış bir İngiliz kadın yönetici şöyle bir açıklama yapmaktadır: KADININ STATÜSÜNÜN EŞİNDEN YÜKSEKTE OLMASI DA SORUN ‘Kocamdan daha fazla kazanmak bir sorun oluşturmuştu.

Eşim aşağılık kompleksine kapılmıştı.

Ben merdivenleri ondan daha hızlı tırmanmıştım, onu geride bırakmıştım.

Evliliğim harikaydı ama onun kompleksi ilişkimizi zora soktu.

Yakında tekrar evleniyorum.

Yeni eşimin bana benzer bir kazancı ve statüsü var, evlenmekten bu nedenle korkmuyorum.’ Ekliyor: ‘Gördüğünüz gibi bir kadın yalnızca eşini kazandığı para ile geride bırakmıyor, beyinsel ve düşünsel olarak da geride bırakabiliyor.’ Ancak, yine yapılan araştırmalar her aile için kadının daha yüksek statüde olmasının sorun yaratmadığı, sayıları az da olsa bazı ailelerde erkeklerin eşlerinden daha az kazanmayı ve daha düşük statüde olmayı sorun etmediğini, karısını destekleyip onların başarılarından gurur duyduklarını saptamıştır.

KARISINI DESTEKLEYEN AZ SAYIDA ERKEK DE VAR Elli yaşlarının ortasındaki bir kadın yönetici deneyimlerini şöyle açıklamıştır: ‘Eşim beni destekler.

Ondan çok daha fazla kazanıyorum.

İşte ne yaptığımı eşim bilmez ama evlendiğimiz zaman benim müdür olduğumu biliyordu.

Yaşı da benden küçük ve benim ondan fazla kazanmam onu hiç rahatsız etmiyor.

Sık sık iş seyahatlerine çıkmam gerekiyor.

Eşim de benimle mutlulukla geliyor.’ Özgüvenli ve kendiyle barışık erkekler için karısından biraz geride olmak sorun olmamaktadır.

Ancak bu durumda da arkadaşları ya da aile fertleri onunla dalga geçebilmektedirler.

Yine bir kadın yönetici bunu şöyle dile getiriyor: ‘Eşim kariyerime çok destek oluyor ancak arkadaşlarımız ve aile fertleri her zaman ne olduğunu anlamıyorlar.

Kocamın eve benden önce gelmesi veya benim bir iş seyahatim onunla dalga geçilmesine neden oluyor.’ ERKEK EŞİNİN GÖLGESİNDE KALIYORSA ÇEVRE DALGA GEÇİYOR Yukarıda yazılanları yönetici kadınlar ve yönetici kadınların eşleri yaşar, yönetici erkekler yaşamaz.

Bu deneyimler yönetici kadınlar için yönetici erkeklerden daha fazla stres faktörüdür.

Kadın ve erkek yöneticilerin paylaştığı, ortak yaşadığı birçok stres faktörü vardır.

Örneğin her gün birçok toplantı yapmaları, bir sorun ile uğraşırken bir başka sorunun o anda oluşması, çatışma çözümü, uzun saatler çalışma zorunluluğu, eve iş götürme gibi hem erkek, hem de kadın yöneticilerin yaşadığı ortak sorunlar vardır.

Yönetici kadınlar için bu ortak sorunlara eklenen ev işleri, küçük çocukların bakımı, eşlerin statü veya gelir farkından dolayı huzursuz edici davranışları gibi ev ve sosyal çevreden kaynaklanan sorunları vardır.

Bazen bu sorunlar boşanmaya kadar gidebilir.

Bu ek sorunlar erkek yöneticiler tarafından yaşanmaz.

Haftaya diziye devam ediyorum.

İlgili Sitenin Haberleri